Salgın 5 – Şifre

 

“Ben salgını gördüm. Salgın nedir bilirim”. Demiştim ya! Bunun bir sebebi var. Salgın sözcüğü. İlk ortaya çıktığında. İlk söz edildiğinde. Evet. “Salgın”. O tek bir sözcük ile. Aklımın içinde. Geçmişe bir geçit açıldı. Sanki. O sözcük bir şifre idi. Ve o. Aklıma düştüğü anda. Zihnimdeki bir kapıyı açıverdi. Sanki belleğim. Bir kuş gibi. O kapıdan. Sanki bir yıldız geçitinden giriverdi. Ve geçmişe doğru. Süzülerek. Uçuverdi. uzanıverdi… Sonra. Uçtu. Uçtuu… Uçtuuuu. Ve…

Okumaya devam ediniz>>

Ve gidip. Lise yıllarımdaki. Bir an’a konuverdi! Evet tek bir zaman noktasına. Ne öncesine. Ne de sonrasına. O an’a!

Kimi zaman bir ses. Şifredir. Bir dalga çırpıntısı gibi mesela. Bazan bir koku. Şifredir. Bir kekik esintisi gibi mesela. Bazan bir görüntü. Şifredir. Saçları, etekleri. Rüzgarda uçuşan bir genç kız gibi mesela. Kimi zaman da. Bir sözcük. Tek bir sözcük. Anılar kuyusundan. Bir zaman dilimini. Çeker bugüne getirir. Karşınıza koyuverir. Aklınıza resmeder. İşte. “Salgın” sözcüğü. Yıllar öncesindeki bir zaman dilimini. Kısacık bir dilimi. Aklıma getirdi.

Lisede iken. Fen bölümünü tercih etmiştim. Ama edebiyatı. Özellikle de. Felsefe dersini severdim. Felsefe’ ye. Hiçbir zaman. Bir ders olarak bakmadım zaten. Felsefe konularını. Kapsamını. Ben mi sevdim? Yoksa. Dersin hocası mı sevdirdi? Bunu hala bilemiyorum. Benim bildiğim şu. İlk okulu bitirirken. O zamanlar. Okumayı seven. Ama neleri okuyacağını bilemeyen. Düşünmeyi seven. Ama neleri. Nasıl düşüneceğini bilemeyen. Birisiydim.

Bunları zaman içinde. Alabildiğim kadar öğrenmişimdir. Birdenbire olmamıştır. Adım adım olmuştur. Öyledir. Birilerinin davranışlarında. Bir şeyler görmüş. Birilerinin söylediklerinden. Bir şeyler duymuşumdur. Ve o görüp duyduklarımı da. Bir şekilde almasını bilmişimdir herhalde. Sonuç olarak. İnsan çevresinin de bir ürünüdür. Kimlerle olduğu. Kimlerle hareket ettiği. İnsanı tanımlar. Etkiler ve şekillendirir.

Ama. Lise yıllarımdaki o bir an. Tüm bunların. Tüm bu. İnsani ilişkilerin. Alışverişlerin. Gözlemlerin. Diyebilirim ki. Farkına varmama yol açan. Bir andır. O andan sonra. Adım adım. Aşama aşama. Başka türlü düşünmeye. Kendime başka bir gözle bakıp. Kendimi başka türlü görmeye başladım… Ama sanmayın ki. Her şey o anda. Birdenbire oldu. Yani sanmayın ki. Birdenbire. Birşeyleri farkediverdim. Aydınlanıverdim! Hayır! Hiç de öyle olmadı. Olamazdı da. Hayat kapasitem yetemezdi. Her şey. Sonradan oldu.

Yıllar sonra. Değişik zamanlarda. Yaşadığım değişik olayları. Bir şekilde. O an aklıma gelip. O an ile ilişkilendirdikçe oldu. O anı hatırlayıp. Düşünüp. Yeniden ve yeniden yaşadıkça oldu… Tıpkı şimdi olduğu gibi. Salgın sözcüğünü duyduğum. Andaki gibi.. Bunu ben yapmadım. Bu kendiliğinden oldu. Bunu. Benim de kontrolum dışında. Beynim yaptı. Hani şu. Telefonlara. Bilgisayarlara. Kiralanmak istenen. Kurtulunmak istenen. Pek de kullanılmayan. Bir organ var ya. O işte. Beyin. O yaptı!

Ben. Biraz böyleyim. Bugün. Benim için. Geçmiş ile geleceğin. Kesiştiği bir noktadır. Bugünü yaşarken. Geçmişin anılarını. Ve geleceğin hayallerini. Hepsini birlikte yaşarım. Benim bugünüm. Ne geçmişten. Ne de gelecekten kopuk olarak yaşanmaz. Yani. Ben. Kendi tarzımda. Anını dolu dolu yaşayan bir kimseyim. Ama gününü gün eden bir kimse değilim.. Öykülerini defalarca okuduğum. Sait Faik. Bu düşünceme karşı çıkacaktır biliyorum.. O der ki: “Geriye bakmayın, gelecek için de hayal kurmayın; size ne geçmişi geri verebilirler ne de gelecek hayallerinizi tatmin edebilirler; göreviniz, ödülünüz, kaderiniz, burada ve şimdidir”. Ama öte yandan. Rus asıllı Amerikalı psikiyatrist ve yazar. Irvin D. Yalom. Sanırım o beni anlayacaktır. O der ki, “Şimdiki anı yaşamıyorum. Ya geçmişte ya da asla olmayacak bir gelecekte yaşıyorum.

Aslında bir çok insan için. Hiç de farkettirmeden. Geçmiş. Dönüp dolaşıp sahibini bulur. Bana gelince. Belki de. Herkesten biraz farklı olarak. Bir anın içinden geçerken. Geçmişin beni bulmasını beklerim. Geçmiş gelir ve. Geçmiş benim içimde. İkinci bir kalp gibi atar. Gelecek zihnimde dolanıp dururken…

Bence. Bugünü dolduran. Gelecek ve geçmiştir. Bu bir sürekliliktir. Yoksa. Gün ve an. Perakende olarak. Parça parça yaşanır. O zaman da. Gün. Üretilmiş değil. Tüketilmiş olur. Sanki. Bir kağıt parçasına. Birşeyler karalanmış da. Ardından. Buruşturulup. Çöpe atılmış gibi olur. Ve. Hiç bir iz bırakmaz. Hiç bir günü. Hiç bir anı. Çöpe atmak istemem. İz bırakmayınca da. Hiç bir şey birikmez. Yani. Hayat dolmaz.… Ve o zaman. Sorarım. Yaşamak nedir? Eğer geçmişi siliyorsam. Ve geleceği hayal etmiyorsam!. Bugünün ne anlamı kalır ki!..

İşte şimdi. Bir salgın sözcüğü ile. Karşı karşıya kalınca. Yine o an. Aklıma düştü. Hem geçmişe bağlanıverdim. Hem de geleceğe bir köprü kuruverdim..

Geçmişte. “Veba”. Gelecekte ise. “Sis”… 

devamı gelecek>>

önceki : Salgın 4 –

izleyen: Salgın 6 – 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s