Seçim 10 – Bitmeyen Resim

“Seçimler kaderin menteşeleridir” / Edwin Markham (1852 – 1940 / Amerikalı şair)

Emin olun. Fazla uzağa gidemezsiniz. Kısa sürede. Bir yerlerde çakılır. Bloke olursunuz. Ve hayatınız durur! Yani. Tabii ki yaşarsınız. Gözleriniz görür. Kulaklarınız da duyar. Tabii ki. Nefes alır verirsiniz. Ama. Hayatınız akmaz. İlerlemez!.. İsterseniz bir deneyin. Bir sabah kalktığınızda. Kendinize şöyle bir söz verin. “Bugün hiçbir seçim yapmayacağım!” diye. Bakalım neler olacak! Ya da olmayacak… Ben söyleyeyim.. Hazırlıklı olun! Hiç farketmemiş olduğunuz bir şeyi kavrayacaksınız.

Okumaya devam et

Abede 8 – Süt Tozu

“Hayranlık, esaret getirir.”

Henry Van Dyke (1852 – 1933. Amerikalı şair, yazar.)

Abedeye hiç gitmedim. Yalnızca bir kez. Kanada sınırında. Niagara şelalesi üzerinden. Abedeye uzaktan baktım. Hepsi bu!… Mesleğim gereği. Davetler aldım. Gidebileceğim. Kongreler toplantılar oldu. Gitmedim!.. Mesleğim gereği olmasa da. Arizona’daki Grand Canyonu. Alaskadaki Mendenhall buzul mağaralarını… Hatta. New York’daki Metropolitan sanat müzesini. Bir ihtimal. Beyaz sarayı bile. Merak edebilirdim. Ettim de. Ama gitmedim! Kısmet değilmiş. Allah nasip etmedi! Deyip geçiştirilebilir. Ama hiç de öyle değil! Sebebini biliyorum…..

Okumaya devam et

Abede 7 – VOA

“Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar, özünü görmek isteyen cana bakar.”

Mevlana (1207 – 1273)

Abede beni ıskaladı dedim ama…. Abede ıskalamış olsa da. Önünde sonunda. Değişik yollarla. Bir şekilde. Düşer avının peşine. Abede asla vazgeçmez. Abede kararlıdır. Abede işini yarım bırakır mı hiç? O. Yani abede. Kimsenin. Ve hiç bir işin. Peşini bırakmaz. Nitekim….

Okumaya devam et

Abede 6 – Kabuk

Sen eşsiz biri olarak doğdun. Bir kopya olarak ölme.

John Mason (1600-1672)

Çölü sevdim! Ama aslında…

Ben bir sahil çocuğuyum. Kıyıda olmam gerekir. Benim. Suyu görmem gerekir. Ben kendimi. Kumsallarda sahillerde  iyi hissederim.. Ve ayrıca. O su akıyorsa. Rüzgar dalgaları köpürtüyorsa. Ağaçları sarsıyorsa. Martılar. Güvercinler. Ve her tür kuş. Rüzgarla oynaşıyorsa… Yani tabiat. Kendini gösteriyorsa. Çok daha mutlu olurum…. Bunların hiçbiri. Çölde yok! Ama yine de. Çölü sevdim!

Okumaya devam et

Abede 5 – Aparatlar

İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm” Albert Camus (1913-1960)

Çöl beni düşündürdü!….

Sonraları. Düşündüklerimi sorguladım. Sorduklarımı da araştırdım. Ve mesela karşıma “O” çıktı! O kim?.. O. 1990 lı yıllarda. NewYork da. Rockfeller vakfındaki bir toplantı için. Konuşmacı olarak çağırılır. Almanyada doğan. Okumaya merakı olan. Aşırı zeki biridir o… Gittiği her okulu birincilikle bitirmiş. Şimdilerde. 100 yaşına merdiven dayamış. Abedeli bir  diplomattır o. Ayrıca o. Her dönemde. Olağanüstü bir danışman olarak ülkesine hizmet eden. Ülkesine vatanına. Belkide birçok başkandan çok daha fazla yararlı olan. Bir politik bilimci ve politikacıdır. Kimdir bu abedeli derseniz……

Okumaya devam et

Abede 4 – Piyongiller

Bir suda iki balık kavga ediyorsa, oradan, beş dakika önce, uzun bacaklı bir ingiliz geçmiştir

/ Kızılderili atasözü

Sonsuz bir karanlığın içinde. Bir kum taneciğinin üzerine düşüvermiş. Ve bir hayata rastlayıvermişiz… Kıymetini bilsene insan kardeşim! Ne gezeer!.. André Gide’ in deyişi ile: “ Kendi kendinin mutluluğuna engel olma yolunda, insan fevkalade beceriklidir.” Gerçekten de. Olup bitenlere bakınca. Bazılarının işi sanki bu. Huzuru bozmak. Mutluluğu engellemek. Bazılarının hesabı kitabı bu. Nasıl kötülük yaparım hesabı. Nasıl karalarım planı. Gün geçmiyor ki. Yeni bir bomba patlamasın. İş bu! Mutluluğu bombalamak. Tabii ki bu konuda. Abede tek değil. Kötülük oyunları her yerde. Orada. Burada. Ve bizde de. Ama. En usta olanların başında. Hiç kuşkusuz. Abede giller geliyor!

Okumaya devam et

Abede 3 – Kuyu

“Hepimiz aynı bataklıkta yaşıyoruz; ama bazılarımız yıldızlara bakıyor” / Oscar Wilde

O sığınaktan çıkarken. Aklımda. Bir soru dolanıp duruyordu. “Bu bombalar kime atılıyor? Bu bombalar neden atılıyor?” O gün için. Bu soruları cevaplayacak. Bilince sahip değildim. Hem bilgisiz. Hem de ilgisizdim. Ama şu abede yok mu! Şu abede! Önce ilgimi çekti. Araştırmaya başladım onu. Sonra da. Adım adım. Beni bilinçlendirdi. Yaptıklarıyla. Ve yapmadıklarıyla… Sağolasın abede!….

Okumaya devam et

Abede 2 – Bombalar! Bombalar!

Afganistan’da çocuk çok ama çocukluk yok. Dünya da öyle değil mi, insan çok ama ‘insanlık’ yok.” / Khaled Hosseini (1965 – … )

O gün. Sabaha karşı. Gürültüyle uyandım. Gök gürültüsü gibi bir ses ile. Arka arkaya. Düzenli patlamalar. Parıltılar.. Önce. Fırtına ve yağmur diye düşündüm. Ama. Libyada. Yağmur ne gezer! Ara ki bulasın! Libyada gök gürültüsünü de özlersin. Şimşek parıltılarını da!.. Kara bulutları bile ararsın… Eee o zaman!?

Okumaya devam et

Abede 1 – Amerika! Amerika!

Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruzF.Nietzsche(1844-1900)

Tutucuyum! Ama tabii ki. “Gericiyim” anlamında değil!.. Tutucuyum derken. Bu. Belirli konularda . Elimdekilerden. Eğer ki keyif alırsam. Etrafımdakilerle. Kendimi iyi hissedersem. Yenisini aramam. Anlamına gelir. Belki de. “Maymun iştahlı değilim” demeliyim… Mesela. Yurt dışına gitmeye hiç özenmedim. Ülkemde. Kendimi iyi hisseder(d)im. Topraklarıma. Hatta mahalleme fazlasıyla bağlıy(d)ım. Aslında. Bir şeye. Aniden. Ve kolay kolay bağlanamam. Ama bir kez. Bağlanırsam da. Kolay kolay bırakmam… Terketmem!

Okumaya devam et

Sergiler 1 – Kuyruk

Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk” / Victor Hugo (1802 – 1885)

O gün. Şaşırıp kaldım. Birisi. Bir heykelin. Yani bir eserin. Karşısına geçmiş. Düşünüp duruyor. Bir iki dakika değil. Uzun süre. Heykele bakıp duruyor. Düşünüyor mu düşünmüyor mu anlayamıyorum. Önceleri hareketsiz. Sonra hareketlenip. Sağdan bakıyor. Ardından soldan. Sonra etrafında bir dolanıp. Tekrardan.  Heykelin tam  karşısına geçip. Duruyor. Hareketsizleşiyor. Düşünüyor… Herhalde eseri anlamaya çalışıyor! Diye düsünürdüm. Başka ne olabilirdi ki! Ama aynı anda da. “Bir eseri anlamak bu kadar zor mu?” diye düşündüm. Zor mu?

Okumaya devam et