Tesadüf Kapıları

Onlar. İki yolcu. Yoldalar. Kapılar açılıyor. Kapılar kapanıyor önlerinde. Tesadüflerin açtığı kapılar. Ve kapattığı. Her insana olduğu gibi.

Onlar. İki arkadaş değil! İki farklı ülkeden. İki farklı insan. Onsekizinci yüzyıldan. Birbirlerini tanımazlardı. Bunlardan birinin önünde. Sanat kapısı açıldı. Girdi o kapıdan. Ressam olmak istiyordu. Ressamlığa büyük merak duyuyordu. Çocukluğundan beri. Kendisini ressamlığa adamıştı adeta. Diğeri ise, 15 yaşındayken. Kasap çırağı olarak yaptı eğitimini. Kasaplık kapısı açıldı önüne. Kasaplık diplomasını aldı. Köy yaşamının sadeliği içinde büyüdü. Babasının yanında çalışmaya başladı. Kasaplık ve hancılıkla. Onlar iki arkadaş değildi. Biri ressamlık yolundaydı. Diğeri de kasaplık. Ama daha. Açılacak kapanacak çok kapı vardı. Önlerinde.

Okumaya devam et

Yönetiminherşeyi 9 – Flüt

Tek göz bantlı. Siyah. Ayağın teki tahtadan. Kolların biri. Kanca. Kaptanlığa yükselmek kolay mı? O bir kaptan. Kalyon kaptanı. Üst yönetici. Sert bakışlarla güverteyi süzüyor. Güvertenin iki yanında. Forsalar kürek çekiyorlar. Köleler. Ayaklarından zincirli. Başlarında eli kırbaçlılar. Motivatörler diyelim mi? Direklerin birinin üstünde. Bir tayfa. Uzakları gözlüyor. Planlamacı. “Kara göründüüü!” diye bağıran. Hepsi bu değil. Bir kişi daha var. O pek farkedilmez. Ama vardır. Çıkardığı sesten biliriz. Bir tür davul sesi. Tempolu …bum..bum..bum.. Ritmik. Yunanlılar flüt kullanırmış. Davul yerine. Kürekçiler için. Kürekler, aynı anda kalksın. İnsin. Çekilsin diye. Aynı anda. Hep birlikte. Yani. Koordinasyon. Bazan dörtbin kürekçi için. Kolay mı? Flütçü yoksa. Kalyon ilerlemez. Yalpalar. Sağa sola.

Basitçe söylersek: İş var. İşbölümü var. Lider. Plan. Onlar da var. Amaç da. Motivasyon da. Hepsi var. Ama. Koordinasyon yoksa eğer. Gemi ilerlemez. Döner durur. Boşuna çaba!

 

MKA 4 – Geometri Bilmeyen Giremez!

Ölümünden bir yıl kadar önce. 1937 sonbaharında. Mustafa Kemal hastadır. Hasta olduğunu bilmektedir. Yapabileceği birçok şey vardır. Ama o. Kalkar Sivasa gider. Vaktiyle Sivas kongresini topladığı lise binasına. Bu ziyaret sebepsiz değildir. Dokuzuncu sınıfın geometri dersine girer. Bu dersi izler. Öğrenimin eski terimlerle yapıldığını görünce. Canı sıkılır. Galiba biraz da hiddetlenir. Bu anlaşılmaz terimlerle öğrencilere bilgi verilemez diyerek kitabı atar. Sonra ne yapar? Çıkıp gider mi?

Okumaya devam et

Yönetiminherşeyi 8 – Lokma

 

Bir lokma. Atarız ağzımıza. Çiğneriz. Sonrasında. Neler olur neler! Önce. Tükürük salgıları. Hamur gibi yoğurur lokmayı. Ardından. Yemek borusundan yolculuk. Ve mideye iniş. Midede. Asitli su ve enzim banyosu. Sonra üç metrelik bir yolculuk. İnce bağırsakta. Lokma besin olur. Her besin kimyevi maddelere ayrılır. Çeperlerden emilir. Kana karışır. Her madde işe yarayacağı organa gider. Göze. Kalbe. Ciğere. Kalanlar posadır. Kalın bağırsağa. Oradan da dışarı. Tüm bu işler 24 saatte tamamlanır. Lokma sindirilir. Bu lokmadır insanı yaşatan. İnsanın yaptığı. Sadece çiğnemek. Ötesi sistem.

Organizasyonların lokması bilgidir. Bilgiyle beslenir kurum. Bilgiyle yaşar. Eğer sindirilirse. Bilgi fikir olur. Fikir kararı yaratır. Karar eylem olur. Eylem sonuç verir. Ne zaman ki sonuç fayda üretir. İşte o an. Bilgi sindirilmiştir. Basitçe söylersek: Bilgiyi sindirecek sistemler yoksa. Ve beyinler kendi aklıyla düşünmüyorsa. Bilgi posadır. Hazımsızlık yapar.

 

Yönetiminherşeyi 7 – Kaya Parçası

 

Önce taşları temizledim. Zor olmadı. Sonra da ayrık otlarını söktüm. Uzun sürdü. Fakat bitirdim. Ama. Bahçenin ortasındaki o iri kaya parçası var ya! Onu ne yapacağımı bilemiyorum. Zorladım. Kımıldatamadım bile. Gücüm yetmiyor. Birilerini mi çağırsam. Elbirliği ile kaldırırdık. Sonra da toprak getireceğim. Ekip biçmek için…Amacım bu. Ayrıca. Yaşlanmış ağaçları da budamam lazım. Ama. Çok yüksekler. Tek başıma yapamam. Bir alet bulmalıyım. Kimden? Nereden? Kısacası. Yardıma ihtiyacım var.

Bir organizasyonda yaşanan olaylar da bundan farklı değildir. Amaçlar yetenekleri aşar. Aşınca da. Birlikte çalışır insanlar. İşleri bölerler. Sonra da işbirliği yaparlar. Yani yardımlaşırlar. Ve bu sebepledir ki. Yöneticiler. Pek farketmezler ama. Özünde. Yardımlaşmayı sağlamalı. Yardımlaşmayı yönetmelidirler. Basitçe söylersek: En temelde. Organizasyonun ihtiyacı. İnsanların yardımlaşmasıdır. Bir amaç için. Yardımlaşmayı sağlayamıyorsan. Yarattığın sorunları çözer durursun. Yönetmezsin. Yorulursun.

 

 

BüyükAkıntı 15 – Ada

 

Lastiğe tutunayım derken. Kafam takaya çarptı. Denizin ortasında sarsıldım. Arkadaşların da yardımıyla. Akıntıyla yüzerek. Adaya çıktık. İyiki de varmış. O ada. Yorgunduk. Güçsüz kalmıştık. Adaya sığındık. Bu adayı oldum olası sevmişimdir zaten. Yürüyerek ilk okula giderken uzaktan görürdüm. Yedi sekiz yaşlarımda ulaşılmaz bir yer gibi gelirdi bana. Düşünsenize. Suyun ortasında bir taş yığını. O neden orada? Oraya nasıl gidilir ki? Gidilir de ne yapılır ki?

Okumaya devam et

Mektep 9 – Canlı Kopya

Sonraki yıllarda, “anılar müzesi” bizi hep çağırdı. Yani, mektep anılarımız. Bizler de o günleri yeniden ve yeniden yaşamak istedik. Geriye gitmek istedik. Gidemezdik ki? Nasıl gidecektik ? Önce hayat çıktı yolumuzun üstüne. Başka bir hayat. O güne kadar tanımadığımız. Yeni yeni amaçlar koydu önümüze. Giderek yükselen sorumluluklarla yüzleştik. Birşeyler olmaya çalıştık. Zorlandık. Ama. Hep aynı düşünce. Hep aynı soru. Dürttü durdu beynimizi. Hayatı, mektepteki gibi yaşayabilir miydik?

Okumaya devam et