Tesadüf Kapıları

Onlar. İki yolcu. Yoldalar. Kapılar açılıyor. Kapılar kapanıyor önlerinde. Tesadüflerin açtığı kapılar. Ve kapattığı. Her insana olduğu gibi.

Onlar. İki arkadaş değil! İki farklı ülkeden. İki farklı insan. Onsekizinci yüzyıldan. Birbirlerini tanımazlardı. Bunlardan birinin önünde. Sanat kapısı açıldı. Girdi o kapıdan. Ressam olmak istiyordu. Ressamlığa büyük merak duyuyordu. Çocukluğundan beri. Kendisini ressamlığa adamıştı adeta. Diğeri ise, 15 yaşındayken. Kasap çırağı olarak yaptı eğitimini. Kasaplık kapısı açıldı önüne. Kasaplık diplomasını aldı. Köy yaşamının sadeliği içinde büyüdü. Babasının yanında çalışmaya başladı. Kasaplık ve hancılıkla. Onlar iki arkadaş değildi. Biri ressamlık yolundaydı. Diğeri de kasaplık. Ama daha. Açılacak kapanacak çok kapı vardı. Önlerinde.

Okumaya devam et

MKA 3 – Fen

 

 

Mustafa Kemal, 57 yıllık yaşamında. En çok ne yapmıştır diye sorulsa. Cevap bellidir. “ Kitap okumuştur“. Binlerce kitap. Yüzlerce Feylesof. Düşünür. Fransız devrimini hazırlayan Rousseau’ yu okumuştur mesela. Sosyoloji biliminin kurucusu  Comte‘ u. Modern felsefenin kurucusu Descartes‘ ı. Rousseau. Daha çocukken, “matematik” ve çizim dersleri almıştır. Müzik notaları ile matematik arasında ilişki kurmuştur. Comte. “Matematik ve fen” bilimleri eğitimi almış. Sosyoloji de, fiziğin ve matematiğin yöntemlerini kullanmıştır. Descartes. Aklımızı işletmek için “matematiği” kullanmalıyız demiş. “Geometrik” yöntemi metafiziğe uygulamıştır…. Bunlar öylesine seçilmiş örnekler. Ama. Üçü de düşünür. Üçü de matematikle düşünüyor. Ve üçü de çağ açmış. Ne olur, tesadüftür demeyin!

Okumaya devam et

Mavi Kuş

 

Yeni bir yıl yeni bir mutluluk getirir mi? Belçikalı yazar Paul Maeterlinck. Mutluluk istiyorsan. Onu arayıp bulacaksın demeye getirir. Mavi Kuş isimli kitabında. Bir akşam onu aramaya çıkar. Mavi kuşu. Yani mutluluğu. Bir kervanla. Köpeği. Kedisi. Işığı. Ateşi. Suyuyla. Bir de boş kafes. Mavi kuşu bulunca. Koymak için. Hiç kaçırmamak üzere. Mavi kuş nerededir? Ormanda mı? Ay aydınlığında mı? Kart ağaçların dallarında. Kocamış meşe’ nin kovuklarında mı? Bulamaz ama yılmaz.. Boş kafesi sallayarak. Gelecek ülkesine girer. Gölgelerin dolaştığı ıssızlığa. Arar durur. Büyük kapılardan girer. Taş köprülerden geçer. Sisli tepelere tırmanır. İzine bile rastlayamaz….Belki inanmayacaksınız. Ama. Ben rastlamıştım.

Okumaya devam et

MKA 2 – Müselles-i mütesaviyul adla

 

Boyut. Uzay. Yüzey. Çap. Teğet. Üçgen. Yay. İkizkenar. Artı.… Öylesine seçtim. Geometri kitabından. Daha da sayabilirim. Düşey. Çember. Açıortay. Taban. Eşit. Türev. Yatay.… Bu liste uzar gider. Mustafa Kemal türetmiş bu sözcükleri. Başlıkta. Anlamadığınız. Okuyamadığınız harf yığını var ya. Ona da “Eşkenar üçgen” demiş. Ne kadar yalın ve anlaşılır değil mi? Hepsi, kendi yazdığı Geometri kitabında. Siz hiç, geometri kitabı yazan bir önder duydunuz mu?

Okumaya devam et

Yalanın yalanı

Aslında. Yalan, dünyanın ayarını öylesine bozdu ki. Artık hiçbirimiz bunun dışında kalamıyoruz. Bir şekilde…İstesek de istemesek de. Farkında olsak da olmasak da. Yalanın içindeyiz. La fontaine, “her insan yalan söyler “ der. Bir açıdan söylemek zorundadır. Sosyal hayatın gereği. Birlikte yaşayıp da.. Birbirini kırmamanın gereği. Dostuz ya! Hep öyle söylenir. Ama, kimileri için de, çıkarları zedelememenin. Kim bilebilir?

Okumaya devam et

Ayar Bozuldu

 

Dünyanın ayarı kaçtı. Bu ne zamandır böyledir bilemiyorum. Ama açıkça görünüyor. Dünyanın ayarı kaçtı. Koyu bir karanlık ortasında , anlamsız bir şekilde duran mavi bilyanın fiziksel bir özelliğinden söz etmiyorum. İklim değişikliklerinden.. Ya da dünyamızın ekseninin kaymasından filan.. Ayar derken. Bu küçücük bilyanın üzerindekilerden. Onlardan söz ediyorum. Kendini bir şey sanıp da. Aslında bir hiçlik olduğunu farkedemeyenlerden. Yani insanlardan. Ayarı kim kaçırdı sanıyorduk?

Okumaya devam et

Çıplak

 

O kadar kolay mı sandın? Hiç de değil! Önce soyunacaksın. Ya da arınacaksın diyelim. Yanlış anlaşılmasın. Terkedeceksin bir şeyleri. Başkaca bir yolu yok bunun. Sahip olduğun herşeyi bırakacaksın. Hiç bir şey kalmayacak üstünde. Bu bir arınma. Fazlalıkları atacaksın . Sadece sen ve sen kalacak. Ancak o zaman anlayabilirsin. O da belki.

Okumaya devam et