Kutu 8 – Kelebeğin İntiharı

 

İyilik sürgündeyken. Kapatıldığı zindanda. Kötülük. Meydanı boş buldu. Aldı başını gitti. Sonuçta. Çıkar için iyilik. Eşiği de aşıldı. “Çıkar için kötülük” var artık. İlk çağları saymaz isek. Rönesans’ la birlikte. İnsan bir amaçtı. İnsan. Herşeyin ölçüsüydü. Zamanla. İnsan bir amaç olmaktan çıktı. Bir araç oldu. Kullanılan.. Bugün. “Network” denilen de bu! “Kullanışlı İlişkiler”. Ama dedim ya! Burada durmadı. Sonrası var…

Okumaya devam et

Dünyanın En İyisi

Sezar. İskender. Napolyon.. Ayağa kalkın. Büyüğünüz geliyor! ” İtalyan spiker. Duyuruya bu sözcüklerle başlar. Tarih. Onkasımbindokuzyüzotuzsekiz’ dir. Mustafa Kemalin naçiz vücudunun. Yani fiziksel varlığının. Son bulduğu gün. İtalya radyosu. Mustafa Kemal’ in. Vefatını duyurmaktadır. Tüm dünya gibi.

Okumaya devam et

Kutu 7 – Zindandaki İyilik

 

Kötülerin araçlarını kullanmak. Ama aynı zamanda iyi olmak. Ve iyi kalabilmek. Macchiavelli’ nin bu görüşü. Pek de aklına yatmamıştı Bay X’ in. “Kötülükle mücadele. Bu kadar kolay olsaydı. Ben kendimi boşluğa bırakır mıydım hiç?” diye düşündü.. Bay X’ in. Şimdiye kadar yaptığı. Köşeden izlemekti. Karışmamak. Bulaşmamaktı. Önüne engeller çıksa da. Çatışmayıp. Yanından geçmekti. Hepsi. Acı duymamak için. Evet. Bir mücadele yaptı. Ama. Onun tüm mücadelesi kendi içinde oldu. Tükenmez bir iç didinme yaşadı. Ve dayanılmaz bir noktaya gelince de. İşte. Boşluktan aşağı bıraktı. Kendisini. Aklını kurcalayan. O soru ile birlikte: “Başka ne yapabilirdim ki?

Okumaya devam et

Kutu 6 – Bir Avuç İyilik

Bay X’ in. Sorduğu soru bu. İyiler kötü mü olsun? Acı çekmemek için. Onsekizinci yüzyıl aydınlanmacısı Voltaire’ e bakarsak. Kötülerin. Bu dünyada. Bir misyonu vardır. Fransız düşünür Voltaire der ki: “Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı sınamaya yararlar”. Bu ifadeye bakınca. Ne anlamalıyız? Öncelikle. “Kötüler. Başka da bir işe yaramazlar!” anlamı var gibi. Ayrıca. Voltaire de kabul etmiş ki. İyi insanlar azınlık. Ne diyor? “Bir avuç!

Okumaya devam et

Kutu 5 – İyiler ve Kötüler

 

En üstteydi. Kutunun en üst noktasındaydı. Doyasıya bir nefes aldı. Uzaklara baktı. Derinlemesine. Güneşe ve gölgelere. Salınan çalılara. Uçuşan yapraklara. Akan suya. Esen rüzgara. Bir kaç adım attı. Zirvedeki. Helikopter pistinin yanından geçerek. Çatının. Tam kenarına geldi. Durdu. Uzun süre öyle durdu. Sonra. Kollarını iki yana açtı. Ve. Yükseldi parmak uçlarında. Uçmak istermiş gibi. Ama birden….

Okumaya devam et

Kutu 2 – Bay X


 

Evet. O’ da buradaydı. Ona “Bay X” diyoruz. Sahiden de “X” idi. Yani bilinmeyen. Diğerlerinin gözünde. Hep cilalı. Parlak ayakkabıları olmasa. Bir takım elbise içinde kundaklanmış gibiydi. Kompekste yaşıyordu. Çoğu gibi. Bu rezidansta oturur. Buradaki ofiste çalışır. Alışveriş için buradaki “Shopping Center” a gider. Buradaki “Fitting Center” da sporunu yapardı. Geçişlerinde. Giriş çıkışlarında. “Concierge” ’ e tebessüm ederdi. “İyi biri” diye bilinirdi. Yani “kötü”lüğü görülmemişti. Kompleks sakinlerinin gözünde. Bir çatışması. Bir çıkışması. Bir sataşması olmamıştı. Kendi halinde biriydi. Hafiften gizemli. Yani sadece bilinmeyen değil. Aynı zamanda. “Çözümlenemeyen” biriydi. Diğerlerinin gözünde.

Okumaya devam et

Anlam’ın ölümü

Mesela “Kanka”. Bir sözcük işte. Öylesine söylenen. Ya da “ben yok biz var”. Bu da birkaç sözcük. Öylesine söylenen. Ne bileyim ben! Mesela. ”değişmeyen tek şey değişimdir”. Arkası kalabalık bunların. “ Farklılıklarımız zenginliğimizdir”. “Ben bitti demeden bitmez!”. Hangi birini söyleyeyim! ” Birlikte başaracağız” , “Biz bir aileyiz” Ya da “Ortak akıl”, ezber bozmak”, “Hiçbirşey aynı olmayacak ..gibisinden. Falan filan Feşmekan. Demem o ki..İnsanlar şifrelerle konuşur oldu. Etiketlerle. Beynin ürettiği düşüncelerle değil. Kulağa yapışmış sözcüklerle. Klişelerle. Oradan buradan. Derinliğini bilmedikleri sözcüklerle. Bunlardan birine bakalım isterseniz. Bakalım mı aşkım? Evet! Sözcük o: aşkım! Hadi bakalım.

Okumaya devam et