Büyük Buhran 1 : Felaket Ahmet

Annesi ve babası adını “Burhan” olarak koymuş. Ama biz ona “Buhran” deriz. Burhan. Dede adıymış. İlahi aydınlık demekmiş. Ve bu sözcük. Kitaplarda geçermiş. Galiba ilahi kitapların birinde. Her neyse! Bunları bize anlatır anlatır övünürdü. Bir çocuk. İsmiyle neden övünür durur ki. Bunu pek anlayamazdık… Okumaya devam et

Yeni Yıl 1 – Boşluk

Saymayı uzun süre önce bıraktım. Günleri. Haftaları. Ayları. Yılları. Hiç birini saymıyorum. Aslında. Hesabı kitabı bilirim. Sayılar ise. Beni büyüler. Aritmetik. Cebir. Hele ki geometri. Çok severim. Matematik. Onsuz olmam. Tabiatın dilidir o!.. Ama. Saymayı bıraktım. Çok öncesinden. Özellikle de zamanı saymayı… Takvim dediğimiz. Bence. Hırs dolu insanın. Zamana da hükmedebilmek için yaptığı bir kurguydu. Ama. Sonrasında. İnsanı hakimiyeti altına alan bir hapishane oldu…. Düşündüm de. Neden takvimin esiri olayım ki!

Okumaya devam et

Sinek 5 – Trajik bir durum

Sinekler de iletişim kuruyorlardır. Ama kavramları yok. Sineklerin. Savaşma niyetine sahip olduklarını da sanmıyorum. Sinekler savaş yaparlar mı acaba? Birbirlerini kovaladıklarını farkediyorum. Ama galiba savaşmıyorlar. Sinekler ticaret de yapmıyorlar. Sineklerin markaları da yok.. Bunların hepsi. Ama hepsi. Biz insanların marifeti! Sinekler. Silahlanmıyorlardır da… Silahlanmadıkları için de…

Okumaya devam et

Sinek 4 : Sineklerin cehaleti

İnsan denilen canlı. Öyle şeyler yapıyor ki! Konuyu neresinden tutacaksınız! Garip bir sinek. Dünyanın bu kadar sahtekar olduğunu. Nereden bilebilir?.. Bilemez! Daha da bilemediği çok şeyler var! İnsan hayatı ile ilgili… İyi ki de bilmiyor. Yani bazan. Öyle anlar oluyor ki.. İnsanın sinek olacağı geliyor… Erasmüs boşuna dememiş. “ignorantia est blis..” diye…

Okumaya devam et

İmamın Hutbesi 5: Kelebek

Hint özdeyişi öyle demiş: “Ölecek karga, kırılacak dala konar”.

Kargalar dallarda. Bir avuç karga. Hepsi aynı ağacın üstünde. Dallar çürük mü ne! Ağaç da. Çürümüş mü artık?  Ya kargalar. Uçacaklar mı? Düşecekler mi?.. Boş sorular bunlar! Neden soruyorum ki? Bir “son“. Her zaman vardır. Gün gelir. Başlayan her şey biter. Eğer son göründü ise. Esas soru. Başkadır…

Okumaya devam et

İmamın Hutbesi 4 : U-topya

 

 

Önce sanıldı ki “O” bir ütopya… Ama değil! Şimdiden söyleyeyim. Değil! Uzunca süredir. “Hava kurşun gibi ağır” dı. Kara kargalar uçuşup uçuşup. Birer birer dallarda yer tutmuşlardı. Bir anlamda istila… Sonra. Hiç de beklenmiyorken. Ama hiç mi hiç! Kara çimenlerin arasından. Bir “lotus” çiçeği. Kirli dünyanın karanlığından kurtulup. Huzura dönüşü tanımlayan o sembol çiçek… Açmaz mı!

Okumaya devam et