Hasan ve Vakur 2 – Sehpa

 

Vakur. Patlak egzos sesi. Ve sert bir fren duyunca. Hasan amca’nın geldiğini anladı. Babasının kadim dostu…. Hergün olduğu gibi. Onu karşılamak için. Kapıya çıktı. “N’oldu Hasan amca! Bugün biraz geç kaldın” dedi. Hasan amca genç Vakur’un. İşteki komşusuydu. Bitişikteki züccaciye dükkanı Hasan amcanındı. Ama. Adı “Züccaciye” olsa da. “Ne ararsan bulunur” türünden bir dükkan. İğneden ipliğe kadar denir ya. İşte öyle bir dükkan…. Sadece züccaciye değil. Biraz mefruşat. Biraz tuhafiye. Biraz da manifatura. Hatta hırdavat… Öyle bir dükkan. Hatırladınız mı bunları?

Okumaya devam et

H & V 1 – Tıssss

Size Maria ile Marquez’ in masalını anlatmayı tercih ederdim… Napolyon ile Josephine’in. Kahlo ile Rivera’nın aşklarını anlatmak isterdim sizlere… Belki de. John Lennon ile Yoko Ono’ nunkini… Ama yok işte! Olamıyor! Bizler. Birilerinin. Ballandıra ballandıra anlatıp durduğu gibi.. Alice’in harikalar diyarında değiliz!.. Bu. Hasan ile Vakur’un bir hikayesi olacak.. Bizden. Bu topraklardan bir öykü… “Yok artık!” diyerek hayretlere düşülmesi gereken. Ama. Öte yandan. Hiç de hayrete düşülmeyen bir öykü… Bu, Hasan amca ile genç Vakur’ un öyküsü. “Hasta” ile “Vaka” nın!

Okumaya devam et

Çırpınış

 

 

Ekerbiçer babama sordu. Beni göstererek. “Bu oğlan senin mi?” “Evet , benim büyük numara “ dedi babam. Büyük numara dediği de. Daha altı yaşındaki ben… Arnavutköyde. Sahildeyiz. O zamanlar. Daha çay bahçesi. Daha bir iki çay masası bile yok sahilde! Sahilde sadece sahil var…. Ekerbiçer. Ki o. Türkiye liglerinin. Gelmiş geçmiş en uzun boylu futbolcusu idi. Babamın arkadaşı. Benim de  Mehmet amcam. Kolumdan tuttuğu gibi. Beni denize fırlattı. Havada uçtuğumu hatırlarım…

Okumaya devam et

Eureka!

Karnınız aç. Cebiniz boş. Yolda yürürken. Bir torba domates tohumu buluyorsunuz. Sevinçten havalara uçuyorsunuz. Kaderim değişti. Artık karnım doyacak diyorsunuz. Yakınlarınıza haber veriyor. Açlık bitti! diye haykırıyorsunuz…!” Sonra. Tohumları torbadan çıkarıp. Bir betonun üstüne serpiyorsunuz. Ve domateslerin olmasını beklemeye başlıyorsunuz. Bekleyin bakalım. Domatesler ne zaman olacak! Olacak mı?

Okumaya devam et

Sürükleniş

 

 

Şimdi ağustos ayındayız. Mesela. Birisi çıksa. Ve dese ki: “Eylülde, ekimde ne olacağını bilemeyiz. Duruma bakıp ona göre karar vereceğiz…. “ Bunun adı. “Sürüklenme” dir. Konu ne olursa olsun. Hiç farketmez. Eğer ki bir konu. Bu sözcükler ile ifade ediliyor ise. Bunun adı. Tek sözcük ile. “Sürüklenme” dir! Örnekleri çok. İnceleyin. Dünyadaki. Salgına bakın! Eğitime bakın! Ekonomiye bakın! Siyasete bakın. İş hayatına bakın… Hadi bırakın. Tüm bu dünya hallerini de. Kendinize bakın!.. İşte örnek.

Okumaya devam et

Pandemi 4 – Anahtar

Dünya mutsuz. Bunu anlamak için. Virüs’e gerek yoktu. Ama şimdi. Bir de Corona Virüs’ümüz var! Ve bu virüs. Biraz daha fazla mutsuz yaptı insanları. Ve insanlığı… Ancak. Biraz farklı düşünmeye cesaret edersek. Bu virüs belki de. Tek tek insanlar için olmasa bile. Ama. “İnsanlık” için. Mutlu olmanın yolunu açabilir. Mutluluğun anahtarını. Veriyor olabilir. Kimbilir!

Okumaya devam et

Pandemi 2 – Bu insanlığın derdi ne?

 

Dünyada. Uzun yıllardır bir salgın var. Adını koyalım. “Kötülük salgını”.  Ama bakıyorsunuz. Bunun için. Bir “Pandemi” ilan edilmiyor! Bu Konu. Uzun ve karmaşık bir konu. Ama Einstein kolaylaştırmış. Einstein diyor ki: “İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar”. Yalın bir ifadedir. Anlaşılır bir ifadedir bu. Basit görünür. Ama derindir aynı zamanda…. Aslında da. Bir pandemi ilanıdır!

Okumaya devam et

Pandemi 1 – Fincancı katırları

Pan. Tüm anlamına geliyor. Demos. İnsanlar demek oluyor.  Bu sözcüklerin içinde. Salgın ve hastalık anlamları yok. Ama. Pandemi ilan edilmesi demek. Dünyada. Eş zamanlı olarak. Çok yaygın bir şekilde. Çok fazla sayıda insanı tehdit eden. Bulaşıcı bir hastalık. Bir salgın. Var demek. Aslında. Çok öncelerden beri. Ne veba. Ne de ispanyol gribi. Daha dünyaya uğramamışken. Dünyada zaten. Bir pandemi durumu vardı. Hatta buna. Hastalık da denebilir. Ama bu. İlan edilmemiş bir pandemi.  Yoksa farkında değil misiniz? Yoksa çok mu kanıksadınız? Üstelik bir de. Bu Nedir diye mi soruyorsunuz?

Okumaya devam et

Matematik 5 – Kubbe

 

Japon. Kubbenin altında. Sırtüstü yatıyor. Japon da bir hareket yok! Büyülenmiş gibi kubbeye bakmaya. Sayıklamaya. Devam ediyor… O japon. O. Bir mühendis. Hesap kitap bilir. Acaba diyorum. O kubbenin derinliklerinde kaybolmuş.  Bir hayal mi kuruyor. Yoksa. Kubbenin güzelliğine kapılıp. Bir pişmanlık mı duyuyor. ” Şu yılların çan eğrisine. Keşke kubbe eğrisi deseydik” diye mi düşünüyor…. Aslında. Benim de aklıma gelmedi değil. Denebilir.. Hiç kuşkusuz denirdi. Eğer ki…

Okumaya devam et