Yönetemeyenler 5 –  Çıkmaz Sokak

Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, ne yaptığınızın da önemi yoktur

Lewis Caroll (1832 – 1898)

Yönetici. Her şeyden önce. Bir düşünürdür. Yönetici, bir “konuşan” değil! Bir “yapan” değil. Öncelikle. Bir “düşünen” dir! Düşünmesini bilmeyen. Düşünmesini beceremeyen. Yönetici olamaz! Evet. Yönetici düşünür ama. Öte yandan. Yöneticiyi yönetici yapan. Düşünüyor olması değildir! Yöneticiyi yönetici yapan. Neyi düşündüğü. Düşüncelerini hangi amaç doğrultusunda kullandığı. Düşüncelerinin odağına. Neyi yerleştirdiğidir!.. Nedir bu derseniz eğer…

Okumaya devam et

Halı

/ Alıntı: Atatürk’ ten hiç yayınlanmamış anılar – Prof.Dr. Yurdakul Yurdakul /

Atatürk’ün Yaveri Muzaffer Kılıç anlatıyor;

Bir gün Atatürk’le beraber Abidinpaşa’dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus’a geçiyorduk.

O zamanlar Samanpazarı’nda bulunan üç beş dükkandan birisi Ali Efendi isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankarada, böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için, bu halı Atatürk’ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.

Okumaya devam et

Yönetemeyenler 4 – Şifre

Evet! Her şey düşünce ile başlar. Bir yönetici için de. En temel yetenek. “Düşünme yeteneği“ dir. Çünkü. Eğer bir yönetme gücü aranıyorsa. Bunu besleyen kaynak. Düşünce gücüdür.. Düşünce gücüne sahip olamayanlar. Yönetme gücünü bulamazlar! Peki. Bir yönetici düşünme gücünü. Esas olarak. Hangi amaçla kullanır? Düşünme gücünü. Esas olarak. Neye odaklar? Tabii ki. “Sonuç” almaya! Beklediği sonuçlara ulaşmaya! Odaklar. Onun asli görevi bu!.. Tamam. Peki düşünceleri hayata geçirip. Bu Sonuçlara ulaşmak için ne gerekir? Harekete geçmek. Çalışmak. Yani eylem… Bu da tamam. Ama sorun şu ki….

Okumaya devam et

Saklambaç

Terliklerimi bulamıyorum. Annemin deyimi ile: “Sırra kadem bastılar”. Terliğin. Bir tanesi ortalıkta dolanıyor. O da ters yüz. Diğeri yok!.. Düzenli olma konusunda. Aşırılığım yoktur. Hani vardır ya. Her ayrıntıya titizlenenler. Halının püskülünü düzeltenler. Her eşyanın üzerinde. Parmaklarını dolaştırıp. Toz arayanlar. Duvarda asılı tablolarda. Mikron ölçeğindeki. Eğimden rahatsız olanlar… Onlardan değilim! Hatta. Bu ayrıntıların çok ötesindeki. Kaba dağınıklara karşı bile. Sanırım ki. Hoşgörülüyümdür… Ama. Bir kural vardır ki. Onu önemserim…

Okumaya devam et

Yönetemeyenler 3 – Düşünemeyenler

Bir yönetici düşünelim. Bu yöneticinin. İyi yönetebilmek için. Yönetemeyen olmamak için. Neye ihtiyacı var? İşin kişilik yanını. Şimdilik bir tarafa bırakırsak. Yani yöneticinin. Yönetici olma kişiliğine. Yönetici olma mizaç ve ahlakına. Sahip olduğunu varsayarsak. Bu durumda geriye. Yönetici olma yetenekleri. Beceri ve kaabiliyetleri kalıyor. Nedir bunlar?

Bunlar. Evet bunlar o kadar çok ki! Sormayın gitsin!

Okumaya devam et

Yönetemeyenler 2 – İttifak

“Yönetemeyen neden yönetemez?” diye bir soru sorup. Düşünelim. Bakalım ne görürüz? Öncelikle. Yönetemeyenlerin hepsinin. Yönetici olmaya. Yönetmeye. Çok meraklı olduklarını görürüz. Ama. Farklı farklı sebeplerle. Başka ne görürüz? Şunu da farkederiz ki. Bunlar tek bir tür değildir! Çeşitleri vardır. Bazıları sahiden beceriksizdir. Ve işleri. Yüzüne gözüne bulaştırır. Bazıları ise doğrudan kötüdür. Işi değil. Kötülüğü organize eder. Bazıları iş ahlakı olmadığından yönetemez. Kimileri ise. Gerçekten şaşırtıcı ama. Yönetici olduğunun bile farkında değildir… Düşününce. Yönetemeyenleri. Kısaca. Üç ana başlık altında toplayabiliriz sanki.

Okumaya devam et

Yönetemeyenler 1 – Boşluk

Soruyor herkes kendi kendine. Salgın yönetiliyor mu? Göçler yönetiliyor mu? Afetler, yangınlar yönetiliyor mu?” Vatandaş soruyor. Gazeteciler soruyor. Politikacılar soruyor. Uzmanlar soruyor… TV kanallarındaki. Gezgin fikir pazarlamacıları (GFP) soruyor.. Soruluyor da! Peki bu sorudan. Kim ne anlıyor?.. Hadi. Göç. Salgın. Yangın. Bunların ne demek olduğunu. Anladığımızı kabul edelim. Çünkü bunları yaşıyoruz. Bunları görüyoruz.. Tamam da. Peki. Yönetiliyor ya da yönetilemiyor deyince. Herkes. Söyleyen ya da dinleyen. Bununla ne demek istiyor? Bundan ne anlıyor?… Bir sorun bakalım!

Okumaya devam et

Hikaye 3 – Kem Küm

Sadece şirketler için değil! Kendileri için de hikaye yazar İnsanlar. Hikayecilik mesleğinde olmayanlar bile yazar.. Bu türler daha çok.  Konuşarak yazar! Yapılmamış kariyer hikayeleri. Yaşanmamış sevda hikayeleri. Olmamış kahramanlık hikayeleri. … Anlatırlar da anlatırlar. Yazarlar da yazarlar. Susturamazsın! Durduramazsın!

Okumaya devam et

Hikaye 2 – Paha Sapa

SİO. ”.. ürünü mürünü bırakın; önce bir hikayeniz olsun!.. “ dedi ya. İşte o an. Tam da o an. Ürün ve üretim. Hakikatlerini eliyle itti. Hikayeleri tercih edip. Sonu olmayan bir yola girdi… Ama. Sakın ola üzülmesin süpürgeci CEO. Yalnız değil o! Onun gibi. Kimler var kimler! Sadece süpürgeci değil! Sakızcı. Temizlikçi. Arabacı. Dolapçı. Taşımacı. Çamaşırcı. Hepsinin bir hikayesi var!

Okumaya devam et

Hikaye 1 – Süpürge Dansı

Dedi ki:… Öyle bir şey söyledi ki!.. Gerçekten. Kulaklarıma inanamadım! Dedi ki:… Nasıl söyleyeyim. Söylemeye dilim varmıyor!…  Bunu söyleyen de. Kızıldereli SİU kabilesinin reisi değil! Hadi o söylese neyse. Söyleyen bir SİO. Bir şirketin en tepesindeki. Nasıl yazılıyordu!? CEO gibi değil mi? Evet! Söyleyen bir CEO! SİU değil SİO!

Okumaya devam et