Hasan ile Vakur 8 – Mal

– İnsan “tuhaf” bir yaratık. Çok tuhaf bir canlı türü. Çünkü kendisini reddediyor! Daha da garip olan. Kendisini reddettiğinin farkında bile değil.. Tarih boyunca belki de. Bunu en iyi. En açık ifade eden. Albert Camus’ olmuştur. Yıl 1950 ler. “İnsan, ‘Neyse o oImayı’ reddeden tek yaratıktır” der Camus. Anladın mı?

Okumaya devam et

Hasan ve Vakur 7 – Meyvanın Sabrı

Hasan. Kuru kuru öksürdü. Öksürürken. Kesik kesik de olsa. Konuşmayı sürdürdü. “Bugünün insanının. Oyuncakları o kadar çok ki! Onlarla oyalanmaktan. Kendi varoluşlarını bile farkedemiyorlar. Kendilerini kaybetmiş bunların hepsi.…. Baksana! Bugünün insanları. El oldu, parmak oldu. Tuşlara dokunan. Bugünün insanları. Göz oldu. Diziden diziye gezen. Haberden habere koşan. Bugünün insanı kulak oldu. Bağrış çağrışı. Müzik diye dinleyen… Gözler dışarıda. Kulaklar dışarıda..Ve sonunda da..

Okumaya devam et

Arsa 1 – Çocuk Kokusu

Sanki ben. O arsada doğdum. Sanki. Gözlerimi orada açtım. Gibi gelir bana. Sanki. Bir leylek. Öyle denir ya! Bir leylek. Aldı beni bir yerlerden. Uçtu uçtuuu. Gagasında. Kundak içinde taşıdı beni. Ve o arsanın ortasına bıraktı. Böyle işte!… Öncesinde neredeydim! Neler yapıyordum?…. Çok da iz bırakan bir şey yok… Bana öyle geliyor ki! Ben o arsada doğdum…

Okumaya devam et

Soruyorum 1 – Düşünce tarlası

Bu iş tabii ki bana kalmaz. Şimdi çıkıp da. Birileri. “Bu iş sana mı kaldı? Başka işin mi yok!” diye sorabilir bana. Ehh! Haksız da sayılmazlar. Biraz da öyle. Sahiden başka işim yok. Bu kapalı dönemde. Yapacak fazla bir şey yok… Konuşmayı sevmem. Hele. Kişileri konuşmak. Sevimsiz. Olayları konuşmak ise. Vakit kaybı gibi gelir bana. Konuşmanın dışında. Diğer işlere gelince. Onlar da. Bir yere kadar yapılır. Ya fiziksel ya da zihinsel becerilerdeki sınırlar. Ya da ilgideki eksiklikler nedeniyle… O zaman ne kalıyor geriye? Oturup düşünüyorsunuz. İşiniz, “düşünmek” oluyor..

Okumaya devam et

Hocam 3 – Gece saat üç

Telefon çaldı. Ev telefonu. Siyah. Ahizeli bir telefon. Sabit. Kordonu ne kadar uzun tutulursa tutulsun. Yine de. Evin her köşesine gidilip konuşulamaz. Başında oturup. Konuşmak en iyisi… Gece sessizliği içinde. Çalışıyordum. Masadan kalktım. Telefonu açtım… Saat gece yarısı üç. Kim arar ki bu saatte! Ahizeyi kaldırdım…

Okumaya devam et

Hasan ile Vakur 6 – İzler

“…. Destan Mestan derken. Şunu demek istiyorum. Destan yazıyorum diyerek. Destan yazılmaz. Olaylar olur. Ve geçer. Topluluklar. Zamanla. Olup bitenleri kavrar. Ve sindirir. Sonrasında. Adım ve adım. Olaylar destanlaşır…. Kendi aklınca. Destan yazıyorum diyerek. Kendine göre. Bir iz bırakılamaz… Her canlı. İstese de. İstemese de. Zaten bir iz bırakır. Tabiata bak evlat. Tabiata bak!  Sümüklü böceğe bak mesela.

Okumaya devam et

Hocam 1 – Pencere

Hoca seni bekliyor” dediler… Asistanlık sınavına girmiştim. Hem yazılı. Hem sözlü. Sınavı asistanlar yapmıştı. Bu sebeple de. Hoca beni görmemişti… Sınavı kazanınca. Beni görmek. Benimle konuşmak istemiş.. “Odasında” dediler..

Gittim. Bu. Sevgili hocamın. Odasına ilk girişimdi… İyi ki girmişim!

Okumaya devam et

Hasan ile Vakur 5 – Mestan

Hasan biraz  nefeslenip sürdürdü sözlerini. ‘Sahip olmak. Bunu kavradın. Ama. “olmak“. Bu nedir diye düşünüyorsun galiba? “Olmak”. Özetin özeti olarak. İnsanın kendisini inşa etmesi demektir. Bu hayatta her insan. Kendi insanlığını inşa eder. Ve bu inşaat hiçbir zaman bitmez. Çünkü. Ömür buna yetmez. Bu inşaatın. Bu tasarımın malzemeleri nedir dersen. …

Okumaya devam et

Hasan ile Vakur 4 – Ceviz

Tamam Hasan amca. “Sahip olmak ya da olmak”. Tüm mesele bu!..Sahip olmayı anlıyorum. Ama. Olmak! Bu nedir? …“İyi soru evlat. Herkes. Senin gibi. Sahip olmayı. Çok iyi anlıyor. Çok iyi biliyor. Çünkü. Herkesin hayatı bunun üzerinden yürüyor. Sonuç olarak. Herkes sahip olmak istiyor. Bir servete. Bir eve. Bir toprağa. Bir arabaya. Eşyalara. Bir makama. Bir ünvana. Bir koltuğa…. Bilgilere. İlişkilere. Nasıl diyorsunuz?“Network” e… Bugün bana. “Hayat nasıl bir şeydir’ diye soracak olsan.. Cevabım çok açık olur…

Okumaya devam et

Hasan ve Vakur 3 – Krita Yuga

Mahallelinin “Hasan Amca” sı. Onu. Yediden yetmişe herkes. Böyle bilir. Hasan amca. Sahici bir adamdır. Neyse odur. Biraz da farklıdır. Mesela. Böylesine koyu bir salgın döneminde. Kaderiyle baş başa bırakıldığı. Bu günlerde. Görmüş geçirmiş. Bir esnaf olarak. Dükkanın kapısında. Birisi. Bir müşteri gölgesi. Belirecek olsa. İlk düşündüğü şey. Ne olurdu dersiniz?

Okumaya devam et