“…. Destan Mestan derken. Şunu demek istiyorum. Destan yazıyorum diyerek. Destan yazılmaz. Olaylar olur. Ve geçer. Topluluklar. Zamanla. Olup bitenleri kavrar. Ve sindirir. Sonrasında. Adım ve adım. Olaylar destanlaşır…. Kendi aklınca. Destan yazıyorum diyerek. Kendine göre. Bir iz bırakılamaz… Her canlı. İstese de. İstemese de. Zaten bir iz bırakır. Tabiata bak evlat. Tabiata bak! Sümüklü böceğe bak mesela.
Kategori arşivi: Genel
Hocam 1 – Pencere
“Hoca seni bekliyor” dediler… Asistanlık sınavına girmiştim. Hem yazılı. Hem sözlü. Sınavı asistanlar yapmıştı. Bu sebeple de. Hoca beni görmemişti… Sınavı kazanınca. Beni görmek. Benimle konuşmak istemiş.. “Odasında” dediler..
Gittim. Bu. Sevgili hocamın. Odasına ilk girişimdi… İyi ki girmişim!
Hasan ile Vakur 5 – Mestan
Hasan biraz nefeslenip sürdürdü sözlerini. ‘Sahip olmak. Bunu kavradın. Ama. “olmak“. Bu nedir diye düşünüyorsun galiba? “Olmak”. Özetin özeti olarak. İnsanın kendisini inşa etmesi demektir. Bu hayatta her insan. Kendi insanlığını inşa eder. Ve bu inşaat hiçbir zaman bitmez. Çünkü. Ömür buna yetmez. Bu inşaatın. Bu tasarımın malzemeleri nedir dersen. …
Hasan ile Vakur 4 – Ceviz
“Tamam Hasan amca. “Sahip olmak ya da olmak”. Tüm mesele bu!..Sahip olmayı anlıyorum. Ama. Olmak! Bu nedir? …“İyi soru evlat. Herkes. Senin gibi. Sahip olmayı. Çok iyi anlıyor. Çok iyi biliyor. Çünkü. Herkesin hayatı bunun üzerinden yürüyor. Sonuç olarak. Herkes sahip olmak istiyor. Bir servete. Bir eve. Bir toprağa. Bir arabaya. Eşyalara. Bir makama. Bir ünvana. Bir koltuğa…. Bilgilere. İlişkilere. Nasıl diyorsunuz?“Network” e… Bugün bana. “Hayat nasıl bir şeydir’ diye soracak olsan.. Cevabım çok açık olur…
Hasan ve Vakur 3 – Krita Yuga
Mahallelinin “Hasan Amca” sı. Onu. Yediden yetmişe herkes. Böyle bilir. Hasan amca. Sahici bir adamdır. Neyse odur. Biraz da farklıdır. Mesela. Böylesine koyu bir salgın döneminde. Kaderiyle baş başa bırakıldığı. Bu günlerde. Görmüş geçirmiş. Bir esnaf olarak. Dükkanın kapısında. Birisi. Bir müşteri gölgesi. Belirecek olsa. İlk düşündüğü şey. Ne olurdu dersiniz?
Hasan ve Vakur 2 – Sehpa
Vakur. Patlak egzos sesi. Ve sert bir fren duyunca. Hasan amca’nın geldiğini anladı. Babasının kadim dostu…. Hergün olduğu gibi. Onu karşılamak için. Kapıya çıktı. “N’oldu Hasan amca! Bugün biraz geç kaldın” dedi. Hasan amca genç Vakur’un. İşteki komşusuydu. Bitişikteki züccaciye dükkanı Hasan amcanındı. Ama. Adı “Züccaciye” olsa da. “Ne ararsan bulunur” türünden bir dükkan. İğneden ipliğe kadar denir ya. İşte öyle bir dükkan…. Sadece züccaciye değil. Biraz mefruşat. Biraz tuhafiye. Biraz da manifatura. Hatta hırdavat… Öyle bir dükkan. Hatırladınız mı bunları?
H & V 1 – Tıssss
Size Maria ile Marquez’ in masalını anlatmayı tercih ederdim… Napolyon ile Josephine’in. Kahlo ile Rivera’nın aşklarını anlatmak isterdim sizlere… Belki de. John Lennon ile Yoko Ono’ nunkini… Ama yok işte! Olamıyor! Bizler. Birilerinin. Ballandıra ballandıra anlatıp durduğu gibi.. Alice’in harikalar diyarında değiliz!.. Bu. Hasan ile Vakur’un bir hikayesi olacak.. Bizden. Bu topraklardan bir öykü… “Yok artık!” diyerek hayretlere düşülmesi gereken. Ama. Öte yandan. Hiç de hayrete düşülmeyen bir öykü… Bu, Hasan amca ile genç Vakur’ un öyküsü. “Hasta” ile “Vaka” nın!
Kesekağıdı
Dayım. Çalıştığı. “Herşey” masasından kalkar. Kitaplarını toplamaya başlar. Evet! ‘Herşey’ masası! Bu masa. Dayımın çalıştığı masa. Ama. Yemek de o masada yenir. Yufka da orada açılır. Sarma’lar orada sarılır. Bamya orada ayıklanır. Dersler orada çalışılır. Küçük tamiratlar onun üzerinde yapılır. Mektup orada yazılır. Kömürlü ütü. Onun üzerinde ütü yapar. Sert ince sabun parçası. Onun üzerinde. Kumaşları çizer.. Herşey masası O! Herşey o masada yapılır!….
Eureka!
“Karnınız aç. Cebiniz boş. Yolda yürürken. Bir torba domates tohumu buluyorsunuz. Sevinçten havalara uçuyorsunuz. Kaderim değişti. Artık karnım doyacak diyorsunuz. Yakınlarınıza haber veriyor. Açlık bitti! diye haykırıyorsunuz…!” Sonra. Tohumları torbadan çıkarıp. Bir betonun üstüne serpiyorsunuz. Ve domateslerin olmasını beklemeye başlıyorsunuz. Bekleyin bakalım. Domatesler ne zaman olacak! Olacak mı?
Sürükleniş
Şimdi ağustos ayındayız. Mesela. Birisi çıksa. Ve dese ki: “Eylülde, ekimde ne olacağını bilemeyiz. Duruma bakıp ona göre karar vereceğiz…. “ Bunun adı. “Sürüklenme” dir. Konu ne olursa olsun. Hiç farketmez. Eğer ki bir konu. Bu sözcükler ile ifade ediliyor ise. Bunun adı. Tek sözcük ile. “Sürüklenme” dir! Örnekleri çok. İnceleyin. Dünyadaki. Salgına bakın! Eğitime bakın! Ekonomiye bakın! Siyasete bakın. İş hayatına bakın… Hadi bırakın. Tüm bu dünya hallerini de. Kendinize bakın!.. İşte örnek.









