Ne öngörü ama!

Konumuz Fil. Tamam da. Buraya nereden geldik? Nereden mi. O. Çok konuşulan. Hiç anlaşılmayan. Kelimenin tanımından. Devam edelim o zaman. Bakalım nereye varacak. … Bizim fil şaşkın. Etrafında bir takım adamlar. Kendisine dokunup duruyorlar. Şaşkın. Kendi kendine soruyor. “Ne yapmak istiyor bu adamlar?” diye. Aslında kötü bir niyetleri yok. Ama. Fil nereden bilsin? Nasıl anlasın? Bu adamlar kör. Göremiyorlar yani. Yedi kör adam. Hikayeyi bilirsiniz. Bir filin etrafındalar. Karşılarında bir şey var. Bir “şey”. Herbiri dokunarak. Bu şey’in. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Hepsi bu!

Okumaya devam ediniz >>

Bakalım şimdi. Ne oluyor? Körlerden biri. Filin tam arkasında. Elini uzatıyor. Şöyle. Havada dolandırarak. Boşluğu yokluyor. Salınan kuyruk. Eline değiyor. Kör adam. Fırsatı kaçırır mı? Yakalayıveriyor. Ve. “İşte tuttum. Bu bir ip” diyerek seviniyor. Bir diğeri. Filin tam da önünde. Elini uzatınca. Filin hortumunu kavrıyor. “Ne ipi yahu! Bu kalın bir su hortumu” diyerek kızıyor. Hemen onun yanındaki bir diğeri. Ağır ağır yaklaşırken. Filin salınan kulaklarına çarpıyor. Düşünüyor. “Bildim işte! Bu olsa olsa bir yelkendir” diye haykırıyor. Bir başka görmeyen ise. Filin tam da yanında dikilmiş. Sakin ve yumuşak hareketlerle. Eli ile daireler çiziyor. Filin gövdesi üzerinde. “Yok canım!”. “ Bu bir taş duvar “ diye mırıldanıyor. Kendi kendine. Daha kısa boylu bir kör. Sağa sola yürürken. Amaçsız adımlarla. Filin ayaklarına çarpıyor. “ Hepiniz yanılıyorsunuz arkadaşlar; Bu bir sütun,.. Sert taştan bir kolon” diyor. Aynı anda. Filin önünde duran bir tanesi ise. Gerilerken. Filin dişi sırtına batınca. Acıyla haykırıyor. “ Anladım. Kesin. Bu bir kılıç” diye inliyor.

Yani sonuçta. Fil ortada. Herkes filin etrafında. Herkes file dokunuyor. Herkes filden söz ediyor. Ama. Kimse fili tanımlayamıyor. Daha doğrusu. Fil diye. Herbiri bir parçasını tanımlıyor. Dokunabildiği kadar. Onu da yanlış tarif ediyor. Ve aslında. Ne olduğunu bilemiyor. Çünkü hiçbiri görmüyor.

Demokrasi de böyle bir şey işte. Fil gibi. Her an ortada. Herkesin dilinde. Herkes dokunuyor ona. Diliyle. Eğiyor büküyor. Tanımlıyor bildiğince. Aradığımız kavram o. “Demokrasi”. Herkesin. Kendi beklentisine göre tanımladığı. Kavram o. Demokrasi. İçi doldurulmayan kavram. Ya da içi fazlaca doldurulan. Herşeyi içine tıkıştırdığımız bir torba gibi. Abuk sabuk torbası. Biraz da sihirli. Herşeyin çaresi gibi. Bir büyü mü ne? Aslına bakarsanız. Herkes. Demokrasinin iyi bir şey olduğunu düşünüyor. Ya da sanıyor diyelim. Kimse çıkıp da. “Ben demokrasiye karşıyım“ diyemiyor. Herkes de onu istiyor. İstiyor ama. Neyi istiyor? Bunun farkında mı? Şüpheli. Her bilen için. Ayrı bir demokrasi var. Karıştıralım kitapları. Görürüz. Cevap çok. Alexis de Tocqueville der ki: “..Demokrasi … açıkça tanımlanmadıkça ve anlamları üzerinde uzlaşılmadıkça insanlar bu anlam karmaşası üzerinde yaşamaya devam edeceklerdir ve bu tartışmalar “demogoji” yapanların ve “despotların” işine yarayacaktır.

Evet tam da öyle oluyor. Despotların işine yarıyor. Diktatörlerin. Çünkü. Akıl karmaşası. Ve giderek. Akıl tutulması. Düşünmeyen. Bilgiyi aramayan. Toplumlarda görülür. Samuel Smiles, şöyle özetler bu durumu: “Demokrasi, bir kültür birikiminin sonucudur”. Bu fazla dolu. Ağır bir cümle. Düşünelim biraz. Bundan ne anlamalıyız? İsterseniz. İşin başına bakalım. Demokrasinin doğduğu yıllara. MÖ 400 lere. Demokrasinin doğduğu yerlere. Yunan yarım adasına.

Platon daha işin başında. Demokrasinin doğum sürecinde. Der ki: “ demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar… Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir….” Peki sonra ne olur? derseniz. Bunu da Platon’un öğrencisi Aristo yanıtlıyor: “ demokrasi cahil kitlelerin egemen olduğu bir yönetim şekline dönüşür”.

Ben öngörü diye buna derim!

Yirmibeş asır önceden. Bugünün. Dünyasını gören.

Devamı gelecek >>

Önceki yazı: Pes doğrusu!

İzleyen yazı:

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s