Pes doğrusu!

İnsanlık bunu beceremiyor. Uğraşıyor. Çabalıyor. Ama. Ne yapsa olmuyor. Bir türlü işin içinden çıkamıyor. Görüntü böyle. Sadece dün bugün değil. Yüzyıllardan beri durum böyle. Aslında konu. Hiç de zor gibi görünmüyor ama. İnsanlık zorlanıyor işte. Hem de çok tecrübeli olduğu bir konuda zorlanıyor. Avcı toplum’dan beri. Yani oniki bin yıldan fazladır. Tecrübe biriktirdiği bir konuda. Alışkanlık kazandığı bir konuda. Daha da önemlisi. Mecburiyeti olan bir konuda. Zorlanıyor!

Okumaya devam ediniz >>

Konu şu: Birlikte yaşamak. Bir arada. Yüzyıllardan beri. İnsanlığın beceremediği şey bu! İster koskoca bir ülke olsun. Milyonlarca insanı toplayan. İsterse bir aile. Beş on kişilik. İsterse de bir şirket. Yüzlerce insanın yer aldığı. Hiç mi hiç farketmiyor. Sonuç hep aynı. İnsanlar birbirleriyle geçinemiyor! E.C. Bursk şöyle der : “ binlerce yıl birlikte yaşadıktan ve çalıştıktan sonra birbirimizle geçinmek konusunda uzman olmalıydık ”. Doğru! Hem de nasıl! Ama değiliz. Gerçekten değiliz! Yönetim biliminde. Endüstriyel Hümanizma ekolünün kurucusu olan. Elton Mayo’ nun tesbiti de farklı değil: “insanların ortak bir amaç uğrunda faaliyet ve çabalarını birleştirmeleri konusunda iki yüzyıldan beri hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir “. Dedim ya! Aslında. Bunu görmek için. Büyük topluluklara bakmaya da gerek yok. Bir büroda çalışan üç beş kişiye. ..Bir aileye. Bakmak. Yeter de artar bile. Manzara hep aynı. Bir de. Örgütlü topluluk olmakla öğünmüyor muyuz! Pes doğrusu!

Sonuç olarak. Sağlıklı. Kavgasız. Bir topluluk olmak. İşte bunu beceremiyoruz. Rol yaparak geçiştiriyoruz. Aslında. Çok düşünülmüş. Çok da kafa yorulmuş. Birarada yaşamak için. İnsanlar bunu dert edinmişler. Çok eskilerden beri. Taa MÖ 1700 lerde. Hamurabi yasaları var. MÖ 400 lerde. Eski Yunan sitelerindeki kurallara ne demeli? Ya İngilterede, hukukun üstünlüğünü vurgulayan Magna Carta bildirisi. Kanun yapıcı Sultan Süleymanın Kanuni yasaları. Mutluluğu arama hakkını öne süren, Virginia Haklar Bildirgesi. Tüm bunları hatırlamasak bile. “ Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik” ilkelerinin telaffuz edildiği Fransız devrimini unutabilir miyiz? Ve onun sonrasındaki, “İnsan ve Yurttaş hakları bildirgesi”. Ve neler. Daha neler. Tüm bu çabalar. 1950 lere kadar uzanıyor. O yıllarda da, İnsan Hakları evrensel beyannamesi. Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi. Geliyorlar. Güya. Çağdaş dünyanın belgeleri bunlar. Hep sormuşumdur kendime. Bir “İnsan hakları” diye bir hak. Neden gelebilir ki insanlığın gündemine? Gelmiş işte. Ve. Neredeyse. Hiçbir işe yaramadığını da görüyoruz. Herşey ortada.

Tüm bu çabaların. Belgelerin. Hepsinin amacı da aynı. Tek bir amaçları var. İnsanlar arasında. Birlikte yaşama disiplinini sağlamak. Peki sağlanabilmiş mi? Zorunlu olan. Ama kendiliğinden sağlanamamış olan. Bir konunun. Yasalarla. Kurallarla. Tesis edilme çabası. Olabilir mi? Olabilmiş mi?

Bu konu için kimler kafa yormamış ki! Aristoteles. Ve önerdiği bir çeşit yönetim sistemi. Montesqieu ve kuvvetler ayrılığı ilkesi. Jean Jacques Rousseau ve ünlü “toplum sözleşmesi”. John Locke ve özel mülkiyet hakkı, yaşama hakkı. Farklı düşünceler. Farklı yollar. Denene durmuş tarih boyunca. Hep. İnsanları bir arada tutacak bir düzeni kurabilmek için. Döne dolaşa. Bunun bir de adı şekillenmiş. Ve yerleşmiş. Şimdilerde de herkesin dilinde. Bilenin bilmeyenin.

Tüm bu süreç. Tüm bu çabalar. Toparlanıp. Tek bir sözcükte. İfade edilmiş. Şu. Bir türlü başarılamayan şey var ya! Tek bir sözcüğe sığdırılmış. Neydi o? Söylenip durulan şu sözcük! Her yerde. Her zaman. Bir şekilde. En çok telaffuz edilen. Dillerden düşmeyen. Ama. En az bilinen. Daha doğrusu. İçi bir türlü doldurulamayan. Somutlaştırılamayan. O sözcük. Neydi o? Kimileri için bir disiplin. Kimileri için bir ortam. Bazıları için bir yaşama şekli. Bir yönetim şekli. Bazan bir umut. Bazan da bir tehdit. Bir de tramvay diyenler var. “ Binerim giderim. İsteyince de inerim”. Ne olabilir bu sözcük? Ne olursa olsun! Sözcük nedir ki tek başına? Anlamları taşıyan bir hamaldan başka. Tutsak mı olmalıyız sözcüklere? Ne demek istediklerini bile anlamadan.

Ben. Ne zaman bu sözcüğü duysam. Birinin ağzından. Aklıma geleni söylesem şimdi. Şaşar kalırsınız. Belki de kızar mısınız. Bilmem ki!

Ben ne zaman bu sözcüğü duysam. Aklıma bir fil gelir. Ve etrafındaki sekiz hintli. Hepsi kör olan.

Devamı gelecek >>

İzleyen yazı : Ne öngörü ama!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s