Yarım Elma 2 – Görünmez el

 

Konu bu! Çarklar dönmeli. Öyle söyleniyor. Böyle sunuluyor. Ticaret çarkı dönmeli. Adeta beynimize kazınıyor. Bunu yapmak zorundalar. Çünkü biliyorlar ki. Çarklar dönmez ise. Oyunları sona erer. Çarkların dönüp dönmemesi ise. Farkında değiliz ama. Bizim elimizde. Tüketicilerin! Kullanıcıların! Biz alırsak çark döner. Almazsak dönmez. Hepsi bu kadar basit.

Okumaya devam et

Yarım Elma 1 – Alışveriş Kapanı!

Birdenbire gözüme çarptı. Otobüsün camından bakarken. Görmemle geçip kaybolması da bir oldu. Ama hatırlıyorum. Büyük bir reklam panosu. Üzerinde bir afiş. Onunda üzerinde iki sözcük : “Alışveriş yaşatır”. Sonra düşündüm. Sordum içimden. “Kimi yaşatır?” diye… Biliyorum ki. Alanı yaşatmaz. Parayı vereni yani. Mesela beni. Yaşatmaz. Belli ki bunu yazdıran. Bir şeyler satmak istiyor… Ne dünya ama! Her kes birşeyler satmak istiyor! İyi. Satsın da. Onun bir malı satması. Neden benim hayatımın konusu oluyor ki? Benim hayatımdan. Ona ne? Alış veriş yaşatırmış! Yani. Yaşamak için alışveriş yapmalıymışım! Ona ne? Her kimse O!

Okumaya devam et

Kutu 9 – Alcatraz

 

Paatt! Tok bir ses.

Güvenlik görevlisi dona kaldı. Tam da önüne düşmüştü. Gökten mi? Yukarılara baktı gayrı ihtiyari. Bir şey yok! Pencerelerden kafasını uzatanlar yok. Binanın her yeri camdan bir deri. Açılmıyor ya! Ses de geçirmiyor. Hiç birşey geçirmiyor. “İzole!” İnsan hayatları gibi. Burası “Alcatraz”. Bir tür esaret! İş mahkumluğu. Ee! Peki. Nereden düştü bu? Uzaydan mı?

Okumaya devam et

Misafir 1- Kuşlara masallar

 

Olay çok! An geçmiyor ki. Twitter’ a yeni bir konu düşmesin. Hareket de çok! Bakıyorsunuz herkes telaşta. Bir yerlere birşeyler yetiştiriyor. Gündüzleri sesler yükseliyor. Akşamları ışıklar parıldıyor. Ve tüm bunları görünce de. Sanıyoruz ki. Kalabalıklar içindeyiz. Ama aslında. Hiç de öyle değil. Aslında biz yalnızız. Yapayalnız!

Okumaya devam et

Çerçeve 2 – Şövalye

 

Bulamaç denince. Akla ilk gelen. Un yağ vb gibi bazı malzemelerin içine. Su katılımıyla yapılan. Bir tür cıvık hamur yiyeceğidir. Biraz da karışık. Oradan buradan toplanmış yani. Bulamaça “sosyal” sıfatını yüklersek eğer. Bu da böyle bir şey. Oradan buradan toplanmış insanlar. Hepsi de biraz hamur gibi. Yani her kıvama getirilebilir. Bu nasıl oluyor dersek eğer…

Okumaya devam et

Çerçeve 1 – Bulamaç

 

Elinize bir çubuk alın. Tahtadan. Dört parçaya bölün. Eşit olmaları şart değil. Sonra. Bu dört tahta parçasını. Köşelerinden birleştirin. Ne oldu şimdi? Bir çerçeve. Ama. Başka bir şey daha oldu. Biliyor musunuz ne oldu? Bu çerçeve. Tüm evreni ikiye bölmüş oldu. Tüm evreni! Şaşırdınız mı?

Okumaya devam et

Kutu 8 – Kelebeğin İntiharı

 

İyilik sürgündeyken. Kapatıldığı zindanda. Kötülük. Meydanı boş buldu. Aldı başını gitti. Sonuçta. Çıkar için iyilik. Eşiği de aşıldı. “Çıkar için kötülük” var artık. İlk çağları saymaz isek. Rönesans’ la birlikte. İnsan bir amaçtı. İnsan. Herşeyin ölçüsüydü. Zamanla. İnsan bir amaç olmaktan çıktı. Bir araç oldu. Kullanılan.. Bugün. “Network” denilen de bu! “Kullanışlı İlişkiler”. Ama dedim ya! Burada durmadı. Sonrası var…

Okumaya devam et

Dünyanın En İyisi

Sezar. İskender. Napolyon.. Ayağa kalkın. Büyüğünüz geliyor! ” İtalyan spiker. Duyuruya bu sözcüklerle başlar. Tarih. Onkasımbindokuzyüzotuzsekiz’ dir. Mustafa Kemalin naçiz vücudunun. Yani fiziksel varlığının. Son bulduğu gün. İtalya radyosu. Mustafa Kemal’ in. Vefatını duyurmaktadır. Tüm dünya gibi.

Okumaya devam et

Kutu 7 – Zindandaki İyilik

 

Kötülerin araçlarını kullanmak. Ama aynı zamanda iyi olmak. Ve iyi kalabilmek. Macchiavelli’ nin bu görüşü. Pek de aklına yatmamıştı Bay X’ in. “Kötülükle mücadele. Bu kadar kolay olsaydı. Ben kendimi boşluğa bırakır mıydım hiç?” diye düşündü.. Bay X’ in. Şimdiye kadar yaptığı. Köşeden izlemekti. Karışmamak. Bulaşmamaktı. Önüne engeller çıksa da. Çatışmayıp. Yanından geçmekti. Hepsi. Acı duymamak için. Evet. Bir mücadele yaptı. Ama. Onun tüm mücadelesi kendi içinde oldu. Tükenmez bir iç didinme yaşadı. Ve dayanılmaz bir noktaya gelince de. İşte. Boşluktan aşağı bıraktı. Kendisini. Aklını kurcalayan. O soru ile birlikte: “Başka ne yapabilirdim ki?

Okumaya devam et

Üç Cumhuriyet

 

Bu Anadolu topraklarında. Hayatımda üç cumhuriyet tanıdım. Özü olan. Kökü olan üç cumhuriyet. Bunların ilki. Bir gazeteydi. Hergün. Kapının önüne. Biri kalın. Biri ince. İki gazete bırakılırdı. O zamanlar böyle derdim. Kalın ve ince. Çocuk yaştaydım. Okul öncesi çağda.. Gazeteleri alır. Babama verirdim. Babamın daha çok. Kalın olan gazeteyi okuduğunu hatırlarım. Sonradan farkettim ki. En çok da arka sayfalardaki spor haberlerini okurdu. Spor haberlerinde de “Güreş“i. “Güreş mi? O da ne?” deyip de geçmeyin..

Okumaya devam et