Annesi ve babası adını “Burhan” olarak koymuş. Ama biz ona “Buhran” deriz. Burhan. Dede adıymış. İlahi aydınlık demekmiş. Ve bu sözcük. Kitaplarda geçermiş. Galiba ilahi kitapların birinde. Her neyse! Bunları bize anlatır anlatır övünürdü. Bir çocuk. İsmiyle neden övünür durur ki. Bunu pek anlayamazdık… Okumaya devam et
Yeni Yıl 2 – Hiçlik
Bu dünyada her şey boşuna. Hayat. Uçsuz bucaksız bir sonsuzluk. Ve derin bir boşluk. Bir insan olarak. Geliyorsun ve gidiyorsun. Hepsi bu… Van Gogh’ a göre. Böyle bir hayat. Bitmeyen bir “hüzün”. Pascal’ e göre ise. Büyük bir “haksızlık”… “..bilmiyorum dünya nedir. Ben kimim bilmiyorum… Ben korkunç bir tarzda her şeyden bihaberim … “ der Pascal… Ama. Hemen yanlış düşüncelere de kapılmayın!..
Yeni Yıl 1 – Boşluk
Saymayı uzun süre önce bıraktım. Günleri. Haftaları. Ayları. Yılları. Hiç birini saymıyorum. Aslında. Hesabı kitabı bilirim. Sayılar ise. Beni büyüler. Aritmetik. Cebir. Hele ki geometri. Çok severim. Matematik. Onsuz olmam. Tabiatın dilidir o!.. Ama. Saymayı bıraktım. Çok öncesinden. Özellikle de zamanı saymayı… Takvim dediğimiz. Bence. Hırs dolu insanın. Zamana da hükmedebilmek için yaptığı bir kurguydu. Ama. Sonrasında. İnsanı hakimiyeti altına alan bir hapishane oldu…. Düşündüm de. Neden takvimin esiri olayım ki!
Çukur 2 – Hikayenin çukuru!
Çukur oyunları bir başka! Çukurda oyun bitmez. Oyuncular ise. Rol üstüne rol devşirirler. Binbirsurat gibi. Çukurda var olmanın. Şartıdır bu. Bu bir yengeç çukuru. Girilir. Ama çıkılamaz oradan. Bir kez girdinmi de. Yaşamalısın. Yaşamak için ise. Kendini göstermelisin. Evet! Konu özetle budur: Gösteriş. Sadece tahtacılar okçular değil. Hepsi. Her kim varsa o çukurda. Maymunlar. Akbabalar Domuzlar… Hepsi “gösteriş” peşindedir. Kekliklerden söz edemiyorum. Onlar ya itilmişlerdir. Ya da saflıktan. Düşerler çukura. Anında da avlanıverirler… Okumaya devam et
Çukur 1 – Yengeç sepeti
Benim gördüğüm. Bir çukur. Yengeç çukuru da denebilir… Ama sepeti değil! Çukur… Bilirsiniz. Yengeç sepeti. Kötü aklın bir eseridir. Ayrıntılara gimeyeyim. Bu sepete giren bir yengeç. Sepetten rahatlıkla çıkabilirken. Yengeç sayısı artınca. Sepetten hiçbir yengeç çıkamaz. Çünkü birbirlerini yukarı itmek yerine. Aşağı çekerek engellerler. Zarar verirler. Yaralanırlar. İki ve daha fazla yengeci sepete atan kişi ise. Onların dışarı çıkamayacağını bilir. Bu yüzden de yengeç sepetlerinin kapağı yoktur… Okumaya devam et
Sinek 5 – Trajik bir durum
Sinekler de iletişim kuruyorlardır. Ama kavramları yok. Sineklerin. Savaşma niyetine sahip olduklarını da sanmıyorum. Sinekler savaş yaparlar mı acaba? Birbirlerini kovaladıklarını farkediyorum. Ama galiba savaşmıyorlar. Sinekler ticaret de yapmıyorlar. Sineklerin markaları da yok.. Bunların hepsi. Ama hepsi. Biz insanların marifeti! Sinekler. Silahlanmıyorlardır da… Silahlanmadıkları için de…
Sinek 4 : Sineklerin cehaleti
İnsan denilen canlı. Öyle şeyler yapıyor ki! Konuyu neresinden tutacaksınız! Garip bir sinek. Dünyanın bu kadar sahtekar olduğunu. Nereden bilebilir?.. Bilemez! Daha da bilemediği çok şeyler var! İnsan hayatı ile ilgili… İyi ki de bilmiyor. Yani bazan. Öyle anlar oluyor ki.. İnsanın sinek olacağı geliyor… Erasmüs boşuna dememiş. “ignorantia est blis..” diye…
Sinek 3 : Sineklerin düellosu
Sinekler bunu yapmaz! Ama beyler yaparlar! O beyler diyorlar ki. İnsancıklar üretsin. Tüketsin. Sonra. Yine üretsin. Yine tüketsin. Başka da birşey yapmasın. Ama bu bile yetmiyor onlara. Yetmeyince de. Gözlerini. İnsan uykusuna dikiyorlar. Bazı “kulbeycik” ler de başlıyorlar. Bunu araştırmaya. “ İnsan uyumadan nasıl yaşar?” diye. Uyumasınlar da. Hem üretsinler. Hem de tüketsinler diye….
Sinek 2 : Alkolik sinekler, Uykusuz Serçeler
Düşünce su gibi aktı. Önceleri sineklerden sözederken. Kendimden bahis eder oldum. Şimdi. Tekrar sineklere dönersek. Düşünüyorum da.. Kimbilir! Belki sinekler de. Benim olduğumu sandığım gibi. Kararlıdırlar. Bu kadar ısrar ettiklerine göre!.. Sineği kovarsınız. Döner durur. Gelir. Ve tam da aynı yere konarlar. Sanki bir radarları var! Aynı yere konarlar…
Konser 2 : Tabiatın notası yok!
Benim takıldığım şu!… Sen bırak. Tabiatın sabah konserini! Görme. Tabiatın nasıl bir ahenk ile uyandığını. Böylesi bir ahengin içinde iken… Sen. Adam! Tuhaf görünümlü adam! Tüm bu seslere gözünü kulağını kapa. Tak kafana bir alet. Yürü yollarda. Olacak iş mi? Hayır! Olmayacak iş!









