Çeşme

Toprak arsaya. Dört taş koyar. Iki kale yapar. Başlardık top oynamaya. Çim yok. Direkler yok. Ağlar yok. Yer çizgileri yok. Zaten tüm bunlara. Gerek de yok. Az biraz seyirci var. Mahalle arkadaşları. O an için oyun dışında kalanlar. Ama sonradan. Oyuna girecek olanlar… Bazan da. Seyirci diye. Civar evlerden. Pencereye çıkıp bakanlar.. Komşular.

Okumaya devam ediniz>>

Burası bir mahalle arsası. Bir saha değil. Kurallar basit burada. “Oyna ve eğlen”. Olur da. Topu yerdeki iki taş arasından geçirirsen. Gol olur. Hepsi bu… Sokak arası olunca. Top bazan. Bir evin bahçesine kaçar. Duvara tırmanıp. Bahçeye girip. Topu almak gerekir. Bahçeye girmişken de. Belki. Daldan bir iki elma koparıp. . Arkadaşlara dağıtmak. Sonra da. Topa devam… Oyun bu. Hakem yok. Ofsayt yok. Düdük yok. VAR zaten yok. Oyun işte! Sadece bir oyun…. Büyütecek hiç birşey yok!

Top her zaman. Bir bahçeye kaçmaz. Bazan bir evin. Camına da gelebilir. Eyvahh! diye bir duygu düşer içimize. Cam kırılır. Top da evin içine düşer. seke seke. Bir odanın ortasına… Sonrası şöyle bir söylentidir. “Evdeki korkunç adam. Mutfaktan. Bir bıçak alıp. Topu keser. Delik deşik eder”.. Dedim ya! Söylenti. Doğru değil yani.. Tabii ki. Ev sahibi kızar. Kim olsa kızar! Zaten oyun gürültüsü. Sesler. Bağrışmalar. Sıkıyordur evde oturanı… Belki bir ev annesi. İşleri bitirmiş. Uzanıp dinlenmek istiyordur. Belki de. Bir emekli. Kırk yılın yorgunluğuyla. Uzatıp ayaklarını. Sessiz bir ortamda. Hatıralarıyla baş başa kalmayı özlüyordur… Sokaktan çocuk çığlıkları gelip. Bir de top camını kırınca… Kızması gerekir. Kim olsa kızar! Ama onlar kızmaz… Çünkü onlar “komşu” dur. Bizler de. “Komşu çocukları”… Çünkü onlar da. Çocuk. Onlar da genç olmuşlardır bir zamanlar. Ve o zamanlar. Uzakta kalmış olsa da. Yine de çok uzakmış gibi değildir.

O zamanlar. X kuşağı. Y kuşağı. Z kuşağı. Neymiş efendim! “Baby boomers”! ve bunun gibi zorlama. Ve kurgu. Kuşak ayrımları yapma adetleri yoktu. Kuşaklar arası farklılıklar hep vardı. Ama. Kuşakları ayırmak değil. Kuşakları sürdürmek. Kuşakların ayrışmaları değil. Kuşakların bütünleşmeleri. Esas olan buydu. Biz çocuklar. Gençler. Eskileri anlayamazdık. Anlayamadığımızı da anlayamazdık. Ama onlar bizi anlardı. ”Empati” deniliyor ya!. O günlerde bunun adı yoktu. Eğitimi yoktu. Ticareti yoktu. Kendisi vardı. Karşıdakini anlamak. Hal’ den anlamak…

Bu konuya ayrıca gireriz… Şimdi. Anlıyorum. “Çeşme” başlığına bakıp. Bir anlam veremiyorsunuz. Bu “çeşme” de neyin nesi! Diye düşünüyorsunuz. Bağlayayım konuyu.

Top oynardık. Sokak aralarında. Mahalle arsalarında. Saatlerce koşar dururduk. Zamanın nasıl geçtiğini farketmezdik bile. Sabahtan başlar. Akşama kadar koşar durur. Ter içinde kalırdık. Fanilelerimiz su içinde kalırdı.… Oyun aralarında. Topun bizden uzaklaştığı bir aralıkta. Bir fırsatını bulur. Arsanın hemen yanındaki. Mahalle çeşmesine koşar. Musluğu açıp. Ter içindeki başımızı. Çeşme musluğunun altına sokar. Orada tutar. Serinlerdik. Sonra. Elimizin parmaklarını. Baş parmak dışındaki dört parmağı. Birleştirir. Bir çanak gibi yapar. Çeşmenin suyunu içerdik. En mutlu an da buydu. Ter içinde. Kana kana su içmek. Gerçi. Her annenin. Her sabah. Çocuğunu sokağa uğurlarken. Tenbih listesinin başında. Hep aynı uyarı yer alırdı. “Terli terli su içme!”. Kim dinler! Hangi çocuk dinler! Hiç kimse! Şöyle söyleyeyim. Bazan. Top peşinde koşup. Terleyip, susadığım için. Su içmek değil de. Terli terli. Ellerimle. O çeşmeden. Kana kana. Su içmek için top oynadığımı düşünürdüm… Ellerimle. Bak bir daha söylüyorum! Ellerimle! Bardaktan değil. Şişeden. Hiç değil. Kendi ellerimle. Kana kana . Evet kana kana. Su içmek. Bunu. Ne bir bardakla. Ne de bir şişeyle. Ne de başka bir şekilde yapamazsınız. Bunu ancak. Bir mahalle çeşmesinden. Ya da. Doğal bir su kaynağından. Ve yalnızca ellerinizle yapabilirsiniz. Kana kana su içmek…

Hep merak etmişimdir. Hangi “inovatif vicdansız” akıl etti diye. Kendi kendine yolunu bulan. Serbest serbest akıp duran. Suyu kafeslemeyi. Onu şişelere hapsedip. Suya işkence etmeyi. Sonra da. Zaten hepimizin olan. Her yerde olan. O suya. Bir fiyat biçip. Mal haline getirip. Ticaretini yapmayı.

Hangi “sivri akıl!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s