Salgın 3 – Vaka

 

Salgın nedir bilirim! Bir salgın nasıl başlar. Nasıl ilerler. Ve nasıl terkeder. Bilirim. Bir salgın olduğunda. İnsanlar nasıl davranır. Korkar mı? Kaçar mı? Saklanır mı? Nasıldır bilirim! Benim bildiğim salgın zamanında. Salgın, “seyirlik” bir şey değildi! Salgın görülmez. Salgın seyredilmez. Salgın. Konuşulup durulmazdı. Sadece yaşanırdı.. Olup biten. Bir salgın bile olsa. Yaşanırdı…Bu ne zamanlardı?

Okumaya devam et

Ortak Akıl 2 – Ağustos Böcekleri

 

Sizlere garip gelebilir. Ama. Ben “ortak akıl” gibi. Olur olmaz kullanıla duran kavramlarla karşılaştığımda. Aklıma “ağustos böcekleri” gelir. “Değişmeyen tek şey değişimdir” ifadesi de böyle bir şeydir. “ Farklılıklar zenginliktir” deyişi de öyledir bence. Son zamanlarda da. Yeniden ortaya dökülen. “trajikomik” var. Daha da bir sürü böyle basmakalıp var. Düşünülmeden. Güzel söz edebilmek için kullanılan… Ayrıca. Birisi çıkıp da. Söze. “Bugünkü küreselleşme sürecinde…” diye başlarsa. “İşte yine…” diye mırıldanırım. Ve içimi bir bunaltı basarken de. Gözümün önünde. Ağustos böcekleri uçuşurlar….

Okumaya devam et

Matematik 2 – Kartezyen

Red kit okuyun dedim ama. Bu bir süreliğine. Zihninizi ve ruhunuzu. Matematiğe hazırlamak içindi. Şimdi bırakın bir kenara “Yalnız Kovboy” Red Kit’ i. Ve devam edelim… Ekranlara dönelim. Şu ana kadar ki. Bu kadar çok açıklama. Sadece o iki “doğru”, iki “çizgi” içindi. Yani. Doğruların ardındaki. O görünmeyen. Ama doğruları var eden. Bilgiler içindi… Aslında bunların da isimleri var ama. Bu doğrulardan söz ederken. “Kartezyen” doğrular. “Eksenler” bile diyemiyorum. Ne olur. Ne olmaz!.. Kartezyenden. Descartes’e. Descartes den felsefe dünyasına.. Derken. İşler karışacak. En iyisi burada durmak. Ancak….

Okumaya devam et

Çukur 6 – Zoka

En başta söylemiştim. Hatırlayın. Toprak üzerinde. Sarı bir. Menfaat kırıntısı farkedilince. Kazılmaya başlanan. Bir çukur var. Bir de o çukurda biriken. Vazgeçilmez müdavimler. “Okçular ile tahtacılar”. Okçular ok atar. Yani sayıları sallar. Tahtacılara gelince. Bu üfürük sayılarla. Uyduruk sözleri. Yayar. Yayarken de. Yanlışı doğruymuş gibi. Yalanı da gerçekmiş gibi gösterirler. İşlerine nasıl gelirse!

Okumaya devam et

Matematik 1 – Ye eşit üç iks

Yıllar önceydi. O günkü adıyla. “İktisat” dersindeydik. Hocamız. Bilim dünyası ve iş dünyasında. Bilinen ve değer verilen biriydi. İktisat ile ilgili. Çok şeyler öğrendik ondan. Bizler. Lisede fen bölümlerini bitirmiş. Üniversitede mühendislik eğitimi görüyorduk. Hocamız. Arz ve talep ile ilgili bir konuyu anlatırken. Ağzından “Fonksiyon” kavramı çıktı… Keşke çıkmasaydı!

Okumaya devam et

Ortak Akıl 1 – Kurtlar

 

Bir toplulukta. Ayrımcılık. Tarafgirlik artarsa. Bir an gelir. Bunun karşısında. Tepki olarak. Birliktelik duyguları yükselir. Bu doğaldır! Hep böyle olur. “Birlik olalım. Birlikte düşünelim. Birlikte yapalım”. Duyguları şekillenir. Bu duygular söze dökülür. Kavramlarla ifade edilir. Edilir de! Peki! Kavramlar. Duygulara yeter mi?

Okumaya devam et

Körlerin Binbir Hali

Biz insanlar. Bugünü yaşarız. Bugünün ve şimdinin olaylarını yaşarız. Mesela bir salgını yaşarız! Ama. Belki farkında olmasak da. Bugün ve şimdi. Yaşadığımız her şey. İstisnasız her şey. Mesela bir kaza. Bir başarı. Bir hastalık…! Dünden. Dün olanlardan gelir. Ve ayrıca. Bugün olan herşey. Yarını etkiler. Yarını oluşturur. Bugün yapılan her şey. Yarın karşımıza çıkar.

Okumaya devam et

Salgın 2 – Meydanlar

 

Evden çıktım. Sokağa adım attım. Bir sessizlik!. Yürümeye başladım. Bir tuhaflık!. Adım adım. İlerledim. Bir boşluk!… Etrafa bakındım. Kediler biraz şaşkın. Ne yapacaklarını bilmez bir şekilde. Dolanıyorlar… Kuşlar neşeli gibi. Çıplak dalların üzerinde. Ötüşüp duruyorlar. O daldan başka dala. Süzülüp duruyorlar… Köpekler ise. Onlar biraz kabadayılaşmışlar. Her zaman. kenardan kenardan. Tek tek. Yürürlerken. Baktım ki. Birkaçı biraraya gelmiş. Açıklıkta. Yolun ortasında. Uzun uzun havlıyorlar. Bilmem ki. Belki de sohbet ediyorlar. Belki de. Meydan bize kaldı diyor. Seviniyorlar… Meydan onların.. Ama yanılıyorlar!

Okumaya devam et

Salgın 1 – Apokaliptik

 

Alışmıştık. Adım adım alıştırılmıştık. Öylesine fazla şaşırdık da denemez. Doğal bir şeymiş gibi geldi. Neredeyse de bekliyor gibiydik. Belki de bu sebeple. Önceleri umursamadık. “Bu salgın da nedir? Bu virüs de nedir?” Dedik mi? Bence demedik. Son yirmi yıldır. Gelecek ile ilgili. O kadar çok. Karamsar filmler. Anlaşılmaz. Karanlık olaylar. Gizemli bir ifade ile söylersek de. “Apokaliptik” girişimler. Sanat diye sunuldu ki. Ve bu arada da. Bir o kadar da çok. Salgın filmi sürüldü ki piyasaya. Bunu da o filimlerden. Biri mi sandık ne! Belki. Hafiften. Bir oyunmuş gibi. Biz de sanki oyuncularmış gibi düşünmenin. Eşiğine kadar geldik sanırım. Oyun mu acaba? İşte onu bilemem! Aklımı da bulandırmak istemem! Ama..

Okumaya devam et

Büyük Buhran 1 : Felaket Ahmet

Annesi ve babası adını “Burhan” olarak koymuş. Ama biz ona “Buhran” deriz. Burhan. Dede adıymış. İlahi aydınlık demekmiş. Ve bu sözcük. Kitaplarda geçermiş. Galiba ilahi kitapların birinde. Her neyse! Bunları bize anlatır anlatır övünürdü. Bir çocuk. İsmiyle neden övünür durur ki. Bunu pek anlayamazdık… Okumaya devam et