Kulübün Pusulası

psl2

 

Bir an için yönetim kurulu olmasın. Seçilmesin. Ama kulüpte herkes yerli yerinde kalsın. Ne olur? Kulüpte işler durur mu? Aslında durmaz. Herkes çalışmaya devam eder. Hatta, belki herkes daha da çok çalışır. Canını dişine takar. Ama! Evet, ama tüm enerji sağa sola saçılır. Yöneticiler ve insanlar, neyi neden yaptıklarını bilmeden oradan oraya koşuşturup dururlar. Aslında, kendi işlerini çok doğru yapıyor da olabilirler. Verimli ve üretken bir çalışma yani. Ama acaba, doğru işi mi yapıyorlardır? Doğru zamanda mı yapıyorlardır? Yaptıkları işler, diğerlerine bir fayda sağlıyor mudur?

Okumaya devam et

Kulüpte hazırlık maçı

hazırlık

 

İlk 100 gün önemli. Çünkü ilk 100 gün ilk izlenimdir. Yönetim sahneye çıkar. Herkes izlemeye başlar. Taraftar da, genel kurul da, kamuoyu da. Taraftarı biliriz. Hepimiz taraftarız. Kulüplerdeki genel kurullar ise çoğu zaman tartışmalı bir ortamdır. Gergin. Eleştirmeye hazır. Tetikte. Bazan da sanki pusuya yatmış gibi. Bunun için ilk günler fırsattır yeni yönetimler için. Şanstır. Neden mi?

Okumaya devam et

Kulüpte ilk 100 gün

Untitled

 

Eskiden spor bir “oyun“du. Bugün bir “” oldu. Herşeyin alınıp satıldığı bir piyasası var sporun. İş denilen şey ise, sporun ticaretle içiçe geçtiği bir faaliyet alanı. Ama özü “gösteri ve eğlence”. Bu kendine özgü bir iş. Kitlelerin duygusal tatminini paraya dönüştürüyor. İşi yapan yürüten kim? Kulüp. Bu kulübü yöneten kim? Yönetim kurulu. O zaman sorumluluk da onda. Kısaca özeti bu.

Okumaya devam et

Kulübü Anlamak

Gndz Kılıç

 

Biz maça bakarız. Ya da yarışa. Futbol, atletizm, basketbol,yüzme…Hangisi olursa olsun. Sahadakileri görürüz. Sporcuları, oyuncuları. Maçı, yarışı onlar kazanır, onlar kaybeder diye düşünürüz. Hiç de öyle değildir! Aslında maçı kazanan da kaybeden de, takım değil, kulüptür. Şampiyon olan da kulüptür. Olamayan da. Sonuç alan da, alamayan da. Şimdi soracaksınız : sonuçların sorumlusu kimdir o zaman?

Okumaya devam et

Spor eğlencedir

 

sirk

 

Bir spor kulübü nasıl yönetilmelidir?

Bu soruyu cevaplamak için, spor sektörünün nasıl bir iş alanı olduğunu anlamak gerekiyor. Evet, bir spor kulübünün “ esas iş “’ i nedir? Yani, klüp yöneticileri, özünde, neyi yönetmelidirler? Yanlış şeyleri yönetiyor olmasınlar?

Okumaya devam et

Topa hükmetmek için

images-1

 

Spor günlük yaşanır. Sokaktaki bir taraftar kaybedilen maça bakar ve kızar: biz neden kazanamıyoruz? Salonlardaki taraftar ise kulübe bakar ve düşünür: kulüp iyi yönetiliyor mu?

Bilmezlermi ki, bu iki soru aslında birbirlerine, sıkı sıkıya bağlıdır. İyi sonuçlar, iyi yönetimle gelir. Sahadaki takım iyi sonuçlar alamıyorsa, bilin ki, yöneticiler de iyi yönetemiyordur.

İyi yönetim nedir? Bir spor kulübü nasıl yönetilir? Uzun söze gerek yok!
Okumaya devam et

Top Oyunu : Arsadan Borsaya

cocuk-oyunlari-mahalle-maclari

Adını bile bilmezdik. Top oynamaya gidiyoruz derdik. Yakındaki toprak arsaya koşar, bir kenarına iki taş, karşı yanına da iki taş koyardık. Bunlar kale olurdu. Direkler yoktu. Zaten bu nedenle de, üstten giden topların gol olup olmadığı hep tartışma konusuydu.
Bu, çift kale maç içindi. Bazan da, eğer yeterince arkadaş yoksa tek kale maç yapardık. Kimi zaman da , arsanın çevresine eşit aralıklarla sekiz on taş koyar, beyzbol oynardık. Her neyse, sonuç olarak top oynardık. Bugün “spor” yapıyorlar. Top oynarken, spor yapmış olduğumu sonradan öğrendim.

Okumaya devam et

Yönetim Sohbetleri 1 – Yönetime Ne Gerek Var?

amerikaya_ilk_avrupalilar_ayak_basti_h1302

 Etrafıma bakıyorum. Her yerde bir yönetici var. Müdürler, şefler, daire başkanları… Dergileri açıyorum; karşıma yine bu yöneticiler çıkıyor. Sanki önemli bir çekim için özel bir poz vermiş gibi.. TV lerin özel programlarında, gazetelerin magazin sayfalarında… Bunlar hep var mıydı?

 Vardı tabii… Ama aynı sözcüklerle olmayabilir. Aynı şekillerde olmayabilir. Ordudaki komutanlar, ülkelerdeki imparatorlar, vezirler, firavunlar… Bunlar da o dönemlerin yöneticileriydi.

 Peki, daha daha eskilerde? Hep var mıydı, her zaman var mıydı bu yöneticiler?

Okumaya devam et

Sen Makine Değilsin !

Untitled

 

Ben bir gezginim. İnsanlar bana  “Şirket” diyor. Adım bu…

Devamlı yolculuk yaparım. Yaşamak için dolaşırım. İş dünyasının çalkantıları arasında dolanır dururum. Fırsatlar ararım; farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde, farklı sektörlerde.

Benim için bir yol biter diğeri başlar. Her son, her bitiş yeni bir başlangıçtır. Yeni bir yol arayışının öncesidir. Her arayış yeni bir yola çıkar. Her yol bir yolculuk davetidir. Her yolculuk da geleceğe uzanır.Şimdi soracaksınız belki de: Biryerlerde durup kök salmak varken, oradan oraya koşuşturmak niye?

 

Okumaya devam et

İK ne işe yarıyor?

images-1

Organizasyonların insanlarla ilgili sorumluluk taşıyan bölümlerine uzunca bir süredir “insan kaynakları” deniliyor. İlginç bir bölümdür. Farklıdır. Diğerlerine benzemez… Her şeyden önce bilinen standart bir yapısı yoktur. Parayla, üretimle ya da satışla ilgilenen birimler, sorumluluklar açısından, şirketten şirkete temel bir farklılık göstermezken, bir şirketin İK düzeni ve uygulamaları diğer şirketlerinkinden temelde farklı olabilir. Ayrıca, her bölüm kendi sorumluluklarını kendileri yerine getirirken, İK nın işleri diğer bölümlerde yapılır. Belki de bundan dolayı, herkes İK yı bilir; bildiğini düşünür…Güzel de, gerçekten bilir mi? Okumaya devam et