Dönelim şu alt üst oluşa. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”. Bunu Söyleyenler. Herhalde farkında değillerdir sanırım. Az biraz düşünseler. Anlayacaklardır. Bu söylemin. Yeni olan hiç bir yanının bulunmadığını. Bunun. En eski gerçeklerden biri olduğunu!.. Evet! Çok eskilerden beri. Biliyoruz zaten! Hiçbirşey. Hiçbir zaman. Eskisi gibi olamaz! Ne zaman oldu ki? Tarihe bir bak! Bırak tarihi. Son bir yılına bak! Hadi onu da bırak! Son bir gününe bak! Görmüyor musun! Her şey değişiyor. Hiç bir şey. Biraz önceki gibi olmuyor…
Kategori arşivi: güncel
Ortak Akıl 3 – Gevmek
Başlık yanlış yazılmadı! O. “Geviş getirme” nin fiili. Gevmek işine geviş denir…
Dedim ya! Einstein‘ın E=mc2 formülü. Karınca işine benzer. Nitelemek gerekirse. Arkasında. Emek ve çaba vardır. İçinde somutluk. Ucunda sonuç vardır. Özetle de sayısaldır. Kavramsal ifadelere gelince. Mesela. “OA=Ortak+Akıl“. Ağustosböceklerinin işi gibidir sanki. Cır cır öter dururlar ya. Daldan dala konarlar. Ne derler bilinmez. Yani. İçerik soyuttur. Bir şey üretmez. Ve de sonuçsuz. Sadece cır ve cır ve cır.. Sadece gevmek!
İkinci Dalga 1 – VUCA
Şimdi de. Bu çıktı karşımıza. Bu da başka bir salgın! Kulaktan ağıza. Ağızdan kulağa. Dolanan. Beyine pek uğramayan. İkinci dalga bir salgın. Hızlı yayılıyor. Tedavisi de zor! Aşısı bulunur mu. Bulunmaz mı bilemem. İlacı zaten yok. Gözle görülemeyen.. Elle Tutulamayan. Bir hastalık bu! “YN” salgını bu! Deniyor ki. “Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak!” Az buz bir ifade değil bu. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ise. “Her şey alt üst olacak”. Gibisinden bir deyiş bu!
Matematik 3 – Eşekler
Şimdi. O Red Kit’ i bir kenara koyun. Ama atmayın. Sonra yine okursunuz. İhtiyacınız olacak. Rahatlamak için… Biz de “nokta”ya dönelim. Aslında her şey nokta ile başlar. Nokta, doğru olur. Doğru, kare olur. Kare, küb olur… Nokta, eğri olur. Eğri, daire olur. Daire, küre olur. Böyle gider. Her şey nokta ile başlar. Tek bir nokta ile… Zaten. Dünya dediğin şey de. Evrende bir noktadan başka nedir ki?
Salgın 4 – Duvardaki Silah
Benim gördüğüm. Hangi salgındı? O ne zamandı?
“16 nisan sabahı. Doktor Bernard Rieux muayenehanesinden çıkar. Ve sahanlığın ortasında ölü bir fare ile karşılaşır… O anda fazla önemsemeden. Hayvanı ayağıyla iter. Ve merdivenleri iner. Ancak sokağa geldiğinde…..”
Salgın 3 – Vaka
Salgın nedir bilirim! Bir salgın nasıl başlar. Nasıl ilerler. Ve nasıl terkeder. Bilirim. Bir salgın olduğunda. İnsanlar nasıl davranır. Korkar mı? Kaçar mı? Saklanır mı? Nasıldır bilirim! Benim bildiğim salgın zamanında. Salgın, “seyirlik” bir şey değildi! Salgın görülmez. Salgın seyredilmez. Salgın. Konuşulup durulmazdı. Sadece yaşanırdı.. Olup biten. Bir salgın bile olsa. Yaşanırdı…Bu ne zamanlardı?
Ortak Akıl 2 – Ağustos Böcekleri
Sizlere garip gelebilir. Ama. Ben “ortak akıl” gibi. Olur olmaz kullanıla duran kavramlarla karşılaştığımda. Aklıma “ağustos böcekleri” gelir. “Değişmeyen tek şey değişimdir” ifadesi de böyle bir şeydir. “ Farklılıklar zenginliktir” deyişi de öyledir bence. Son zamanlarda da. Yeniden ortaya dökülen. “trajikomik” var. Daha da bir sürü böyle basmakalıp var. Düşünülmeden. Güzel söz edebilmek için kullanılan… Ayrıca. Birisi çıkıp da. Söze. “Bugünkü küreselleşme sürecinde…” diye başlarsa. “İşte yine…” diye mırıldanırım. Ve içimi bir bunaltı basarken de. Gözümün önünde. Ağustos böcekleri uçuşurlar….
Matematik 2 – Kartezyen
Red kit okuyun dedim ama. Bu bir süreliğine. Zihninizi ve ruhunuzu. Matematiğe hazırlamak içindi. Şimdi bırakın bir kenara “Yalnız Kovboy” Red Kit’ i. Ve devam edelim… Ekranlara dönelim. Şu ana kadar ki. Bu kadar çok açıklama. Sadece o iki “doğru”, iki “çizgi” içindi. Yani. Doğruların ardındaki. O görünmeyen. Ama doğruları var eden. Bilgiler içindi… Aslında bunların da isimleri var ama. Bu doğrulardan söz ederken. “Kartezyen” doğrular. “Eksenler” bile diyemiyorum. Ne olur. Ne olmaz!.. Kartezyenden. Descartes’e. Descartes den felsefe dünyasına.. Derken. İşler karışacak. En iyisi burada durmak. Ancak….
Çukur 6 – Zoka
En başta söylemiştim. Hatırlayın. Toprak üzerinde. Sarı bir. Menfaat kırıntısı farkedilince. Kazılmaya başlanan. Bir çukur var. Bir de o çukurda biriken. Vazgeçilmez müdavimler. “Okçular ile tahtacılar”. Okçular ok atar. Yani sayıları sallar. Tahtacılara gelince. Bu üfürük sayılarla. Uyduruk sözleri. Yayar. Yayarken de. Yanlışı doğruymuş gibi. Yalanı da gerçekmiş gibi gösterirler. İşlerine nasıl gelirse!
Matematik 1 – Ye eşit üç iks
Yıllar önceydi. O günkü adıyla. “İktisat” dersindeydik. Hocamız. Bilim dünyası ve iş dünyasında. Bilinen ve değer verilen biriydi. İktisat ile ilgili. Çok şeyler öğrendik ondan. Bizler. Lisede fen bölümlerini bitirmiş. Üniversitede mühendislik eğitimi görüyorduk. Hocamız. Arz ve talep ile ilgili bir konuyu anlatırken. Ağzından “Fonksiyon” kavramı çıktı… Keşke çıkmasaydı!









