Şu halimizi görse, Diogenes ne derdi acaba? Çıplak ayakla dolaşan Sinop doğumlu filozof. Fıçıda yaşayan. Elinde fenerle sokakta “adam“ arayan. Yine böyle sokak sokak dolaşırken, bir gün bir çeşmeden suyu avuçlarıyla içen bir çocuğa rastlar filozof. Bir an durur. Şaşırır. “Diogenes” diye mırıldanır kendi kendine, “aldın mı boyunun ölçüsünü!…Yazıklar olsun sana!..”. Sonra da heybesinden, her gün kullandığı ahşap maşrapayı çıkarıp, muzaffer bir gülümsemeyle uzağa fırlatır. Mutludur. Çünkü, bir yükten daha kurtulmuştur. Eşya bir yüktür Diogenes için. Elleriyle su içmek varken, maşrapa ayak bağı değil de nedir?









