Tanrı Parçacığı

 

Dünya yokoluyor. Artık pek bir şüphe kalmadı. Şaşırdınız mı? Vallahi, ben Stephen Hawking‘ in yalancısıyım. Albert Einstein’ dan sonra gelmiş geçmiş en büyük dahi. İngiliz fizikçi, evrenbilimci, astronom, teorisyen ve yazar Stephen Hawking. Diyor ki: “Dünyayı 100 yıl içinde terketmeliyiz.” Bilim kurgu değil. Hesap kitap. Gerçek.

Okumaya devam et –>

Çare de kalmadı sanırım. Son çıkışı da kaçırdık kırk elli yıl kadar önce. Dağlar taşlar kalacak tabii ki. Onlara birşey olmuyor. Araştırmalara göre, kabaca iki milyar yıl daha var olacaklar. Bazı çalılar. Bazı basit yaşam türleri. Onlar da yaşamaya devam edecekler. Ama, hayat dünyayı terkediyor. Yaşanamaz bir dünya bekliyor insanlığı. Hepsi hepsi yüz yıl içinde. Balzac, toplam doksanaltı kitaptan oluşan romanlarında anlattığı insani duruma, “insanlık komedisi” demişti. 1840 da yapmıştı bu yakıştırmayı. Daha iki yüzyıl bile geçmeden anlaşıldı ki, komedi denilen şey aslında budalalıkmış. Evrendeki her canlı yaşamak istiyor. Mücadelesi bu. İnsanlık hariç. O ölmeye çalışıyor. Ahmaklık değil de ne? Üstelik tam da Tanrının parçacığını bulmak üzereyken. Yani varolmanın sırrını.

Tanrı’ nın elinde bize verecek yetenek kalmamış anlaşılan. Zayıf kalmışız doğanın ortasında. Her canlıdan daha korunmasız. Daha çaresiz. Bizler de düşünmeyi öğrenmişiz varlığımızı sürdürmek için. Düşünmüşüz düşünmüşüz de…; Peki nereye varmışız? Bir yandan “Higgs Bozonu” nu bulmuşuz mesela. Kütlesiz parçacık. Varolan herşeye kütle kazandıran parçacık. Bizi var eden. Dünyayı dünya yapan. İnsanı insan yapan. Evrenin başlangıcı kabul edilen büyük patlamanın, saniyenin trilyonda biri kadar ertesinde etrafa saçılan saf enerji parçaları. Daha yeni gözlemledik onları. Varolmanın sırlarını. Tanrının parçacığını. 2013 de CERN’ de, 10 milyar dolar değerindeki “Büyük Hadron Çarpıştırıcı” sında. Çok zor bir işti. Başardık.

Ama öte yandan, düşünüp de ne yapmışız derseniz… Doğadaki iklim düzenini bozmuşuz mesela. Bunun insan varlığını tehdit ettiğini de biliyoruz. Ne düşünürsünüz? Acil önlemler alınması gerektiğini, değil mi? Hiçte değil! Sanayi bacaları, araba egzosları, gazlarını salmaya devam ediyorlar atmosfere. İşin nereye varacağını bile bile. Konu şu ki, yaşama içgüdümüzü kaybetmişiz. Gelinen yer bu. Evrenin en temel gerçeğine karşı durmuşuz yani. Bu kadarla kalsa iyi. Yerine de ölüm içgüdüsünü koymuşuz. Bildiğimiz ve bilmediğimiz koskoca evrende bir başka örneği de yok. Ne özgün bir ahmaklık değil mi? Yokolmak için çabalamak. Bugünkü dünya bu.

Hani bunu bilmiyor da değiliz. Gayet güzel bir şekilde farkındayız. Dünyayı ve yeryüzündeki yaşamı yok ettiğimizi. Adım adım. Üstelik bunu ilerleme adına yapıyoruz. İşin özeti şöyle aslında: Teknolojide ilerleme; İnsanlıkta gerileme; Önce doğadan uzaklaşma; Sonra da doğayı yok etme; En sonunda da hayatı söndürme… Makineleşmeyle başlayan bir yokolma öyküsü bu. Son iki yüzyılın.

Önceleri pek anlaşılamamıştı. Bunun en açık bir şekilde farkedildiği yıllar 1970 lerin ikinci yarısı. Anımsarım. İş işten geçmek üzereydi. Bir kırılma olmuştu o yıllarda. Alman asıllı iktisatçı Ernst Friedrich Schumacher, o yıllarda yayımladığı düşünceleriyle tüm dünyayı şöyle bir dürtmüştü : “…bugün insanlığın ölümcül bir tehlike içinde olduğuna kuşku yoktur. Bilimsel ve teknolojik Know-How ‘ dan yoksun olduğumuzdan değil.. Bu, bilgiyi akıl ve sağduyudan yoksun olarak, yıkıcı bir yönde kullanmamızdan dolayıdır “.

Düşünebiliyor musunuz? Bu uyarı yapılalı neredeyse elli yıl geçmiş! Tamı tamına yarım yüzyıl. Ama boşuna. O günden bugüne, dünya adına, iyiye giden hiçbir adıma rastlanmıyor. Sadece bir dizi “dikkat çekme”. Bir dizi “duyarlılık yaratma”. Adını koymak gerekirse, “ evrensel bir uyutma politikası”. Ard arda yapıladuran uluslararası toplantılardan çıkan sonuç bu. Açgözlülerin oyunu.

Örnek mi? Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu mesela. 1992 den beri masanın üstünde. Tartışıp duruyor ikiyüze yakın ülke. Küresel sıcaklık artışını sınırlandırmak için. Hepsi hepsi de bir  iki derece. Yirmibeş yıl geçti. Hala anlaşamadılar.

Anlaşamazlar.

>> Devamı gelecak 

Önceki yazı : Homo stultus

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s