“Karşıya bak!” dedi babam.” Ne görüyorsun?”. “Duvar” dedim. “Nasıl bir duvar?” diye sordu.”Eski, rengi yok” diye cevapladım sanırım. Aklıma, gri demek gelmemişti. Duvara doğru yaklaştık. Nasıl yaptımsa, elimi dokunduğumu hatırlarım. Küçük taş parçaları düşmüştü . “Gördün mü, sahiden eskimiş” dedi babam. “Böyle bırakılırsa, taş taş dökülür; Yazık!” diye de mırıldanmıştı. Aslında, o günün hikayesi sabahtan başlamıştı.









