Ondokuz

kibrit

 

Babam, “ gelsene Haluk” diye çağırdı beni yan odadan.

Bu gün okul yok. Tatil. Işıl ışıl bir gün. Mayıs günlerinden biri. Sokak beni çağırıyor. Oyun oynamak geçiyor içimden. Ama, mutfaktaki masanın üzerine kitapları koymuş çalışıyorum. Kitap dediğime bakmayın. İlkokul sınıflarından birindeyim. Ya üç ya dört. Belki de ikinci sınıf. Okuma maceram yeni yeni başlıyor anlayacağınız. Babam neden çağırıyor ki beni? Tuhaf!

Okumaya devam et –>

Birşey söyleyecekse anneme söyler. Bir şey isteyecekse de annemden ister. “Çalışıyorum baba” diye cevapladım. “ Hadi gelsene” diye üsteledi. Kapı aralığından yan odaya geçtim. “ Gel yanıma otur da dinle bakalım” dedi. Neyi dinleyeceğim?

Annemle yan yanalar. Gözlerini, sanki birşey seyrediyormuş gibi, radyoya dikmişler. Öyle oturuyorlar. Tabii ki bir şey seyretmiyorlar. Daha televizyon yok. Radyo var. Radyo herşeyimiz. Evin en önemli yerinde durur. Düğmesini çevirir bekleriz. Babam, arada bir radyo ısındı mı diye eliyle yoklar. Önce ısınması lazım. Yeterince ısınmadan sesi çıkmaz. Ardından ses yükselir derinlerden. Ve dinlemeye başlarız. Ne olursa. Seçme şansımız da yok zaten.

Babamla annemin arasında bir yere iliştim. Aklım hala ödevlerdeydi. Kısık sesle anneme, “ödevler var, bitirmem lazım” diye fısıldadım. Babam duydu. “ödevini sonra da yaparsın” dedi. “ Şu törenleri anlamayacaksan neden okuyorsun ki?

Işte bu sözlere çok şaşırdım. Şaşırdım çünkü, o güne kadar okumanın öğrenmenin en önemli şey olduğu söylenirdi hep. Gördüğüm de bu olmuştu. Bizim evde birileri hep birşeyler okur. Babam gazete okur. Annem tefrika ya da tercüme romanlar. Dayım yuvarlak çalışma masasının üzerindeki kalın kitaplar arasındadır daima. Okuyup durur. Dedem kuran okur. Babaannem, her gün ilk iş, saatli maarif takviminin sayfasını koparır. Son kelimesine kadar okur. Günün tarihi, burçlar, fıkralar, günün yemekleri, faydalı bilgiler. Hepimize de anlatır.

İşte bu nedenle şaşırdım. Okumaktan, öğrenmekten daha önemli ne olabilirdi ki? Oku da büyük adam ol derlerdi. Büyük adam nedir ki? Onu da anlamazdım ama… Okurdum.

Babama da şaşırdım.

Babam sakin kendi halinde biridir. Duygularını anlamak imkansız. Kızdığını, üzüldüğünü, sevindiğini hatırlamıyorum desem yalan olmaz. Ciddiyet gösterisi yapar da sanmayın. Tam tersine arkadaş gibidir. Ama, olaylara ve insanlara kayıtsızdır. Dünü tartışmaz, geleceği düşünmez. “Benim bu dünyada ne işim var?” halindedir.

Ama bu sefer farklıydı. Israr eder gibi oldu işte. Tuhaf geldi.

Radyoda konuşmalar var. Marşlar çalıyor. Alkış sesleri duyuyorum. Annemin göğsü inip inip kalkıyor. Sanki o küçük radyonun içindeymiş de, olanları yaşıyormuş gibi bir hali var. Her ne oluyorsa. Babam da bir başka bugün. Yüzünde hafif bir gülümseme. Gözleri apaçık. Sanki radyoyu delip de geçiyor. Belli ki heyecanlı. Duygulu. Hiç olmadığı kadar. İkisinin de gözlerinde ince damlalar ışıldıyor.

Anlayamamıştım. Ne o günü ne de babamdaki değişikliği. Sordum durdum kendime. Hayata bu kadar kayıtsız duran babam, ne olmuştu da öylesine değişmişti? Sanki bir tutku yeşerivermişti içinde. Neydi onu kıpırdatan? Onu canlandıran nasıl bir şeydi?

Zamanla anladım ki bu, o anlık bir tesadüf de değildi. Babamın, zaten içinde olan bir duyguydu. Kendisinin bile farkında olmadığı bir ruh hali. Eskilerden gelen. Duygulandıran. Hep birlikte yaşanmış bir iklimden süzülüp de vicdanlara yerleşen bir ruh. Ama o ruh var ya! İşte o ruh, kırk yıl öncesinden gelen o ruh. Tüm ülkeyi dolanıp durmuş, yurdun bir köşesindeki, iki göz odalı kiralık evimizde bize kadar ulaşmıştı. O ruh ki, yüzyıllarca insana gönüllü kulluk yapanları, kendilerinin efendisi yapmıştı.

Anladım ki, babamı bile hareketlendiren, işte bu ruhtu. Derinliklerdeki bir cevher. Bilinçsiz belki. Ama kayıtsızlığın saflığıyla korunmuş. Tertemiz kalmış bir ruh. Ümmet değil yurttaş olma ruhu. Okumaktan daha da önemli olan buydu. Anlamıştım. Okumanın amacı da buydu. Kul değil insan olmak. Babam bunu anlamıştı. Yetmez mi?

O gün ışıl ışıl bir mayıs günüydü.

Mayısın Ondokuzu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s