“Karnınız aç. Cebiniz boş. Yolda yürürken. Bir torba domates tohumu buluyorsunuz. Sevinçten havalara uçuyorsunuz. Kaderim değişti. Artık karnım doyacak diyorsunuz. Yakınlarınıza haber veriyor. Açlık bitti! diye haykırıyorsunuz…!” Sonra. Tohumları torbadan çıkarıp. Bir betonun üstüne serpiyorsunuz. Ve domateslerin olmasını beklemeye başlıyorsunuz. Bekleyin bakalım. Domatesler ne zaman olacak! Olacak mı?
Yazar arşivleri: erkutha
Sürükleniş
Şimdi ağustos ayındayız. Mesela. Birisi çıksa. Ve dese ki: “Eylülde, ekimde ne olacağını bilemeyiz. Duruma bakıp ona göre karar vereceğiz…. “ Bunun adı. “Sürüklenme” dir. Konu ne olursa olsun. Hiç farketmez. Eğer ki bir konu. Bu sözcükler ile ifade ediliyor ise. Bunun adı. Tek sözcük ile. “Sürüklenme” dir! Örnekleri çok. İnceleyin. Dünyadaki. Salgına bakın! Eğitime bakın! Ekonomiye bakın! Siyasete bakın. İş hayatına bakın… Hadi bırakın. Tüm bu dünya hallerini de. Kendinize bakın!.. İşte örnek.
Pandemi 4 – Anahtar
Dünya mutsuz. Bunu anlamak için. Virüs’e gerek yoktu. Ama şimdi. Bir de Corona Virüs’ümüz var! Ve bu virüs. Biraz daha fazla mutsuz yaptı insanları. Ve insanlığı… Ancak. Biraz farklı düşünmeye cesaret edersek. Bu virüs belki de. Tek tek insanlar için olmasa bile. Ama. “İnsanlık” için. Mutlu olmanın yolunu açabilir. Mutluluğun anahtarını. Veriyor olabilir. Kimbilir!
Pandemi 3 – Şeytanla Protokol
Bu hayatta. İyilik de var. Kötülük de var! Einstein. İyilik kötülük ayrımına. Dikkat çekmiş. Ama İyilik ve kötülüğün. Tüm canlılar arasında. Sadece insana ait bir özellik olduğuna dair. Dikkat çeken. Pek kimse yok!
Pandemi 2 – Bu insanlığın derdi ne?
Dünyada. Uzun yıllardır bir salgın var. Adını koyalım. “Kötülük salgını”. Ama bakıyorsunuz. Bunun için. Bir “Pandemi” ilan edilmiyor! Bu Konu. Uzun ve karmaşık bir konu. Ama Einstein kolaylaştırmış. Einstein diyor ki: “İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar”. Yalın bir ifadedir. Anlaşılır bir ifadedir bu. Basit görünür. Ama derindir aynı zamanda…. Aslında da. Bir pandemi ilanıdır!
Salgın 6 – Papaz
Salgın ile birlikte. Aklıma düşüveren. O an’ın. Lise yıllarımdaki o an’ın. İki sembolü vardır. Biri Albert Camus’ nün “Veba” eseri. Diğeri de. Felsefe öğretmenim “Pierre Dubois”. Asla unutamayacağım. Her anımsadığımda. Saygıyla andığım. Sevgili öğretmenim…
Salgın 5 – Şifre
“Ben salgını gördüm. Salgın nedir bilirim”. Demiştim ya! Bunun bir sebebi var. Salgın sözcüğü. İlk ortaya çıktığında. İlk söz edildiğinde. Evet. “Salgın”. O tek bir sözcük ile. Aklımın içinde. Geçmişe bir geçit açıldı. Sanki. O sözcük bir şifre idi. Ve o. Aklıma düştüğü anda. Zihnimdeki bir kapıyı açıverdi. Sanki belleğim. Bir kuş gibi. O kapıdan. Sanki bir yıldız geçitinden giriverdi. Ve geçmişe doğru. Süzülerek. Uçuverdi. uzanıverdi… Sonra. Uçtu. Uçtuu… Uçtuuuu. Ve…
Pandemi 1 – Fincancı katırları
Pan. Tüm anlamına geliyor. Demos. İnsanlar demek oluyor. Bu sözcüklerin içinde. Salgın ve hastalık anlamları yok. Ama. Pandemi ilan edilmesi demek. Dünyada. Eş zamanlı olarak. Çok yaygın bir şekilde. Çok fazla sayıda insanı tehdit eden. Bulaşıcı bir hastalık. Bir salgın. Var demek. Aslında. Çok öncelerden beri. Ne veba. Ne de ispanyol gribi. Daha dünyaya uğramamışken. Dünyada zaten. Bir pandemi durumu vardı. Hatta buna. Hastalık da denebilir. Ama bu. İlan edilmemiş bir pandemi. Yoksa farkında değil misiniz? Yoksa çok mu kanıksadınız? Üstelik bir de. Bu Nedir diye mi soruyorsunuz?
Matematik 5 – Kubbe
Japon. Kubbenin altında. Sırtüstü yatıyor. Japon da bir hareket yok! Büyülenmiş gibi kubbeye bakmaya. Sayıklamaya. Devam ediyor… O japon. O. Bir mühendis. Hesap kitap bilir. Acaba diyorum. O kubbenin derinliklerinde kaybolmuş. Bir hayal mi kuruyor. Yoksa. Kubbenin güzelliğine kapılıp. Bir pişmanlık mı duyuyor. ” Şu yılların çan eğrisine. Keşke kubbe eğrisi deseydik” diye mi düşünüyor…. Aslında. Benim de aklıma gelmedi değil. Denebilir.. Hiç kuşkusuz denirdi. Eğer ki…
Matematik 4 – Çan
Şaşırır yabancı heyet!
Camiye girince. Bir bakarlar. Kubbenin altında bir japon. Ayaklarını kıbleye doğru uzatmış. Sırtüstü yatıyor… Heyetteki Türkler. Hemen uyarır. “Burası kutsal bir yer. Burada bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza saygısızlıktır…” Ses yok! Farkederler ki. Japon bir şey duymuyor. Japon kendinden geçmiş vaziyette. Gözlerini kubbeden ayırmadan. Sayıklıyor…









