Abede 6 – Kabuk

Sen eşsiz biri olarak doğdun. Bir kopya olarak ölme.

John Mason (1600-1672)

Çölü sevdim! Ama aslında…

Ben bir sahil çocuğuyum. Kıyıda olmam gerekir. Benim. Suyu görmem gerekir. Ben kendimi. Kumsallarda sahillerde  iyi hissederim.. Ve ayrıca. O su akıyorsa. Rüzgar dalgaları köpürtüyorsa. Ağaçları sarsıyorsa. Martılar. Güvercinler. Ve her tür kuş. Rüzgarla oynaşıyorsa… Yani tabiat. Kendini gösteriyorsa. Çok daha mutlu olurum…. Bunların hiçbiri. Çölde yok! Ama yine de. Çölü sevdim!

Ayrıca. O akan su kenarının arkasında. Bir yeşillik de beklerim. İster bir ova. Bir vadi. İsterse de tepeler. Ya da yüksek yüksek dağlar… Dağların üstünde kar yığınları. Eteklerine çökmüş sis bulutları. Tepelerinde de dolanan bulut kümeleri. Kar tanecikleri uçuşacak. Sis damlacıkları kaçışacak. Bulut yığınları. Şekilden şekile girecek… Bunları beklerim! Ben böyleyim.  Böyle yerlerde mutlu olurum. Bu benim içimde var mıydı. Yoksa. Ben böyle bir yerde doğup büyüdüğüm için mi öyle oldu. Tam bilemiyorum…. Ama ben. Hala böyleyim. Ve eğer hala böyle isem. Bunu çöle borçluyum… Ne tuhaf değil mi?

O çöle düşüverdiğimde. Yıllar öncesine uzanan. O eski günleri düşündüm durdum. Düşününce de. Geçmişe terkedilmiş anıların. Sisli görüntüleri arasında. Bir şeyi daha farkettim. Farkettim ki. Beni mutlu eden. Sadece o tabiat. Tabiatın o hareketleri değildi. Anladım ki. Beni esas mutlu kılan. Başka bir şey daha vardı. Bu şey ne olabilirdi? Düşündüm. Sordum durdum. Ve sonunda. O şey. Evet o mutlu olma kaynağı. Beni iyi hissettiren o şey. Benim çocukluğumdu… Benim çocuk hali duygularım. Benim çocuk hali düşüncelerim. Çocuk hali ilişkilerimdi… Belki de. Yok! Belki değil! Eminim ki. Bu çocuk hallerim olmasaydı. Tabiatın. Tabiat oyunlarının. Tabiatın o görülmeyen sırlarının. Farkında bile olamayacaktım…

Peki. Ben o çocuk halimi neden kaybettim? Nerede terkettim onu?

Önce. Aileden mahalleye. Bu güzel bir çocukluktu. Sonrası. Mahalleden okula. Bu da fena değildi. Ama ardından. Okuldan iş’e derken… Bir baktım. Yeni bir yörüngeye doğru kayıyorum. Yavaş yavaş hayatın içine girmeye başlamış olmalıyım. Hayat mücadelesi diyemiyorum. Çünkü hayatı bir mücadele olarak görmem. Ama farkettim ki. Hayat. Yani insanların kurduğu hayat sertti. Hayat insanları bombalıyordu. Ve bu sertlikler karşısında. Yine de. Hayat yolunda devam etmek gerekiyordu.. Ettim de. Hiç bir olaya bir mücadele olarak bakmadan. Hayatla. Ve hayattaki hiç bir şeyle. Rekabet etmeden. Hayatın sertlikleri arasında. Yumuşak adımlarla.  Yolumu çizdim ve yürüdüm… Ama bu süreçte. Hiç şüphe yok ki. Bir kabuk bağladım. Yoksa hayat yollarında. Ayakta kalamazdım..

Bu öyle acımasız bir süreç ki. Hayat yörüngesine girdikçe. Çocukluk halkasından uzaklaştığımı. Çocukluk hallerimin. Beni terkettiğini. Benden ayrıldığını anlayamadım bile.

Geleceğin kaygıları arasında salınıp durdum. Günlük uğraşlar içinde. Koşuşturup debelendim.. Oraya buraya yetişmeye çalışıyor. Bir şeyleri yetiştirmeye. Bir şeyleri tamamlamaya çalışıyordum. Neyin peşindeydim? Nereye koşuyordum. Ve neden koşuyordum.. Bir şeyi mi kaçırıyordum? Bir şeyden mi kaçıyordum? Beni kovalayan mı vardı? Yoksa ben mi birini kovalıyordum? Farkında bile olamadığım. Bir yarıştamıydım? Neyin yarışıydı bu? Kimlerle yarışıyordum? Ve neden? Ben yarıştan hoşlanmam ki!.. Her şey hızlı. Her şey fazla. Her yer dolu. Ben mi ilerliyorum. Yoksa her şey. Üstüme mi geliyor?..

Hayat hali buydu! Zamanın testeresi. Sanki hayatımı. Dakika dakika dilimliyordu. …

Ve ben. İtişe kakışa bu yolda ilerledikçe. O çocuğu unutmuş olmalıyım. O çocuk da. Giderek içime çekilmiş olmalı. Evet. Hayat onu diplere itti. Ve o. Bir köşeye sığındı. Yok olmadı ama. Hayatın bombaları. Onu ürküttü. Sessizleştirdi. Silikleştirdi. Bu ne zaman oldu? Bu nasıl oldu? Nasıl oldu da. Ben bunu farkedemedim? Hiç bilmiyorum… Hiç bilmiyordum… O’ nu unutmuşdum…Ta ki. O çöle düşene kadar..

Albert Camus, “ Issız yerlerde kendin için bir evren ol” der. Tam da öyle oldu!

O ıssız çöl gecelerinde. Yerde kum tanecikleri. Yumuşacık. Yukarıda yıldızlar. Pırıl pırıl. Dünya ile bağlantın yok. Evrenle bütünleşiyorsun. İnsanlarla ilgin yok. Kendinle derinleşiyorsun. Sanki. Altındaki kum halı. Seni uçuruyor da. O yıldızlar denizinin içine çekiliyorsun. Sanki. O kubbeye yerleşip. O yıldızlardan biri oluyorsun…

Ses yok. Işık yok. Zaman da yok! Sanki her şey durmuş. Sanki hiçbir şey yok. Bir boşluk var. Ve sen. O boşlukta salınan. Bir hiçlik’ sin!… “Boşluk” nedir? “Hiçlik” nedir?.. Mevlana’ nın. Şemsi Tebrizi’nin sıkça dile getirdiği. Bu sözcüklerin. Ne demek olduğunu. O gecelerde hissettim… Uzun uzun düşündükçe. O gecelerde. Hayat kaygılarının. Günlük uğraşların. Bastırıp dibe ittiği. İçimdeki bir köşede. Sinmiş duran. Kendime rastladım…. Yunus emre der ya: “.. bir ben vardır bende. Benden içeru..” diye. İşte bendeki beni gördüm!

Adım adım. Binbir uğraşla. Ama usuletle. Çekip çıkardım onu. O karanlık köşeden…. Onu hissettiğim o an. Göklerde arayıp durduğum. Kendi yıldızımı. Bulmuş gibi oldum. Antoine de Saint Execupery’ nin. Sahra çölünde. “Küçük Prensi” ne rastlaması gibi.. Uzaklarda arayıp durduğum. Kendi yıldızımı. Yanıbaşımda. Kendi içimde buldum.. Kendimle. Çocukluk halimle. Yüz yüze geldim. Kendimle yüzleşince de. O çocuk halimle de konuşunca. Sanıyorumki. O çöl gecelerinde. Adım adım. Değiştim. Evet! O çöl geceleri değiştirdi beni.

Ama yanlış anlaşılmasın. Başkalaşmadım. Başkaydım. Hayat beni “başka” yapmak üzereydi. Hayat beni kıyım kıyım yontuyordu. Ve beni bir başkası yapmasına. Ramak kalmıştı… Kendi yıldızımı bulup. Kendimleşmeye başlayınca… Çocukluk halimin. O sıcak içtenliği ile. Hayatın o sert kabuğu . Sıra sıra. Üzerimden döküldü. Kendimi bulmaya. Kendime gelmeye başladım!

O çöl gecelerinde. Hayatın tüm bombaları. Yanımdan geçti….

Sen abede. Evet sen!… Bombalarınla beni çöle attın!

Sana minnettarım! İyi ki de attın!

Ama. Beni. Iskaladın!

>> Devamı gelecek

Önceki Yazı : Abede 5 – Aparatlar

İzleyen yazı : Abede 7 –

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s