Ölümünden bir yıl kadar önce. 1937 sonbaharında. Mustafa Kemal hastadır. Hasta olduğunu bilmektedir. Yapabileceği birçok şey vardır. Ama o. Kalkar Sivasa gider. Vaktiyle Sivas kongresini topladığı lise binasına. Bu ziyaret sebepsiz değildir. Dokuzuncu sınıfın geometri dersine girer. Bu dersi izler. Öğrenimin eski terimlerle yapıldığını görünce. Canı sıkılır. Galiba biraz da hiddetlenir. “ Bu anlaşılmaz terimlerle öğrencilere bilgi verilemez” diyerek kitabı atar. Sonra ne yapar? Çıkıp gider mi?
Yazar arşivleri: erkutha
Yönetiminherşeyi 8 – Lokma
Bir lokma. Atarız ağzımıza. Çiğneriz. Sonrasında. Neler olur neler! Önce. Tükürük salgıları. Hamur gibi yoğurur lokmayı. Ardından. Yemek borusundan yolculuk. Ve mideye iniş. Midede. Asitli su ve enzim banyosu. Sonra üç metrelik bir yolculuk. İnce bağırsakta. Lokma besin olur. Her besin kimyevi maddelere ayrılır. Çeperlerden emilir. Kana karışır. Her madde işe yarayacağı organa gider. Göze. Kalbe. Ciğere. Kalanlar posadır. Kalın bağırsağa. Oradan da dışarı. Tüm bu işler 24 saatte tamamlanır. Lokma sindirilir. Bu lokmadır insanı yaşatan. İnsanın yaptığı. Sadece çiğnemek. Ötesi sistem.
Organizasyonların lokması bilgidir. Bilgiyle beslenir kurum. Bilgiyle yaşar. Eğer sindirilirse. Bilgi fikir olur. Fikir kararı yaratır. Karar eylem olur. Eylem sonuç verir. Ne zaman ki sonuç fayda üretir. İşte o an. Bilgi sindirilmiştir. Basitçe söylersek: Bilgiyi sindirecek sistemler yoksa. Ve beyinler kendi aklıyla düşünmüyorsa. Bilgi posadır. Hazımsızlık yapar.
Yönetiminherşeyi 7 – Kaya Parçası
Önce taşları temizledim. Zor olmadı. Sonra da ayrık otlarını söktüm. Uzun sürdü. Fakat bitirdim. Ama. Bahçenin ortasındaki o iri kaya parçası var ya! Onu ne yapacağımı bilemiyorum. Zorladım. Kımıldatamadım bile. Gücüm yetmiyor. Birilerini mi çağırsam. Elbirliği ile kaldırırdık. Sonra da toprak getireceğim. Ekip biçmek için…Amacım bu. Ayrıca. Yaşlanmış ağaçları da budamam lazım. Ama. Çok yüksekler. Tek başıma yapamam. Bir alet bulmalıyım. Kimden? Nereden? Kısacası. Yardıma ihtiyacım var.
Bir organizasyonda yaşanan olaylar da bundan farklı değildir. Amaçlar yetenekleri aşar. Aşınca da. Birlikte çalışır insanlar. İşleri bölerler. Sonra da işbirliği yaparlar. Yani yardımlaşırlar. Ve bu sebepledir ki. Yöneticiler. Pek farketmezler ama. Özünde. Yardımlaşmayı sağlamalı. Yardımlaşmayı yönetmelidirler. Basitçe söylersek: En temelde. Organizasyonun ihtiyacı. İnsanların yardımlaşmasıdır. Bir amaç için. Yardımlaşmayı sağlayamıyorsan. Yarattığın sorunları çözer durursun. Yönetmezsin. Yorulursun.
BüyükAkıntı 15 – Ada
Lastiğe tutunayım derken. Kafam takaya çarptı. Denizin ortasında sarsıldım. Arkadaşların da yardımıyla. Akıntıyla yüzerek. Adaya çıktık. İyiki de varmış. O ada. Yorgunduk. Güçsüz kalmıştık. Adaya sığındık. Bu adayı oldum olası sevmişimdir zaten. Yürüyerek ilk okula giderken uzaktan görürdüm. Yedi sekiz yaşlarımda ulaşılmaz bir yer gibi gelirdi bana. Düşünsenize. Suyun ortasında bir taş yığını. O neden orada? Oraya nasıl gidilir ki? Gidilir de ne yapılır ki?
Mektep 9 – Canlı Kopya
Sonraki yıllarda, “anılar müzesi” bizi hep çağırdı. Yani, mektep anılarımız. Bizler de o günleri yeniden ve yeniden yaşamak istedik. Geriye gitmek istedik. Gidemezdik ki? Nasıl gidecektik ? Önce hayat çıktı yolumuzun üstüne. Başka bir hayat. O güne kadar tanımadığımız. Yeni yeni amaçlar koydu önümüze. Giderek yükselen sorumluluklarla yüzleştik. Birşeyler olmaya çalıştık. Zorlandık. Ama. Hep aynı düşünce. Hep aynı soru. Dürttü durdu beynimizi. Hayatı, mektepteki gibi yaşayabilir miydik?
MKA 3 – Fen
Mustafa Kemal, 57 yıllık yaşamında. En çok ne yapmıştır diye sorulsa. Cevap bellidir. “ Kitap okumuştur“. Binlerce kitap. Yüzlerce Feylesof. Düşünür. Fransız devrimini hazırlayan Rousseau’ yu okumuştur mesela. Sosyoloji biliminin kurucusu Comte‘ u. Modern felsefenin kurucusu Descartes‘ ı. Rousseau. Daha çocukken, “matematik” ve çizim dersleri almıştır. Müzik notaları ile matematik arasında ilişki kurmuştur. Comte. “Matematik ve fen” bilimleri eğitimi almış. Sosyoloji de, fiziğin ve matematiğin yöntemlerini kullanmıştır. Descartes. Aklımızı işletmek için “matematiği” kullanmalıyız demiş. “Geometrik” yöntemi metafiziğe uygulamıştır…. Bunlar öylesine seçilmiş örnekler. Ama. Üçü de düşünür. Üçü de matematikle düşünüyor. Ve üçü de çağ açmış. Ne olur, tesadüftür demeyin!
Mavi Kuş
Yeni bir yıl yeni bir mutluluk getirir mi? Belçikalı yazar Paul Maeterlinck. Mutluluk istiyorsan. Onu arayıp bulacaksın demeye getirir. Mavi Kuş isimli kitabında. Bir akşam onu aramaya çıkar. Mavi kuşu. Yani mutluluğu. Bir kervanla. Köpeği. Kedisi. Işığı. Ateşi. Suyuyla. Bir de boş kafes. Mavi kuşu bulunca. Koymak için. Hiç kaçırmamak üzere. Mavi kuş nerededir? Ormanda mı? Ay aydınlığında mı? Kart ağaçların dallarında. Kocamış meşe’ nin kovuklarında mı? Bulamaz ama yılmaz.. Boş kafesi sallayarak. Gelecek ülkesine girer. Gölgelerin dolaştığı ıssızlığa. Arar durur. Büyük kapılardan girer. Taş köprülerden geçer. Sisli tepelere tırmanır. İzine bile rastlayamaz….Belki inanmayacaksınız. Ama. Ben rastlamıştım.
MKA 2 – Müselles-i mütesaviyul adla
Boyut. Uzay. Yüzey. Çap. Teğet. Üçgen. Yay. İkizkenar. Artı.… Öylesine seçtim. Geometri kitabından. Daha da sayabilirim. Düşey. Çember. Açıortay. Taban. Eşit. Türev. Yatay.… Bu liste uzar gider. Mustafa Kemal türetmiş bu sözcükleri. Başlıkta. Anlamadığınız. Okuyamadığınız harf yığını var ya. Ona da “Eşkenar üçgen” demiş. Ne kadar yalın ve anlaşılır değil mi? Hepsi, kendi yazdığı Geometri kitabında. Siz hiç, geometri kitabı yazan bir önder duydunuz mu?
Yönetiminherşeyi 6 – Yerçekimi
Herşey gökyüzüne doğru yükseliverdi. Böcekler, karıncalar, kediler. Elma bile yükseldi. Newton’ un elma’sı. Yere düşmesi gerekmez miydi? Havalanıverdi. Birçok şey. Hepsi yerinden oynadı. Formül dağıldı anlaşılan. F= g.(m1.m2/r2). Yani “yerçekimi” . Görmüyorduk. Ama vardı. Güçlüydü. O yokoldu. Herşey bir yana dağıldı. Yerçekimi. Bu fiziksel bir çekim. Madde ile ilgili. Ağırlıkla. Peki ya duygular. Onlar da uçtu mu boşluğa? Onlarla ilgili bir çekim var mı acaba? Organizasyonlarda mesela. İnsanları bir arada tutan bir güç. Var mı? İnsanları. Organizasyona çeken. Tutan. Ama insani. Kesintisiz. Var mı? Kurallar? Hayır! Kontrol? Hiç te değil! Otorite? Asla! Korku? Güldürmeyin! Para, ünvan? Kandırmayın. Başka? Sözü uzatmayayım! Var aslında. Ama görülmüyor. Hem de yanıbaşımızda. Kültür. O yoksa. Hiçbirşey yok. Basitçe söylersek: Birlik istiyorsan. İnsanlar arasında. Önce kültürü yönet. Yoksa..Saçılıverirler sağa sola. İnsanlar. Tutamazsın.
Yalanın yalanı
Aslında. Yalan, dünyanın ayarını öylesine bozdu ki. Artık hiçbirimiz bunun dışında kalamıyoruz. Bir şekilde…İstesek de istemesek de. Farkında olsak da olmasak da. Yalanın içindeyiz. La fontaine, “her insan yalan söyler “ der. Bir açıdan söylemek zorundadır. Sosyal hayatın gereği. Birlikte yaşayıp da.. Birbirini kırmamanın gereği. Dostuz ya! Hep öyle söylenir. Ama, kimileri için de, çıkarları zedelememenin. Kim bilebilir?









