Kutu 4 – Breeam!

Bay X’ e öyle demişlerdi. Binayı tanıtırken. “Akıllı bina”. Reklamcılar. Satışçılar. Mimarlar. Hepsi söz birliği etmişcesine. Neler neler anlatmışlardı. Bir bilseniz! Mesela. Önemli verilerin izlenebildiği 28 bin tane kablosuz sensörle çalışan gözlem monitörleri bulunuyordu binada. Ne işe yarar derseniz? Bir akıllı telefon uygulaması ile de herhangi bir kişinin binaya girdiği ve nerede olduğu takip edilebiliyordu. Daha ne olsun! Belki. Mahremiyet. Biraz tacize uğruyor gibi gelebilir. Ama. Olacak o kadar! Hepsi güvenliğiniz için!

Okumaya devam ediniz >>>

Üstelik. Bakın dinleyin. Yeşil çatı teknolojisi ile yağmur suyunu depolayarak, bodrum katında yer alan sistemle, atıklar zararsız hale getiriliyordu. Kendi kendine açılıp kapanabilen otomatik akıllı pencereler ile de enerji tasarrufu sağlanıyordu. Ve daha neler neler… Mesela, Binanın tam girişinde. Altın bir çerçeve içine alınmış bir belge vardı. Girince görmemek imkansızdı. Okumamak. Ne mümkün! en yüksek breeam skoru olan yüzde 96,8 ile dünyanın en “sürdürülebilir” ofis binası seçilmiş. “Sürdürülebilir”. Söz gelmişken. Ben bu sözcüğe karşı da ön yargılıyımdır. Sebepsiz değil tabii. Özetle söylemek gerekirse. “Önce, hayatı sürdürülebilir olmaktan çıkarıp. Sonra da, hayatı sürdürülebilir yapmak için. Ardından, sürdürülebilir iş alanları yaratmak.” Özünde. Ya da sonuç olarak. Bir tür “ticari oyun”. Ben böyle görürüm. Ön yargı tabii. Ama kendime de haksızlık etmeyeyim. Uygulamaları ve sonuçları. Gördükten sonra vardığım bir sonuç bu. Düşüncesiz bir ön yargıdan çok. Bir ara yargı diyelim. Daha bir sürü süslü belge asılıydı. Girişteki bir panoda. Sakın bana sormayın! Ticari bir oyun derim! Başkalarına sorun. Ne diyeceklerdir? İşte güvenlik bu! Konfor bu! Rahatı sağlayan bunlar. Diyeceklerdir. Onaylı mühürlü. Belgeler. Sertifikalar. Ödüller. İnsanı rahat ettirsin diye. Korusun diye. Peki koruyor mu? Bay X’ i pek koruyamadı galiba! Neden mi? Merak mı ettiniz? Anlatayım o zaman…

O gün. Bay X. Akşamdan kalmaydı. Yanlış anlaşılmasın sakın! Tirbuşon gibi. Bir binada oturuyor diye. Dayanamayıp da. Her akşam şarap içiyor sanmayın. Okuma ayyaşlığıydı onun ki. Kitaplığında geçirmişti. Önceki akşamı. Sıkıntılı bir günün ardından. Kitaplık en huzurlu yeriydi. Ve felsefe okumaları. Rahatlatırdı onu. Rasgele kitaplar seçti. Zweig. Freud. Montaigne. Camus. Kant. Erasmüs. Voltaire. Cervantez. Öylesine. Sayfaların arasında dolaştı. Bir bahçede dolanıp. Önüne çıkan. Dal uzatan. Çiçekleri koklar gibi. Fikirden fikire sıçradı. Önceki okumalarında. Renkli kalemlerle. Düşmüş olduğu. Notlara göz gezdirdi. Düşünceler dünyasında dolaşır gibi. Sakin sakin. Bir orada. Bir burada. Bir o zamanda. Bir bu zamanda. Amaçsızca. Ağırdan… Uyuyakalmıştı. Gün ışırken.

Evinden çıktı. Hazırolda duran. Gülümseyen. “Concierge” i yan gözle selamladı. Durgun bir suratla. Dalgındı o gün. Keyifsiz. Hasta gibi. Freud’ un söz ettiği “iyilik mikrobu” nu kapmış olabilir miydi? İyilerin. Kötüler arasındayken. Yakalandıkları hastalığın mikrobu. Merdivenlere yöneldi. Yüksek hızlı asansörlere binmedi. Yürüyen merdivenleri de kullanmadı. Adım adım çıktı taş merdivenleri. Ağır ağır. Düşüne düşüne. Aralarda dinlenmiştir. Yüzyirmisekiz kat. Ama yılmadı. O kadar dalgındı ki. Farketmemişti bile çıktığı katları. Dalgalı. Konforlu. İtibarlı. Ve de güvenli. Binanın. En üstüne kadar. Çıktı. Marifet olsun diye yapmamıştı bunu. Yürürken daha iyi düşünürdü. “Don Kişotluk yapma heveslisi değilim” diye geçirdi içinden. Sahte zorluklar yaratıp. Onlarla savaşıp. Sonra da. Kendisini kahraman sanan Don Kişot. “Bu binada yeterince fazlasıyla. Don Kişot var zaten” diye düşündü. En üstte. Bir küçük kapak karşıladı onu. Elektronik anahtar yanındaydı. Kapağı zorladı. İtti. Açmak için. Ve araladı. Sızan ışığı gördü. Muhtemelen. Uzaklarda. Kontrol odasında. Binanın bir yerlerinde. Kırmızı bir uyarı sinyali. Yanıp yanıp sönüyordu o an. Tekrar zorladı yukarıya. Temiz havayı hissetti. Dar merdivenlerden. Kenarlara tutunarak. Yükseldi. Ve çıktı dışarıya. Güvenlikten özgürlüğe. Lamba ışığından. Gün ışığına. Daha çok hava. Tazelik. Daha çok ışık. Aydınlık. İşte dışındaydı. En üstündeydi. Kutunun.

Niye çıkmıştı buraya?

Devamı gelecek >>>

Önceki yazı: Kutu 3 – Kompleks

İzleyen yazı: Kutu 5 – 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s