Kutu 3 – Kompleks

Bu Komplekste. Bay X huzursuzdu. Ama. Bu kompleks’ te olmak. Bu kompleks’ te yaşamak. Çoğu insanın hayaliydi. Doğrusu bu ya! Az çaba da harcanmadı. Bu kompleks’ i yaratmak için. Az emek verilmedi. Emek deyince.. Aklıma geldi. Dünyanın geçerli kurallarına göre. Bu kompleksi yapan emekçilerin hiçbiri. Bu komplekste oturmazlar. Oturamazlar. Burada yaşamayı hayal bile edemezler. Kompleks yapma fikrini onlar vermezler. Onlar girişimci değiller! Kompleksin parasını da onlar vermezler! Onlar. Sermayedar da değiller. Ama. Eser onlarındır. Ter dökenlerin. Temeli kazanların. Duvarı örüp. Fayansı döşeyenlerin. Tesisatı çekenlerin… Gün olup da. Yakınlarından geçiyorsa bir şekilde. Burada çalışan bir usta. “ Bunu biz yaptık” diye gururlanır eseriyle. Hepsi budur! Onun ödülü budur.

Okumaya devam ediniz >>

Çok ter döküldü. Dile bile kolay değil. Yüzyirmisekizbin dönüm. Koca bir arazi. Çok da para döküldü. Hepsi tabiatın altını üstüne getirmek için. Girip çıkmayan canavar makina kalmadı. Dokunulmayan yer kalmadı. Adı üstünde. Kompleks bu! Kompleks. Yani. Sözcük anlamıyla “karmaşık”. Ama. Buradaki anlamıyla. Çok parçadan oluşan demek. Yani. Burada herşey var. Yani. Burada yok yok! Her şey olduğu için de. Hemen kavranılamayan bir yer burası. Hemen anlaşılamayan. Hemen çözümlenemeyen. Yani sen ben. Girecek olsak. Yolumuzu bulamayacağımız bir yer. Dedim ya. Karmaşık. Basitlikten uzak. Sadelikten uzak. Kompleks. Ama sanmayın ki. Bu arazi. Hep bu kadar karmaşıktı. Hiç te değil.Burası bir zamanlar. “Simpleks” ti. Burada sade bir tabiat vardı. Sanmayın ki. Bu arazide. Kompleks öncesinde. Hiçbirşey yoktu. Vardı. Burada bir doğa düzeni vardı. Yok oldu. Kompleks geldikçe. Adım adım. Yok oldu. Nasıl mı? Her yerde olduğu gibi. Hikaye hep aynıdır…

Arazinin. Önce etrafı çevrildi. Üzerlerinde. Doğanın güzelliklerinin resmedildiği levhalarla. O gün korktum işte. İçim sızladı. Çünkü biliyordum ki. Bu zihniyet. “Neyi yok edecekse. Onu koruyormuş gibi yapar. Neye zarar verecekse. Ona övgüler düzer“. Öyle de oldu. Sonra toprak alt üst edildi. Göremezsiniz. Ama duyarsınız bu katliamı. Gördüğünüz sadece. Giren çıkan canavar makinalardır. Ardından beton geldi. Toprağın yerine. Sonra da. Böğürtlen çalıları yerine. Kestane. Ceviz ağaçları yerine. Çınarlar, selviler yerine. Binalar geldi. Çayırlar yerine. Kır çiçekleri yerine. Gelincikler yerine. Binalar geldi. Dikine dikine. Tabiata dikleniyormuş gibi. Yükselen. Yükselen. Sonunda gökyüzünü delen… Binalar. Sadece gökleri delmekle kalmadılar. Yeri de deldiler. Yapmak adına yıktılar. Geçici olanı yapmak için. Kalıcı olanı yıktılar. Birkaç kişiye vermek için. Herkesin olanı yıktılar. Tabiatı yok ettiler. Sırasıyla. Önce yer yok edildi. Ağaçlarıyla. Çalılarıyla, otlarıyla. Sonra da toprak. Milyonlarca canlı organizma. Hayata çıkmayı bekleyen milyonlarca tohum… Hepsi. Daha toprak rahminde iken. Işık görmeden. Gömüldüler. Daha sonra. Hava da yok oldu. Bunu göremezsiniz. Ama bir bakın. Rüzgarın önü kesildi. Engellendi. Binalarla. Havaya gaz atıkları salındı. Binalardan. Şimdi de. Karbon izi ölçülüyor diye. Övünenler var. İyi de. Neden ölçmek gerekiyor? Hava kirletildi de ondan. Ben de şunu sorarım o zaman. Neden bir “solunum derneği” var? O da nereden çıktı? Söyleyeyim. Solunacak hava kalmadı da ondan! Bu hava kirliliğinden farklı. Bu. Hava kalitesizliği. Aslında. Bu havasızlığın ta kendisi. … Ama. Bir de ne deniyor dersiniz? Söylenti o ki. Bu binalar akıllıymış. Öyle deniyor. Cahil kulübeler gitmiş. Akıllı binalar gelmiş. Sizin yerinize düşünen binalar.

Bay X. Aklını sağa sola. Olur olmaz yerlere. Teslim etmeyenlerdendi. Kendi aklını kullanmaktan hoşlanan biriydi. Binanın aklına da. Pek yüz vermezdi. Ama. Yine de. Kapıların kendiliğinden açılması mesela. Onun hoşuna giderdi. Kendini “Kaptan Kirk” sanırdı. 1970 lerin uzay yolu dizisindeki kaptan. Uzay gemisi “Atılgan” ın kaptanı. Ama. Hepsi buydu. Hayatına. Olur olmaz. müdahelelerden hoşlanmazdı. Bu sebepledir. Denebilir ki. Bay X’ in. Bina teknolojisi ile. Gizli bir mücadelesi vardı. Onu bunaltırdı bu gözaltı.. Çoğu zaman. Bay X’ in serbest aklı. Binanın kurgulanmış aklı ile çatışırdı. Turnikelerde. Otoparkta. Asansörde… Giriş çıkış turnikelerinde mesela. Önce kartını okutur. Sonra da üstlerinden atlardı. Yani. Bina aklını reddederdi. Bana sorsanız. Ben ön yargılıyım ya! Ama yine de. Bana sorarsanız eğer. Hiç takılmazdım bu sahte akıla! Bu binalara Akıllı bile demezdim ya!. Binaların soykırıma uğrattığı. Bir papatya . Bir defne yaprağı. Bir yosun bile. Onlardan daha akıllıdır bence. Akıllı ne kelime. Bir dahidir onlar. Bu binaların yanında. Sahil kenarlarında yetişen “deniz teresi” mesela. Bilinen adıyla Kritamo. Nam ı diğer, Crithmum maritimum. Deniz teresi deyip de geçmeyin. Bu bitkinin. Kardeşlerini tanıyacak kadar akıllı olduğunu biliyormuydunuz? Ebeveyn bitkinin tohumlarından yetişen kardeşlerini tanıyacak kadar!

Biraz dikkatle izleyin bitkileri. Görürsünüz. Esas akıllı olan doğadır. Bir karaağaç. Komşusunun gölge yapıp yapmadığını bilmek zorundadır. Ki mevcut ışığa doğru büyümenin bir yolunu bulabilsin. Bir marul. Çevresinde kendisini yemeye hazır obur yaprak bitleri olup olmadığını bilmek zorundadır. Ki onları öldürecek zehirli kimyasallar üreterek kendisini koruyabilsin. Bir afrika menekşesi. Bulunduğu odada işlenen bir cinayetin tanığı olup. Katili teşhis edebilir. Hem de. Asla yalan söylemez.

Bitkiler görür. Yanlarına gidip gitmediğinizi anlarlar. Yanlarında durduğunuzu bilirler…Bitkiler koku alır. Meyvaların olgunlaştığını. Komşularının budama makinasıyla budandığını. Kokularından algılarlar. Bitkiler duyar. Bitkiler.Çeşitli kimyasallar sayesinde. Haberleşirler. Hatırlarlar. “ Bundan sonra parkta yürüyüşe çıktığınızda. Durup kendinize sorun” diyor İsrail asıllı Amerikalı biyolog Daniel Chamovitz.Çimenlerin arasındaki karahindiba ne görüyor? Otlar hangi kokuları alıyor? Meşenin yapraklarına dokunun.İlerde kendisine dokunulduğunu hatırlayacağını bilerek.

Yani. Kompleks dikilirken. Yok edilenler. Yalnızca birkaç ağaç. Bir öbek çalı değildi. Yok olan. Koca bir hayattı. Bunu farkettiğinden beri. Bay X. Kendi kendine sorup duruyordu. “Benim yaşadığım bu kompleks. Yoksa bir suçlu mu?

Devamı gelecek >>>

Önceki Yazı : Kutu 2 – Bay X

Gelecek Yazı: Kutu 4 – 

Kutu 3 – Kompleks” üzerine 4 yorum

  1. Harika bir yazı, devamını bekliyorum. Bitkilerin duyguları ve akılları ve birbirleriyle iletişimleri ile ilgili Alman Ormancı Peter Wohlleben ‘in kitabı “Das geheime Leben der Bäume“ inanılmaz ilginç, Almanca bilenlere önerilir.

    Beğen

  2. Merhabalar. Şekil çok önemli değil ve içerik bence zaten muazzam, ama ben yazınızı şiir gibi okudum. Sık sık noktalarla sağladığınız duraklar yazınızı şiirselleştirmiş ve pek de güzel olmuş. Teşekkürler

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s