Abede 5 – Aparatlar

İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm” Albert Camus (1913-1960)

Çöl beni düşündürdü!….

Sonraları. Düşündüklerimi sorguladım. Sorduklarımı da araştırdım. Ve mesela karşıma “O” çıktı! O kim?.. O. 1990 lı yıllarda. NewYork da. Rockfeller vakfındaki bir toplantı için. Konuşmacı olarak çağırılır. Almanyada doğan. Okumaya merakı olan. Aşırı zeki biridir o… Gittiği her okulu birincilikle bitirmiş. Şimdilerde. 100 yaşına merdiven dayamış. Abedeli bir  diplomattır o. Ayrıca o. Her dönemde. Olağanüstü bir danışman olarak ülkesine hizmet eden. Ülkesine vatanına. Belkide birçok başkandan çok daha fazla yararlı olan. Bir politik bilimci ve politikacıdır. Kimdir bu abedeli derseniz……

Okumaya devam et

Seçim 5 – Askıda Yem

“Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir; İyilik, sebep – sonuç zincirinin dışındadır.” 

Tolstoy (1828 – 1910)

Konumuz “seçmek”. Devam ediyoruz. Özet olarak. Demek istediğim de şu. Seçmek. Sadece maddiyat ile ilgili bir konu değildir! “Ben sana kömür verdim, sen de bana oy ver! Bak ben sana yardım ettim. Sen de beni destekle!.. “Yani. “Al gülüm, ver gülüm” Konusu değildir!  Öyleymiş gibi görünebilir! Ama değildir! Çünkü öyle olsaydı. Bu dünyada. Ahlak. Evet bir damla bile olsa. Ahlak! Hiç kalır mıydı?

Okumaya devam et

Seçim 4 – Derisini Satan Adam

Yoldaşların en iyisi güzel ahlâktır, arkadaşların en iyisi akıldır, edeb ve terbiye, en iyi mirastır ve kendini beğenmekten daha büyük gerilik ve cahillik olamaz”. / Hz. Ali (r.a.) (599 – 661)

Parası olduğu için. Düdük çalanlardan değil! Parayı çalıp. Düdüğü kapanlardan söz ettik ya! Hani bir şato yapıp. İçine sığınıp. “Derebeyi” olmak isteyenlerden. Sonra da itibar kazanacağını sanıp. Kullarını titretmek isteyenlerden. Özet olarak. Para ile her şeyi yapacağını düşünenlerden. Söz ettik ya!…. Evet! Bazılarının aklı böyle çalışır. Onlar düşünürler ki. Para ile. Her sey seçilebilir. Para ile. Her şey alınabilir. Para ile her şey yapılabilir. Yani sanırlar ki. “Maddiyat özgürlüktür”! Sahiden öyle midir? Bi düşünelim!

Okumaya devam et

Çukur 6 – Zoka

En başta söylemiştim. Hatırlayın. Toprak üzerinde. Sarı bir. Menfaat kırıntısı farkedilince. Kazılmaya başlanan. Bir çukur var. Bir de o çukurda biriken. Vazgeçilmez müdavimler. “Okçular ile tahtacılar”. Okçular ok atar. Yani sayıları sallar. Tahtacılara gelince. Bu üfürük sayılarla. Uyduruk sözleri. Yayar. Yayarken de. Yanlışı doğruymuş gibi. Yalanı da gerçekmiş gibi gösterirler. İşlerine nasıl gelirse!

Okumaya devam et

Çukur 4 – Mızraklar

İlk sarı altın. Gizlice. Cebe girdiği an. Vicdanın üzerine bir örtü çekilmiş. Beyin. Sürülerle yalanı üretmeye. Hazır hale gelmiştir. Çünkü. Bak kardeşim! Burası gerçekten çok önemli! “Günah işlemenin birçok araçları vardır, fakat yalan bunların hepsine uyan bir saptır. Bundan sonrasında ise. Artık kurnazlık çalışır. Acaba bu altından daha var mı? Bu toprağın altında!.. Hırs ve açgözlülük. Uyanıklık ve cambazlık. Hepsi elele tutuşur. Enerji olur… Soysuz sopsuz. Boşgezer. Başlar toprağı eşelemeye. Bir kaç sarı toz daha bulmaya başlayınca….da.

Okumaya devam et

Çukur 3 – İlk Altın

 

Çukurda. Her kim varsa. Bilin ki “artist”  dir. Artistlik yapar. Yani rol yapar. Çünkü çukurda olanların. Gerçekle bağları kopuktur. Onların kılavuzu. “Menfaat” dir. Hep. Çıkar peşinde koşar dururlar. Menfaat’ i örtmek için de. Tiyatro kurarlar. Artistlik yaparlar. Yapmak zorunda kalırlar. Dedim ya! Kuliste. Perde arkasında yürütülen. Bir şeyleri örtbas etmek için… Gerçi. Bu artist sözcüğünün. Batı dillerindeki kökenine bakınca. Pek de çukurdakilere uymuyor ama…

Okumaya devam et

Başkan 3 : Gönüllü Kulluk

 

Soru şu: Bu kayırma nereden çıktı? Nasıl besleniyor? Biraz geçmişe dönelim. Aslında. Adam kayırma yeni bir şey değil. Herhalde çok çok eski zamanlardan beri de vardır. Ama tarih bunu ortaçağ papazlarının başlattığını yazar. Bilirsiniz papazların çocukları yoktu. Çünkü evlenemiyorlardı. Ama yeğenleri vardı. Kardeşleri. Teyze çocukları filan. Kayırmak için. Nasıl mı kayırıyorlardı? Papaz olmanın nüfuzunu. Söz geçirme gücünü kullanarak tabii ki. Nüfuz! Büyülü sözcük bu. Nüfuz. Görünmez. Ama bilinir. Her kapıyı da açar. Öyle bir anahtar ki!

Okumaya devam et