Çukur 4 – Mızraklar

İlk sarı altın. Gizlice. Cebe girdiği an. Vicdanın üzerine bir örtü çekilmiş. Beyin. Sürülerle yalanı üretmeye. Hazır hale gelmiştir. Çünkü. Bak kardeşim! Burası gerçekten çok önemli! “Günah işlemenin birçok araçları vardır, fakat yalan bunların hepsine uyan bir saptır. Bundan sonrasında ise. Artık kurnazlık çalışır. Acaba bu altından daha var mı? Bu toprağın altında!.. Hırs ve açgözlülük. Uyanıklık ve cambazlık. Hepsi elele tutuşur. Enerji olur… Soysuz sopsuz. Boşgezer. Başlar toprağı eşelemeye. Bir kaç sarı toz daha bulmaya başlayınca….da.

Okumaya devam et

Çukur 3 – İlk Altın

 

Çukurda. Her kim varsa. Bilin ki “artist”  dir. Artistlik yapar. Yani rol yapar. Çünkü çukurda olanların. Gerçekle bağları kopuktur. Onların kılavuzu. “Menfaat” dir. Hep. Çıkar peşinde koşar dururlar. Menfaat’ i örtmek için de. Tiyatro kurarlar. Artistlik yaparlar. Yapmak zorunda kalırlar. Dedim ya! Kuliste. Perde arkasında yürütülen. Bir şeyleri örtbas etmek için… Gerçi. Bu artist sözcüğünün. Batı dillerindeki kökenine bakınca. Pek de çukurdakilere uymuyor ama…

Okumaya devam et

Başkan 3 : Gönüllü Kulluk

 

Soru şu: Bu kayırma nereden çıktı? Nasıl besleniyor? Biraz geçmişe dönelim. Aslında. Adam kayırma yeni bir şey değil. Herhalde çok çok eski zamanlardan beri de vardır. Ama tarih bunu ortaçağ papazlarının başlattığını yazar. Bilirsiniz papazların çocukları yoktu. Çünkü evlenemiyorlardı. Ama yeğenleri vardı. Kardeşleri. Teyze çocukları filan. Kayırmak için. Nasıl mı kayırıyorlardı? Papaz olmanın nüfuzunu. Söz geçirme gücünü kullanarak tabii ki. Nüfuz! Büyülü sözcük bu. Nüfuz. Görünmez. Ama bilinir. Her kapıyı da açar. Öyle bir anahtar ki!

Okumaya devam et