Konser 2 : Tabiatın notası yok!

Benim takıldığım şu!… Sen bırak. Tabiatın sabah konserini! Görme. Tabiatın nasıl bir ahenk ile uyandığını. Böylesi bir ahengin içinde iken… Sen. Adam! Tuhaf görünümlü adam! Tüm bu seslere gözünü kulağını kapa. Tak kafana bir alet. Yürü yollarda. Olacak iş mi? Hayır! Olmayacak iş!

Okumaya devam ediniz>>

Ne bu sesleri duyuyorsun. Ne de etrafını hissediyorsun. Kimbilir aklın nerelerde! Tabiatın seslerini duymuyorsan eğer. O sesleri yapanları nasıl görebilirsin ki?… Sesini duyup da. Farkedemezsen eğer. Yelkenlinin iplerinin direğe. Dokunup dokunup da titrediğini. Nereden anlayacaksın ki… Kafana. O aleti takıp da. Ne olduğu belirsiz. O sesler cümbüşünün içinde dolandığın an. Ne bulunduğun yer. Ne de bulunduğun zamanın. Ne önemi kaldı ki? Sor kendine! Neredeyim? Sor kendine! Neden buradayım? Bilemezsin ki! Sen. Ne zamanını hissediyorsun. Ne de mekanını. Sen aslında. Karanlıkta yürüyorsun

Bir konsere gidip de. Hatta en ön sıralarda imtiyazlı bir yere. Kurulup da. Konser başlayınca. Gözünü kulağını kapatmaya benzer bu. Ne farkı var. Aslında bir farkı var. Konsere para ödüyorsun. Belki dinlemek için. Belki sosyallik için. Belki görünmek için. Belki ‘gittim’ demek için. Belki o imtiyazlı koltukta olduğunu göstermek için. Ne bileyim… Ama tabiat konserine para bile ödemiyorsun. Ve ama. Orada bir imtiyazın yok! Konser herkese. Duymak. Hissetmek isteyen herkese. Orada paran geçmez. Gücün geçmez… Tabiat konseri bedava. Belki de. Bu nedenle değer vermiyorsun. Belki de. Nasıl olsa hep var. Sonra da dinlerim diyorsun. Bilemem! Ama yanılıyorsun. Dinleyemezsin! Tabiatta hiç bir konser aynı değildir. Hiç bir konser tekrarlanmaz! Tabiatın notası yok. Tabiatın. Her konseri farklıdır. Onun CD si. MP si. Kırkbeşliği yok! Bir daha dinleyemezsin… Tabiatta kaçırdığın. Her anın değeri. Binlerce konsere bedel. Çünkü. Bir dahası yok! Her tabiat konseri bir gala! Senin kaçırdığın bu!

Üstelik belki de. Yarın. Veya yarınların birinde. Burada. Tam da burada. Böyle bir konser. Belki de hiç olmayacak… Yürümek için. Yine buraya geldiğinde. Kumsalda bir beton iskele. Ardında taş. Beton binalar. Her balkonda bir kafa. Sandalların yerinde. Koca koca. Görgüsüz kotralar. Yaprak gitmiş. Ağaç gitmiş. Çakıllar. Serçeler. Hepsi gitmiş. Arkadaki orman kazınmış. Birazı sarı toprak. Çoğu beton beton beton. Örnek olsun diye de. Gösterişten. Bir miktar “vatan çayırı”. Hazır çimlerle döşenmiş. Sağında solunda da. Kesilen ağaçların yadigarı. Belki oturan olur diye. Ahşap banklar…

İstesen de dinleyemezsin. Tabiat konserini. Çalgıcılar değişti. Başka bir konser var burada. İstersen. Megafonla. Domates satan esnafı dinle. At arabasını çeken atların kişnemelerini. Tüpgaz satıcısının cızırtılı . Müzikli anonsunu. Keşke akşam simitçisi dolaşsa. Keşke yoğurtçu olsa diyeceksin. Onlar bile yok. Ama arabaların. Çılgınca yükselen korna sesleri var. Çöp kamyonlarının tıngırtılarını duyacaksın. Kebapçının. Müşteri çağıran haykırışlarını. Gözünü de kapatsan. Kulağını da. Yine de o kokuları duyacaksın. Çöp kokuları. Yağ kokuları. Egzos kokuları…

Bu da bir konser. Ama hergün aynı. O gün geldiğinde. İşte o gün! Tak kulaklıkları! Ama göreceksin. O bile yetmeyecek! En iyisi. Kaç oradan! Kaçabilirsen…

Önceki yazı : Konser  1 – Kulaklıklı adam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s