Gram Adam

 

Dolabımızda. Hiçbir elbise olmasa bile. Yine de hergün. Bir elbise giyer. Başlarız günümüze. Çıplak dolaşacak değiliz ya! Sonrasında da. Değiştirir dururuz gün boyunca… Değiştiririz mi dedim? Evet öyle! Elbise dedimse. Bunu bir bez parçası sanmayın. Ya da bir şövalye zırhı. Bu örtünülen bir şey değil. Bu daha çok…!

Okumaya devam et ->

Bu daha çok. Hal ve tavırlarla ilgili. Ve bunların ardındaki. Duygular. Düşünceler. Ve niyetlerle ilgili. Çok özetle. Bir”insan” ı. “Adam” yapan sebeplerle ilgili. Evet öyle! Biliyoruz ki. Her insan değerlidir. Doğanın bir canlısı olarak. Ama. Her insan. Adam mıdır?

Birine “adam” demek. Kabalık olarak algılanır. Ama. Yanına hemen bir sözcük ekleyip de. “Adam olmak” denildiğinde. Sözcük yepyeni anlamlara açılır. Bu eski bir hikayedir. MÖ. 400 lerde de. Sinoplu Diyojen. Güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara: “Adam arıyorum! Adam!” diye haykırıyordu. Ki “adamlık”. 25 asır önce. Bugün olduğu kadar. Örtülerin altına itilmemişti. En azından. O zamanlar. Adam olanı tanırdınız. Adam olmayanı, adam sanmazdınız. Bugün öylemi ya!

Bugün. İnsanlar. Türlü çeşitli elbiselerle görünüyorlar toplumun içinde. Ama o elbiselerin altında ne var? İşte bunu keşfetmek. Hiç de kolay değil.

Elbise de nedir diyorsanız. Elbise. Kimi zaman bir yetenektir. Bir kabiliyet. Bir beceri. Mesela. Bir insan çok iyi bir beyzbolcu olabilir. Bir yıldız diyelim ona.. Ya da mükemmel bir antrenör. Şampiyonluklar kazandıran. Ve soralım. Bu yetenek. Bu başarı. Onu adam yapar mı?

Yapmaz herhalde… Ya da. Bir insan. Çok iyi piyano çalıyor olsun. Öyle ki. Namı tüm dünyada yürüsün. Peki. Bu onu adam yapar mı? Bilmem ki! Yapmaz sanırım… Bir örnek daha. Bir insan. Çok iyi bir araştırmacı. Çok iyi bir yazar olsun. Öyle ki. Belki de. Nobel e aday gösterilse. Bu ödülü alabilsin. Ya da aldı diyelim. Peki. Bu onu adam yerine koymaya yeter mi acaba? Yetmez galiba….

Yani. İnsanlar. Belirli bir konuda. Hatta bir çok konuda. Çok yetenekli olabilirler. Ama. Yetenekli olmakla. Marifetli olmakla. Adam olunamıyor.

Giyilen elbise. Kimi zaman da. Bir ünvandır. Bir makamdır. Bir insan. Mesela. Büyükmü büyük bir şirkette. Bir genel müdür olsun. Belki de yönetim kurulu üyesi. Yani en tepede. Bir başkası. Bir bakan olsun. Bir müsteşar. Hatta bir başbakan. Belki de bir general. Hatta ordunun en başı. Bir diğeri. Okuyup okuyup da. Bir profesör olsun. Öyle ki. Bilgisi deryaları aşsın da taşsın. Hatta. Dünya çapında buluşlar yapsın. Hepsi iyi güzel de. Tüm bunlar. Bir insanı adam yapmaya yeter mi? Yetmez tabii ki! Ne der Türk atasözü: “ Alim olmak kolay, adam olmak zordur” Halk deyişi de. Zaten çoktan özetlemiştir konuyu. Ne der halkımız: “Okumak cehaleti alır, eşeklik baki kalır”.

Hepsini toparlamak istersek. Mevlana’ ya kulak vermek yeter: “Nice adamlar gördüm üzerinde elbise yok. Nice elbiseler gördüm içinde adam yok”. Yani der ki Mevlana. Adam olmanın. Örtünülen elbise ile hiçbir ilgisi yok… İçinde “kişilik” yoksa eğer. İstediğin elbise ile örtün. Yetenekle. Şan ile şöhret ile. Makamla ünvanlarla. Para pul ile. Zenginlik ile. Bunların hiçbiri. İnsanı adam yapmaz! İnsanı adam yapan elbiselerin altındaki “kişilik” tir.

Adam olmak sade ve yalındır. Adam olmak. Öyle bir durumdur ki. Bunun arası da yoktur. Gram adam olunamıyor. Az çok yetenekli olunabilir. Ama. Yarım ölçek adam olunamıyor. Ya adam olunuyor. Ya da olunamıyor. Sıfır –Bir durumu yani.… Adam olmak. Bu öyle bir şey ki. Zaman zaman olunmuyor. Her zaman adam olunuyor. Bazı yerlerde adam olunamıyor. Her yerde adam olunuyor. Bazılarına karşı adam olunamıyor. Herkese karşı adam olunuyor. Bazı şartlar altında adam olunamıyor. Her şart altında. Adam olunuyor.Kısacası. Adam olmanın. Kayıtı şartı yok. Eğer ki adam olunacaksa. Kayıtsız ve şartsız. Adam olunuyor.

Adam olmak…

Kolaymış gibi görünür. Ama. Halk deyişlerine bakınca. Sanırım zor olmalı. Pek de işimize gelmediği durumlarda. Biraz da kızdığımız kişilere ne deriz?..” Adam olman için, kırk fırın ekmek yemen lazım..” Aslında zor iş yani.

Bir tür zenaat de denebilir, adamlığa. Bu istemekle olmuyor. Mantıkla akılla. Adam olunamıyor. Sadece vicdanla. Sadece sevgiyle saygıyla da. Adam olunamıyor… Bunların ötesinde bir “ustalık” sanki.

Olup bitenlere bakınca. Adam olmanın. Bir sonu da yok galiba. Sürekli bir durum gibi görünüyor. Öyle ki. Bir an geliyor. Hayatın sürprizleri. İnsanın karşısına çıkıveriyor. Ve. “Adam görünen” leri sınıyor. Üzerlerindeki elbiseyi sıyırıveriyor. Makyajlarını siliveriyor. İşte o zaman anlaşılıyor ki. Güç olan. Esas zor olan. Adam olmak değil.

Adam kalmak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s