Dünyada İşler Nasıl Gidiyor?

MÜLK

 

Birkaç yüzbin yıldır dolaşıyoruz şu ıvır zıvır dünyanın üzerinde. İnsanlar olarak. Merak ediyorum da, bu süre içinde, acaba hiç”ziyaretçi” geldi mi dünyamıza. Uzaylı demek istiyorum. Mesela Samanyolu galaksisinden. Bizim galaksimizden. Ya da “Cüce Büyükköpek” galaksisinden. Bizimkine en yakın olanı o . Dünyamıza uzaklığı sadece 25 bin ışık yılı. Gelselerdi ne konuşulurdu acaba?

Okumaya devam et –>

Adettendir. Bir misafirliğe gidilince, önce hal hatır sorulur. Sohbet başlar yavaştan. Ardından, “ ne var ne yok? Nasıl gidiyor? “ sorularıyla muhabbet kapısı aralanır. Samanyolu sakinleriyle de pek farklı olmazdı sanırım. Mesela şöyle bir soruyla karşılaşırdık muhakkak: Dünyada işler nasıl gidiyor?

Sahiden nasıl cevap verirdik bu soruya ? Şöyle bir geriye çekilip de uzaydan bakınca, dünyada işlerin iyi gittiğini söylemek pek de kolay değil. İnsanlık adına tabii. Yoksa yeryüzünün bir yerlerinde kırk elli aile var ki, onlar çok memnun hayatlarından. Yıllardan beri. Nereden mi çıkardım?

Son istatistiklere göre, dünyanın serveti 241 trilyon usd. Geçen yıla göre % 4,9 artmış. Dünyanın gidişatı iyi yani. Servete değer verenler için tabii. Ama , sorun şu ki, bu servetin % 86 sı, nüfusun % 10 unun elinde toplanmış. Başka bir açıdan bakarsak, dünya nüfusunun %5 ini beslemek için, dünya kaynaklarının Yaklaşık %40 ını kullanan bir düzen var yeryüzünde.

Yani, bir yanda açgözlüler var, öte yanda da aç ’ lar. Halbuki, Montaigne ‘ in deyişi ile, “..Kral da dilenci de aynı iştahla acıkırlar.

Aslında ,uzunca süredir, dünyanın hali hep böyle olmuş. En azından tarım toplumuyla birlikte. Avcılıktan yerleşik düzene geçilmesiyle. Yani, ağaçlardan meyva toplayıp hayvanları avlayarak beslenme düzeninden, bir yere yerleşip toprağı ekip biçip çiftçilik yapma düzenine geçildiğinden beri. Neden acaba? Herhalde sahiplenme dürtüsünden olacak. Mülkiyet hevesinden. Dolaşmayı bırakıp bir yere yerleşince ve o yere emek verince, orası  kendimizin olsun isteniyor. Böylece de mülkiyet aklımıza düşüyor.

Beğendiği toprağın etrafına bir çit çekip ya da taşlarla çevirip “ burası benim!” diyen ilk insan kimdi acaba? Kimse ona sormadı mı: “ bu hakkı nereden alıyorsun “ diye? Sorabilirdi. Ve her şey çok farklı olurdu. Çünkü , tam da o ana kadar ve başlangıçtan beri “ herşey herkesindi”. Ya da “ hiçbirşey hiç kimsenin değildi “.

Şimdi düşünüyorum da, anarşizm ‘ in en etkili düşünürlerinin başında gelen Pierre Joseph Prudhon haklı mıydı acaba? Fransanın bir köyünde doğan ve çocukluğunu çobanlıkla geçiren bu ekonomist ve düşünür, “mülkiyet hırsızlıktır“ görüşünü ileri sürmüştü 1840 larda. Şimdi , bu da nereden çıktı diyeceksiniz. Ağır bir ifade gibi görünüyor. Az tepki de almamış o zamanlar. Bugün kimin aklına gelebilir ki böyle bir düşünce? Hele bi gelsin! Ama gelmez, gelemez! Nasıl gelsin ki! Kimse çıkamaz ortaya kolay kolay. Nasıl çıksın ki? Bunu düşünebilecek herkesin, malı mülkü, birşeyleri var, az veya çok. Onu da kaybetmek istemez. Esas çelişki de burada galiba. Herkes  Tolstoy olamaz ki!

Aslında, bir aralar dünyanın gidişatı iyi yola girer gibiydi. 800 yıl kadar süren ve insan düşüncesini “aforoz” eden orta çağ karanlığından sonra, yeniden doğuşla birlikte, insanın insanlığa olan güveni tazelenmişti. 1500 lü yıllardan başlayarak rönesansın getirdiği aydınlanma ile bir iyimserlik iklimi oluşmuştu. Hatta, çağının tüm bulgularıyla derinlemesine ilgilenmiş olan, çok yönlü Alman düşünürü ve matematikçisi Gottfried Wilhelm Leibnitz bu iyimseriği açık bir dille ifade edivermişti: “Dünyamız, mümkün olan dünyaların en mükemmelidir; Bu mükemmel dünyada herşey en iyidir”. Leibnitz, bunu söylediğinde yıl 1600 lerin sonu. Bundan yüz yıl kadar sonra, Fransızların muzip düşünürü Voltaire, ünlü felsefe sözlüğünün “ her şey iyidir” maddesinde, bu iyimserliği sorgulayacaktır. Candide adlı kitabında ise, alaycı bir ifade ile şu soruyu soracaktır Leibnitz’e: “…mümkün olan alemlerin bu en mükemmelinde, sana temiz bir sopa çekersem, bu da mı en iyidir “? Voltaire, tam da sanayi toplumunun eşiğinde olan insanlığın, makinalaşma serüveni ile, başına neler gelebileceğinin ipuçlarını sezinlemiş olabilir miydi belki de?

Bugünden geriye bakınca kim haklı acaba? Dünya iyi bir yer mi? Yoksa kötü bir yer mi? Ne diyeceğiz Samanyolundan gelen misafirlerimize?

>> Devamı gelecek

Önceki Yazı : Ivır Zıvır Dünya

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s