Yabancı 19 – Kurt

Insanın yaratıldığı eğri odundan düzgün bir şey yapılamaz / Immanuel Kant, Prusya kökenli Alman filozof (1724 – 1804)

Şaşırıyorum!

Kediler hala böyle yaşıyor. Böcekler, kuşlar da böyle yaşıyor. Balıklar, kurtlar, timsahlar da. Böyle yaşıyorlar. Tabiattaki her canlı. Ama hepsi. Onikibin asır öncesi gibi yaşıyorlar!…. Onikibin asır! Hiç de az bir zaman değil!.. Ama bakıyorum da. Onların hayat tarzlarında. Neredeyse hiç bir şey değişmemiş. Gel de şaşırma! Tabii ki şaşırdım!…  Ama bunun ötesinde. İnsanlara. İnsanlığa da şaşırıyorum! Evet. Şaşırıyorum çünkü…

Bana sorarsanız eğer. İnsanlar da. Kendi yaşamlarını. Onikibin yıl öncesi gibi sürdürüyorlar… Valla öyle! Yoksa görmüyor musunuz? Düşünüp farketseniz. Sizler de. Şaşırıp kalırdınız!…   Bunun için de. Az gittiler. Uz gittiler.  Dere tepe düz gittiler. Bayağı bir aşamalardan geçip. Onlarca uygarlık(!) kurdular. Medeni(!) oldular. Binlerce yılları tüketip. Asırları aşıp. Çok mu çok uğraştılar! Hem de nasıl!… Ama. Sonunda da. Bu kadar. Dolanıp durduktan sonra. Başlangıçtaki yerlerine döndüler! Oniki bin yıl öncesine… Bir bakın! İnsanlar hala “avlıyorlar”. İnsanlar hala “topluyorlar”! Gel de şaşma!….

En başlangıcında. Tabiatın içinde. Dolaşırlardı. Karınlarını doldurup. Hayatta kalmak için. Yiyeceklerini ağaçlardan toplar. Ya da diğer canlıları avlarlardı.. Yani. Tüm diğer canlılar gibi. “Avcı toplayıcı”ydılar. Sonra. Akıl işlemeye başladı. Bir yerlere yerleştiler. Ve. Bir şeyleri. Toprağı. Hayvanları. Ağaçları. Sahiplendiler… Sonsuz. Ve hala bilemedikleri bir evrende. O kısacık yaşam içinde. Sahiplenmeye kalkışınca da. “Komik” oldular!.. Komik diyorum! Çünkü… Ne bir şey getirebilirlerdi bu dünyaya. Ne de bir şey götürebilirlerdi bu dünyadan. O zaman. Neden sahipleniyorsun ki? Dünyanın bir çok güzelliklerinin tadını alacak iken… Bir şeyleri elde edebilme ile, oyalanıp durdular! İşte komik olan da bu!!!

Ama. Sahiplenmenin. O tatlı hırsı ile. Üstüne üstlük.  Ölçüyü kaçırıp. Açgözlü oldular.. Hırslarına yenilip. Doyumsuz hale geldiler… O komik insanın. İçi boşaldı. Bir sahiplenme anaforunun içine düşüp. Aptallaştı. “Ahmak” oldu!.. Ahmak diyorum. Çünkü.. Büyük  büyük konuşup. Büyük işler yapmaya çalışıp. Daha da büyük sahiplenmeler için uğraşıp dururken… Ama, bu kısacık hayatın. Esasında küçük şeylerden oluştuğunu farkedemediler bile…

Hepsi bu değil! Sonrası. Bu da yetmedi! Kendisi için. Yakınları için. Çevresi için. Gelecekleri için. Sahiplenme yetmedi.. Bu kez. Etraflarına. Diğerlerine bakmaya başladılar. Kendilerini, diğerleri ile karşılaştırıp. Sahip olma yarışına girdiler. “Onun nesi var? Benim neden yok?” Bu hırs. İçlerindeki sonsuz hırs. Kıskançlık doğurdu. En korkuncu da buydu! Tolstoy’un deyişiyle, “…insanı küçülten ve alçaltan bir duygu..” olan kıskançlık. Hırsı besledi. Hırs ise. İnsanların hiç bir zaman terk edemediği.  Sahiplenmeyi tırmandırdı. Sonuç olarak da. Ahmaklaşan o insan. İçi çürüyen o insan. Ahlaksız bir zalim oldu. Gaddarlaştı. “Zalim” diyorum. Ahlaksız zalim! Çünkü.. Hiç bir zaman hak etmediği. Hiç bir işe de yaramayacak olan. Topraklara, koltuklara, ünvanlara, varlıklara… sahip olmak için. Kafaları karıştırıp. Gösterişler yapıp. Bunlar da yetmeyince. Kaba güç kullanıp. Diğerlerine acımasız zulüm yapmaya başladı…

Yüzlerce yılın. Özeti şudur ki. İngiliz filozof, Thomas Hobbes’ un deyişi ile. “İnsan insanın kurdu” oldu. Ve her kurt gibi. Yerinde durmuyor. Gezip duruyor. Bir topraktan ötekine koşuyor. Bir maldan diğerine konuyor… Türk atasözü der ya: “Gezen kurt aç kalmaz!”.. diye.  İşte tam da böyle oldu. İnsan denilen bu garip yaratık. Bu açgözlü. Bu doyumsuz. Karnı aç değil ama. Sahiplenme açlığını gidermek için. Diğer insanları  avlamaya başladı. Varlıklarını toplamak için!

İnsan artık. Bir avcı toplayıcı oldu! Oniki yüzyıl öncesi gibi!

Ama, bi farkla….

>> Devamı gelecek

Önceki Yazı : Yabancı 18 – Kiraz Ağacı

İzleyen Yazı : Yabancı 20

Yorum bırakın