“Insan, doğanın tek hatasıdır” / W.S.Gilbert (1836 -1911. İngiliz oyun yazarı)
Orayı burayı kurcalayıp. Bu kadar gayret gösterdiğine göre. Kedinin kavrayamadığı bir şeyler olduğu apaçık ortadaydı. Benim anlamak istediğim ise. Onun neleri anlamadığıydı. Neydi bunlar acaba, diye sordum kendi kendime. Düşünmeye başlayıp, diğer kedileri de izleyince. Kedilerin de bir dünyaları olduğunu farkettim! Ve ayrıca anladım ki. Onlar, insandan farklı olarak, hep doğanın içindeydi. Doğal bir hayattı onlarınki.. Bugüne bakınca. Hala da öyleler! Peki ya insanlar! Onlar ne durumda?
O zaman isterseniz, insanlar ile kedileri karşılaştıralım! Bunu ben yapmayayım. Taraflı olabilirim. Bu işi Amerikalı yazar ve mizahçı Mark Twain’ e bırakalım. O ne düşünüyor derseniz. O, bir kedinin insandan daha üstün, daha düzgün bir canlı olduğunu düşünüyor. Bunu da nereden çıkardın diye sorarsanız bana. O zaman, Mark Twain’in şu sözünü hatırlatırım sizlere: “Insanla kediyi melezleyecek olsak, insan yücelir kedi bozulurdu”. Anladınız değil mi? Kediyi insandan daha nitelikli bir canlı olarak gören bir deyiş bu! Böylesi bir düşünürden bu görüşler geldiğine göre….
O zaman. Çok çok eskilere değil ama… Biraz daha derinlere doğru gidelim. Biliyoruz ki en başlangıcında. Sadece tabiat vardı. Canlı olanlar. Ve canlı olmayanlar. Dağlar. Ovalar ve denizler. Irmaklar ve göller. Taş, Toprak, su, bitkiler, otlar, çalılar, ağaçlar, böcekler, solucanlar, balıklar, tilkiler… Tabii ki kedi türleri de. Ve bir de İnsan. Bugünün o tuhaf insanı. O zamanlar, O da vardı! O da, tabiatın bir parçasıydı başlangıcında… Ama, sonrasında ise, ne oldu? Adım adım. İnsan, kendisine ayrı bir dünya kurmaya başladı. Önceleri doğanın içinde. Ağaçların ve toprakların üzerinde yerleşip. Doğa ile işbirliği yaparak. Doğayı kullanarak. Doğadan faydalandı.. Şimdi duralım! Buraya kadar tamam. Hep düşünmüşümdür. Keşke insanlık. Tam da bu aşamalarda durabilseydi.. Bu noktada! Yani.Tabii ki dünyayı anlamak için araştırmalar yapmaya devam edip. Tabii ki insan hayatını kolaylaştıracak iyileştirmeleri sürdürüp. Bilim. Sanat. Teknoloji. Spor… Hepsi tamam! Ama, tüm bunları yaparken. İnsanın, tabiata ve insana, yabancılaşmaya başladığı. Tam da yabancılaşmadan önceki noktada keşke durabilseydi! Ama durmadı! İlerledi ve giderek de hızlanıp. Doğayı değiştirerek, doğaya karşı olmaya başladı. Sonunda da, doğaya zarar verir hale geldi…Yani, bu evrende sahip olduğu tek evi. Kendi evini. Baba evini yıkmaya başladı.
Belki de doğa. En büyük, en kapsamlı canlı olan doğa. Hollandalı düşünür Spinoza’nın deyimiyle. Tanrının ta kendisi olan doğa. Başlangıcında bunu önemsemedi… İnsanın yaptıklarına göz yumdu. Bir anlamda insana izin verdi. Ama bu, belki de doğanın bir yanılgısıydı. Bir hatasıydı! Bilemiyorum!.. Ama Rumen filozof Emil Cioran. Doğanın bu yaklaşımının büyük bir hata olduğunu vurgular. Devridaim işbirlikçilerinin uyuttuğu bir insanlığı, sersemliklerinden silkinmeye ömrünü adamış eşsiz bir bilge olarak kabul edilen Cioran. der ki: “Doğa insana izin vermekle,bir hesap hatasından fazlasını yaptı: kendine süikast”
İşte. Kedinin anlayamadığı da buydu! İnsanların, tabiatın içinde kurdukları dünya! Bunu nasıl anlasın ki! Garip bir dünya bu. Sadece kedilere değil. Gezegenimizdeki, diğer tüm canlılara. Doğal hayatta bilinen. Yaklaşık 10 milyon canlı türünün tamamına. Tuhaf görünen bir dünya bu! Çünkü. Biz insanlar, bunu bir “marifet” olarak kabul etsek bile. Uluslararası Doğayı Koruma Birliğinin, resmi kayıtlarına göre. 2,16 milyon hayvan türü içinde. Bunun bir başka örneği de yok!. Özetle, ne dersek diyelim. Evren gerçeklerine aykırı bir dünya, insanlar dünyası.
Ayrıca da. İnsanlığın, içine düştüğü bugünkü duruma bakınca. Bunun neresi marifet diye de sorulabilir tabii ki… Kedi yavrularının ve çocukların oynaştığı,yemyeşil çayırların ortasında patlayan bombalar mı marifet! Kedilerin ve insanların dolandığı mavi bir kumsalda, çıkarma yapan savaş gemileri mı marifet. Yoksa, kedilerin koşuştuğu ırmaklar boyunca. gürültü içinde dumanlar saçıp duran fabrikalar mı marifet. Daha sayayım mı? Hangisi marifet! …. Bu öyle bir dünya ki… Tabiatın içinde. Ama hiç de tabii olmayan. Üstelik de, tabiata karşı bir dünya… İnsanlar dünyası!
İşte o zaman, sormadan duramadım kendime!
Kim daha akıllı? Kimler daha mutlu? Kediler mi? İnsanlar mı?
Devamı gelecek >>
Önceki yazı : Yabancı 3 – Cam
İzleyen yazı : Yabancı 5 –
