“Ömrümüz tesadüflerin verdiği malzemelerle yapılır”. Abdülhak Şinasi Hisar ( 1887 – 1963) Türk yazar.
İTÜ hayalim olmadı. İTÜ mizacıma da uygun değildi. Yani İTÜ ve ben ayrı dünyalardaydık. Ama yolumuz kesişti. En baştan söylemeliyim: İyi ki de kesişti! Ama nasıl oldu da, rastlaştık İTÜ ve ben!.. Buna değişik isimler takabiliriz! Ama bence, bu buluşmayı sağlayan. Tek kelime ile. Tesadüflerdir… Sokrates, “Kâinatta, tesadüfe tesadüf etmek imkânsızdır” demiş olsa da. Ben, kendi hayatıma bakınca. Tesadüflere inanma konusunda inatçıyım.
Benim, İTÜ ile buluşmamı sağlayan iki tesadüf vardır. Birincisi “Taksim” tesadüfü. İkincisi ise “Gümüşsuyu” tesadüfü,,,, Tesadüfler vardır ama. Eğer o tesadüfü farkederseniz. Bir tercih ile karşı karşıya kalmış olursunuz. Ve bu tesadüf noktasında. Bir karar alırsınız. Bob Marley’ in dediği gibi : “Tesadüf bir başlangıçtır. Finali sen oynarsın, perdeyi kader kapatır”. Hayatın o görünmez labirent ağlarında. İradenizin geçerli olduğu. Tek kavşak da. İşte. Tesadüflerin getirdiği o tercih noktasıdır.
Yatılı bir liseden mezun olduktan sonra. Yine de gider, İstiklal caddesinde, Taksimde, o lisenin civarlarında dolaşırdım. İşte böylesi bir gezinti sırasında. Tesadüf bu ya! Liseli bir arkadaşıma rastladım. Sohbet sırasında bana sordu: “… hangi bölümleri seçtin üniversite için?”. Ben, tek bir seçim yapmıştım. İstanbul Üniversitesi Kimya bölümünü tercih etmiştim… Orayı bitirmiş. Orada asistan olmuş. Sevdiğim ve örnek aldığım dayımın. Çok genç yaşta vefatının. Aileye getirdiği duygu yükü. Beni bu tercihe itmişti!… Bu tercihte bir mantık yoktu tabii ki. Ama, ben böyle bir adamım!.. “ Bak, bizim sınıftaki arkadaşlar İTÜ. Makinayı tercih etti! Sen de gel, Beraber oluruz…” dedi bana arkadaşım. Hatırladığım kadarıyla. Düşünmedim bile. İlgili büroya gittik. Tercihimi değiştirdim! Bu tercihin ardında da. Hiçbir mantık yoktu! O an. Bu tercih. Sekiz yıldır, yatılı bir okulda. Hayatımı paylaştığım arkadaşlarımla, yine beraber olma duygusuydu. Bu tarifsiz duygu. Kendimi kendime iyi hissettirmişti.. Hepsi bu!…
Sonraları. Geriye bakınca, şunu farkettim ki. Mantığın fazlası ve bir mantıktaki inatçı bir kararlılık. Tesadüflerin yolunu kapatıyor. Tesadüfler size uğramıyor. Daha doğrusu. Mantık, tesadüfleri perdeleyince, onları göremiyorsunuz… Halbuki tesadüfler, bizlere yeni hayat yolları açıyor… Bu düşünce aklımda yeşerdiğinden beri. Ne kadar sıkı bir plan yapmış olursam olayım. Yoldaki Tesadüflere hep açık olmuşumdur.
İTÜ ye girdim. Onbeş kişilik bir lise sınıfından sonra. İkiyüz kişilik bir üniversite sınıfı. Beni şaşırtmıştı. Sınıfta, Ülkenin her bölgesinden, her şehrinden gelenler vardı. İşte! Kendime sormuş olduğum, “İTÜ hayatımda olmasaydı… ?” sorusunun cevapları bu noktada şekillenmeye başladı. Sınıftakilerden biri, doğu illerin birinden gelen “Zehir Mustafa” idi. Kısa boylu. Kavruk. Zayıf. Çelimsiz görüntülü biriydi. Siyah pantalon ve siyah bir balıkçı kazakla hatırlarım onu… Zaman zaman. Çoğunlukla da boykot dönemlerinde. Anfilerin kürsüsüne çıkar. Demokrasiden. Adaletden. Eşitsizliklerden… söz ederdi. Sömürüye, haksızlıklara karşı mücadeleye çağrılar yapardı. Birileri alkışlar. Kimileri de slogan atar. Tartışmalar olur. Ve Mustafa. Kararlı sözcüklerle konuşur ve konuşurdu… Onu dinlerken. Daha doğrusu ona bakıp, onu duyarken. İç dünyamda. Ben “ Zehir Mustafanın söylediklerini neden anlayamıyorum” diye. Kendime sorar. Kendimden utanırdım. …
Sonraları anladım ki. Anadolunun uzaklarındaki bir köyden gelen o. Zehir Mustafa. Uyanmıştı! Sadece okumamış. Belki de az okumuş. Ama koca koca yaşamıştı! Ben ise. O zamanlar. Aklı, bilgi ve düşüncelerle dolu. Ama, hayatın gerçeklerine uzak kalmış. Hem de, 68 kuşağından biri olmama rağmen. Toplumsal bilince varamamış. Uykudaydım….
Zehir Mustafa beni dürttü! Beni rahatsız etti! Kendine gel, burası İTÜ dedi!.. Kimbilir, şimdi nerelerdedir Zehir Mustafa! Ona, en çok ihtiyaç duyulan bu günlerde. Neler yapıyordur acaba!.. Onu düşününce. Bugün. Ekranların, o en mücadeleci. Gerçeklerin kanalında. Her akşam sahne alıp, laf dolaştıran “Süslü Hoca” yerine. Hayattan gelen. Zorluklarla kavrulmuş Zehir Mustafa Olsaydı. “Neler söylerdi acaba? diye, aklımdan geçmedi değil!
İTÜ’ lü Zehir Mustafa. O Beni uyandırmıştı…
Devamı Gelecek >>
Önceki Yazı : İTÜ 3 – Ayrı Dünyalar
İzleyen Yazı : İTÜ 5 – Süslü Hoca
