Değişim 2 – Öz’ ü Keşfetmek

“Her şeyi kaybettim ama kendimi buldum”. Mevlana (1207 – 1273) (Fars tasavvufçu ve Sufi bir mistik şair)

Bir değişim yolculuğuna çıkarken, kılavuzumuz değişmeyenlerdir. Öncelikli işimiz, değişmeyenleri belirlemek, değişmeyenleri tanımlamaktır. Bu zor bir iştir! Platon, “ Değişen görünür, değişmeyen görünmez” tespiti ile. Güçlüğe işaret eder. Terry Neil ise, “Değişim, ancak içeriden açılabilen bir kapıdır.” diyerek. İşi daha da zorlaştırır.

İçeride olan ve görünmeyen bir şeyi tanımlamak. İşte zorluk budur

Bu zorluk aşılmalı. Değişmeyenler tanımlanmalıdır. Yoksa. Değişme ve yenileşmede yol kaybolur. Oradan oraya savrulunur.

Değişmeyen nedir? En kısa ifadeyle. Değişmeyen “Öz” dür. Peki öz nedir?.. Her canlının bir özü vardır.  Kurumların da vardır. İnsanlara bakacak olursak. Her insanın içerisinden gelen bir mizaçı. Ve bununla şekillenip. Çevreye yansıyan bir karakteri vardır. Ve bunlar. O insanı o insan yapan. O insanı tüm diğer insanlardan farklı kılan. Bir kişilik yapısı oluşturur. Öz, bir insan için, bu kişilik özelliklerinin değişmez bir bütünüdür.

Kurumlar için de böyledir. Ama bir fark vardır. Önemli bir fark. İnsanlar öz leri ile doğarlar. Yani, insanda öz denen şey kalıtımla oluşur. Ben böyle düşünürüm. Kurumlar ise, bir ölçüde farklıdır. Kurumları insanlar kurar. Ve kurucu insanların tercih ve özellikleri. O kurumun özünü şekillendirecektir. Ama bu öz giderek oluşur ve farkedilir olabilir. Ne kadar uygundur bilemiyorum ama, Sartre’ ın o ünlü deyişinin. Kurumlar için geçerli olduğunu düşünürüm: “Varoluş öz’den önce gelir!” deyişi… Kurumlar önce kurulur yani varolur. Sonrasında adım adım. Düşünülenler ve yapılanlarla. Öz şekillenir. Ve bu öz hiç şüphesiz. Kurucuların özellikleri ile beslenir. “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir.” diyen Mustafa Kemal. Bağımsız ve özgür bir Cumhuriyet kurmuştur. Bu özü yıpratıp değiştirerek. Kurulmak istenen yeni düzenin ipuçlarına bakarsanız. Bunu kurmaya çalışanların. Her kimlerse onlar. Onların kişiliklerini. Onların karakterlerini görebilirsiniz…

Öz, insanlar için. Var olan ve keşfedilmesi gereken. Ve hiç şüphesiz, zaman içinde,  olgunlaştırılması gereken bir unsurdur. Kurumlar ise bu özü, giderek farkedip şekillendirir. Ama her ikisi için de geçerli bir ortak yan vardır. Metot ne olursa olsun. Bu öz. İnsanlar için de. Kurumlar için de. Dış şartların etkisi ile değil. İçeriden şekillenir. Ve bu öz değişmez.

Bu öz, o kurumun karakterini şekillendirir. Heraklitos’un “karakterimiz kaderimizdir” ifadesini hatırlarsak. Bu unsurun, bir kurumun kaderini,  değişim yolunu , çizeceğini de. Anlamış oluruz.

Değişim hırsı ile, yenilikçi gösterişlerle bu öz’ den uzaklaşmak. Bir insan veya bir kurum için, kendi varlığının  dışına çıkması anlamını taşır. Ki bu o insanın, o kurumun kendisini reddetmesi anlamına gelir…

Ve hiçbir kimse. Hiç bir kurum, olmadığı şey olamaz!

Devamı gelecek >>

Önceki Yazı : Değişim 1 – Değişmeyenler

İzleyen Yazı : Değişim 3 –

Yorum bırakın