Abede 3 – Kuyu

“Hepimiz aynı bataklıkta yaşıyoruz; ama bazılarımız yıldızlara bakıyor” / Oscar Wilde

O sığınaktan çıkarken. Aklımda. Bir soru dolanıp duruyordu. “Bu bombalar kime atılıyor? Bu bombalar neden atılıyor?” O gün için. Bu soruları cevaplayacak. Bilince sahip değildim. Hem bilgisiz. Hem de ilgisizdim. Ama şu abede yok mu! Şu abede! Önce ilgimi çekti. Araştırmaya başladım onu. Sonra da. Adım adım. Beni bilinçlendirdi. Yaptıklarıyla. Ve yapmadıklarıyla… Sağolasın abede!….

Bombalar sonrası. Aynı gün içinde. Çöle gittik. Yani olayın sıcaklığı geçene kadar. Çöle sığındık. Çöl geceleri. Müthiş bir ortamdı. Düşünün. Hava berrak. Tertemiz. Nem yok. Bazan çok hafif bir çöl esintisi. Hiç bir. Ama hiçbir ışık belirtisi yok. Dümdüz bir kum denizi ortasındasın. Yukarıdan. Sanki. Yıldızlarla İşlenmiş. Geniş bir çanak kapatmışlar kumun üzerine. O çanağın arkasında. Bir sonsuzluk. Koyu ve derin bir karanlık var. Ve çanağın üzerinde. Yalnızca yıldızlar. Yıldız kümeleri. Yıldız bulutları var. O çanağın içinden. Bakılan her yerde. Sadece yıldızların. Göz kırpan pırıltıları görülüyor. Yıldızlar sadece. Yukarıda değil!. Yıldızlar. Ufukta. Kumla buluşmuşlar. Sanki. Gök kubbe ve kum denizi. Yıldızlarla dantellenmiş. Yıldızlar sanki. Hemen yanı başımdalar. Elimi uzatsam. Tutacakmışım gibi. Bir tek onlar var. Ve onlar. Her yerdeler…

O çöl gecelerinde. Uyumadım. Uyumak istemedim. Bir daha asla. Yaşayamayacağım o anları. Uzatmak istedim… Yıldızlara baktım durdum… Belki de bilmeden. Kendi yıldızımı arayıp durdum. O gecelerde. Bir de arkadaşım vardı yanımda. Aklımda. İçimde… Vazgeçilmez dostum Küçük Prens… Bir gezegene düşüp. Tilki. Gül. Koyun… ile dostluklar kuran. Sorular soran. Antoine de Saint- Exupery’ nin. Küçük Prensi. O da. O gezegende yıldızlara bakıp, “Peki…Acaba bir gün hepimiz kendi yıldızımızı yeniden bulalım diye mi yıldızlar böyle ışıldıyor?..” diye soruyordu ya.

Bunu hatırlayınca. Ben de. O çölde. O kum gölü ortasında. O yıldız denizine bakıp.  Kendi yıldızımı aramaya başladım. Bu devasa sonsuzlukta. Acaba. Hangisi benim yıldızımdı? Benim bir yıldızım var mıydı? Benim yıldızım neredeydi? Baktım durdum. Yıldızdan yıldıza sıçrayıp. Aradım durdum. Buldum mu, bulamadım mı? Farkedemedim.

Belki de benim yıldızım. Yukarılarda değil. Dünyada. Bir yerlerdedir diye düşündüm. Belki de onunla. Farklı yerlerde de olsak. Bu gök kubbenin üzerindeki. Aynı yıldıza bakıyoruzdur. Duygularımız orada buluşuyordur. Diye düşündüm… Öyle miydi acaba? O gecelerde. Küçük Prensin. Bana hep umut veren. O sözlerini hatırladım:  “Çölü güzelleştiren, bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır” der küçük prens. Bence bu sözler. En zor şartlarda bile. Bir “umut” un varlığını. Umudun. Her şeyi güzelleştirebileceğini. En basit şekilde açıklayan bir ifadedir. Yeter ki o umut yaratılsın. O umuda sahip olunsun. Ve yeter ki. O umudu arama gayretine girilip. O umut için uğraşılsın… Çölde bir kuyu. Kuyuda da su. Belki onu görmüyorsun. Ama biliyorsun ki. O var. Ona rastlayacaksın. Umudunu izlersen eğer… İşte güzellik de burada!

O çöl gecelerinde düşündüm de. Tüm bu karanlık. Ve sonsuzluk içinde. Dünyanın kendisi de bir kuyu değil mi? Kuyudaki su da. Dünyadaki hayat değil mi? İşte o zaman. Orada. O anda. Hayatın. Hayata gelmenin. Hayatta olmanın. Değerini kavradım. Biz insanlar. Tüm insanlar. Yani insanlık. Bu sonsuzluğun . Bir yerlerde sakladığı. Bu sonsuz karanlığı güzelleştiren. O suyu bulmuşuz.  Yani bir hayatı. Yakalamışız. Bilemem. 93 milyar ışık yılı çapındaki. Şu evrende. O da gözlemleyebildiğimiz kadarıyla. Belki de varolan. Tek hayatı… Bulmuşuz onu. Ya da ne bileyim. Belki de o bulmuştur bizi. Ya da. Kitapların yazdığı gibi. Aklımızı aşan bir güç. Bize sunmuştur bu hayatı. Ne farkeder? Tek bildiğim şu ki. 70 seksilyon. Yani 7’ nin yanına 22 tane sıfır koyun. Bu kadar yıldız barındıran. Bu yıldızlar çölünde. Saklanan bir umut parçası ile. Rastlaşmışız. Biz insanlar…. Düşünebiliyor musunuz! Amerikalı gök bilimci Carl Sagan’ın iddiasına göre. Evrendeki tüm yıldızların sayısı. Dünyamızdaki bütün kumsallardaki. Bütün kum taneciklerinin sayısından fazla. Ve biz. Bu kum taneciklerinin birinin üzerindeyiz. Ve bu taneciğin üzerinde de. Hayat var! Düşünebiliyor musunuz!.. Bu demektir ki. Tüm bu sonsuzluğu. Tüm bu karanlığı. Tüm bu anlamsızlığı.. Güzelleştiren hayatı bulmuşuz…. Ama!

Bir de şu abede’gillerin yaptıklarına bakın!

Kuyuyu kurutuyorlar…

>> Devamı gelecek

Önceki Yazı : Abede 2 – Bombalar! Bombalar!

İzleyen Yazı: : Abede 4 –

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s