Yeni Yıl 2 – Hiçlik

 

Bu dünyada her şey boşuna. Hayat. Uçsuz bucaksız bir sonsuzluk. Ve derin bir boşluk. Bir insan olarak. Geliyorsun ve gidiyorsun. Hepsi bu… Van Gogh’ a göre. Böyle bir hayat. Bitmeyen bir “hüzün”. Pascal’ e göre ise. Büyük bir “haksızlık”… “..bilmiyorum dünya nedir. Ben kimim bilmiyorum… Ben korkunç bir tarzda her şeyden bihaberim … “ der Pascal… Ama. Hemen yanlış düşüncelere de kapılmayın!..

Okumaya devam et

Köle olun!

 

Seçim dendiğinde. Aklımıza ilk gelen şey. Belki de tek gelen şey. Siyasi seçimlerdir. Ama aslında. Hayatımız baştan aşağı. Bir seçimler yumağıdır. Seçimler yapıp dururuz. Ama bunun farkında bile olmayız. Mahalleden arkadaş seçeriz. Manavdan meyva seçeriz. Kiralamak için ev. Dinlemek için müzik seçeriz. Seyretmek için film. Okumak için kitap seçeriz. Otobüste, uçakta yer seçeriz. Okul seçeriz. Eş seçeriz, iş seçeriz. Seçmez miyiz? Say say bitmez. Ve bu seçimleri yeniden . Ve yeniden yapar dururuz. Seçimler yaptıkça da. Hayatımızın kendi kontrolümüz altında olduğunu düşünürüz. İşte bu da. Yanılgıların en büyüğüdür.. Bence!

Okumaya devam et

Kutu 1 – Dört duvar

Karanlığa uyandı. O sesle. Paatt!!

“Pat!” diye bir ses. Ne kadar da zor! Bir sesi harflerle yazabilmek. “Paattt!” Tok bir ses. Ve sessizlik. Kimse ne olduğunu anlamadı. Kanatlanıverdiler, saçaklardaki kuşlar. Bazı camlar açıldı. Kafalar uzandı etraf binalardan. Sağa sola baktılar. Şaşkın şaşkın. Ama bir şey anlayamadılar. Göremediler. Sadece bir ses. “ Paattt!!”. Hepsi bukadar! Başlar içeri çekildi. Birer birer. Pencereler tekrar kapandı. Herkes işine döndü. Sanki. Hiç birşey olmamış gibi. Hiçbirşey! Ama. Bir tek o güvenlik görevlisi. O dönemedi işine. Donakalmıştı. Binanın önünde.

Okumaya devam et