İTÜ 5 – Süslü Hoca

Herkes zayıflığıyla gösteriş yapar.” Dostoyevski (1821 – 1881 / Rus roman yazarı)

Süslü!… Bu lakabı ben takmadım. Bir akşam arkadaşımla oturmuş. Televizyonda haber programlarını dolaşıyorduk. “Dur dur!” dedi arkadaşım. “Bir önceki kanala geç!”. Hah tamam, bak şimdi. Konuşanı tanıyor musun?” diye sordu. Tabii ki tanıyordum. “Biliyor musun, bizim çocuk ona, süslü hoca diyor!” Önce tam anlamadım. “Yani?” deyip açıklama bekledim…”Hiç izlemiyor musun! Her akşam ekrana başka bir kıyafetle çıkıyor” “Yaa!” deyip,… “..nereden biliyorsun bunu!” diye sordum…

Okumaya devam et

Eski Kafa  1 – Salaş

Eski kafalı bir adam olabilirim, ama elimde bira ile göl kenarında yaşlanmak istiyorumJohnny Depp

( 1963 – …. / Amerikalı oyuncu, yapımcı ve müzisyen)

Ben eski kafalıyım.. Bu sözcükleri. Giderek daha fazla düşünür oldum! Ben böyle söyleyince de. .. Malum karşılıklar alıyorum. “Yok canım!” “ Rica ederiz!.. “ gibisinden. En çok da. “Estağfurullah”. Bu da nasıl yazılıyorsa!… Yani dostlar. Bana kibarlık yapıyor… Sanıyorum ki. Bu sözcükleri bana yakıştırmıyorlar! Ama ben yakıştırıyorum! Hem de çok yakıştırıyorum!.. Zaten yakıştırmasam. Neden tekrar edip durayım ki!… “Ben eski kafalıyım!” diye… Ama öte yandan. Kimsenin aklına da şu soruyu sormak gelmiyor. Şu soru var ya! İşte o!..

Okumaya devam et

Yaprak 2 – Düşecek!

“Az anlamak, ters anlamaktan iyidir” Anatole France ( Fransız yazar. 1844 – 1924)

Ben yaprağa takıntılıyım! Belki de. Tabiatı sevdiğimden. Çimen deyip. Ot böcek deyip. Yaprak deyip geçemem! Bir şekilde oynaşırım onlarla. Sizler de. Yaprak deyip geçmeyin!. O küçücük. Ve sevimli tabiat parçası. Yani bir yaprak. Bizlere. Neler neler anlatır . Sadece hayatın geçici olduğunu değil. Varolmanın boşu boşuna olmayıp. Bir anlam taşıdığını. Yokolmanın da. Bir son değil. Yeni bir başlangıç olduğunu gösterir bize. Ama. Yaprağı ciddiye alıp. Biraz daha dikkatle düşünürsek. Bir şeyi daha farkederiz.. Hem de çok önemli bir şeyi! Nedir o derseniz? Bunu zaten biliyorsunuz!.. Ama belki. Bildiğinizi bilmiyorsunuz!

Okumaya devam et

Salgın 2 – Meydanlar

 

Evden çıktım. Sokağa adım attım. Bir sessizlik!. Yürümeye başladım. Bir tuhaflık!. Adım adım. İlerledim. Bir boşluk!… Etrafa bakındım. Kediler biraz şaşkın. Ne yapacaklarını bilmez bir şekilde. Dolanıyorlar… Kuşlar neşeli gibi. Çıplak dalların üzerinde. Ötüşüp duruyorlar. O daldan başka dala. Süzülüp duruyorlar… Köpekler ise. Onlar biraz kabadayılaşmışlar. Her zaman. kenardan kenardan. Tek tek. Yürürlerken. Baktım ki. Birkaçı biraraya gelmiş. Açıklıkta. Yolun ortasında. Uzun uzun havlıyorlar. Bilmem ki. Belki de sohbet ediyorlar. Belki de. Meydan bize kaldı diyor. Seviniyorlar… Meydan onların.. Ama yanılıyorlar!

Okumaya devam et

Çukur 5 – Çatlama

abçkr

Siz. Evet siz! Bir çatırtı. Bir çatlama sesi duyuyor musunuz? Duymadınız galiba… Bir zamandır var. Nasıl duymazsınız? Ses çukurdan geldi… Düzlükteyseniz eğer. Düzlüktekiler. Çukurdakileri. Hem duyar. Duymalıdır! Hem de görür. Görmelidir! Duymamak ve görmemek. Ne mümkün!

Okumaya devam et

Kutu 1 – Dört duvar

Karanlığa uyandı. O sesle. Paatt!!

“Pat!” diye bir ses. Ne kadar da zor! Bir sesi harflerle yazabilmek. “Paattt!” Tok bir ses. Ve sessizlik. Kimse ne olduğunu anlamadı. Kanatlanıverdiler, saçaklardaki kuşlar. Bazı camlar açıldı. Kafalar uzandı etraf binalardan. Sağa sola baktılar. Şaşkın şaşkın. Ama bir şey anlayamadılar. Göremediler. Sadece bir ses. “ Paattt!!”. Hepsi bukadar! Başlar içeri çekildi. Birer birer. Pencereler tekrar kapandı. Herkes işine döndü. Sanki. Hiç birşey olmamış gibi. Hiçbirşey! Ama. Bir tek o güvenlik görevlisi. O dönemedi işine. Donakalmıştı. Binanın önünde.

Okumaya devam et