Eureka!

Karnınız aç. Cebiniz boş. Yolda yürürken. Bir torba domates tohumu buluyorsunuz. Sevinçten havalara uçuyorsunuz. Kaderim değişti. Artık karnım doyacak diyorsunuz. Yakınlarınıza haber veriyor. Açlık bitti! diye haykırıyorsunuz…!” Sonra. Tohumları torbadan çıkarıp. Bir betonun üstüne serpiyorsunuz. Ve domateslerin olmasını beklemeye başlıyorsunuz. Bekleyin bakalım. Domatesler ne zaman olacak! Olacak mı?

Okumaya devam et

Yönetiminherşeyi 8 – Lokma

 

Bir lokma. Atarız ağzımıza. Çiğneriz. Sonrasında. Neler olur neler! Önce. Tükürük salgıları. Hamur gibi yoğurur lokmayı. Ardından. Yemek borusundan yolculuk. Ve mideye iniş. Midede. Asitli su ve enzim banyosu. Sonra üç metrelik bir yolculuk. İnce bağırsakta. Lokma besin olur. Her besin kimyevi maddelere ayrılır. Çeperlerden emilir. Kana karışır. Her madde işe yarayacağı organa gider. Göze. Kalbe. Ciğere. Kalanlar posadır. Kalın bağırsağa. Oradan da dışarı. Tüm bu işler 24 saatte tamamlanır. Lokma sindirilir. Bu lokmadır insanı yaşatan. İnsanın yaptığı. Sadece çiğnemek. Ötesi sistem.

Organizasyonların lokması bilgidir. Bilgiyle beslenir kurum. Bilgiyle yaşar. Eğer sindirilirse. Bilgi fikir olur. Fikir kararı yaratır. Karar eylem olur. Eylem sonuç verir. Ne zaman ki sonuç fayda üretir. İşte o an. Bilgi sindirilmiştir. Basitçe söylersek: Bilgiyi sindirecek sistemler yoksa. Ve beyinler kendi aklıyla düşünmüyorsa. Bilgi posadır. Hazımsızlık yapar.