Seçim 2 – Tutsak

Tutsak adamın bir tek efendisi vardır; Tutkulu adamın ise, çıkarlarına ulaşması için, kendisine yardım edenlerin sayısı kadar efendisi vardır.” La Bruyere (1649 – 1696)

Hayat yanından akıp geçerken. Sen durdun diye. Ve bekliyorsun diye. Başka bir hayat mı gelecek sanıyorsun! “Armut piş. Ağzıma düş!” Yok öyle bir şey! Hiç boşuna bekleme! Başka bir hayatın geleceği yok! Senin de. Başka bir hayata gideceğin yok! Hayat adına ne varsa. Hepsi burada. Hayat senin önünde. Hayat senin yanında. Sen de hayatın içindesin. Ne bekle! Ne de sürüklen! Yapacağın şu! Ya bir yol seç. Ya da bir yol aç. Ve ilerle!  

Okumaya devam et

Kutu 10 : Kon – Tiki

Yerdeydi Bay X. Kutudan. 128. kattan atlamıştı. Etrafındakileri. Selfi’cileri gözlüyordu. “Bu selfi’ cileri bilirim!” diye geçti aklından. “Daha yoldayken. Alelacele. Bu “Selfi” yi. Facebook sayfasına koyacaklar. İnstagram’ a yerleştirecekler. Ardından… “Aaaa! Yerde kan var!” “ Ne oldu? Nasıl oldu?” “ Bu bir ceset mi? İyi ki başına düşmemiş”… gibi dahiyane yorumlar alacaklar. Sevinecekler… Daha da sonra. Bunlara. Cevabi açıklamalar gelecek. “İşte. Adam yukardan düştü”. “Adam” dediği de benim. Bir insan. “Tam da önüme düştü”…. “Bennnn gördüm”. Tabii bunlar da üstün yorumlar olacak… Ardından da. “Like” sayacaklar. Yarıştıracaklar. Böyle böyle. O gün. O günün anları. Dolacak. Hay huyla! Hay huy’ lardan biri de. “Ben” olacağım. Günün menüsü. Ben. Bay X!”

Okumaya devam et

Üç Cumhuriyet

 

Bu Anadolu topraklarında. Hayatımda üç cumhuriyet tanıdım. Özü olan. Kökü olan üç cumhuriyet. Bunların ilki. Bir gazeteydi. Hergün. Kapının önüne. Biri kalın. Biri ince. İki gazete bırakılırdı. O zamanlar böyle derdim. Kalın ve ince. Çocuk yaştaydım. Okul öncesi çağda.. Gazeteleri alır. Babama verirdim. Babamın daha çok. Kalın olan gazeteyi okuduğunu hatırlarım. Sonradan farkettim ki. En çok da arka sayfalardaki spor haberlerini okurdu. Spor haberlerinde de “Güreş“i. “Güreş mi? O da ne?” deyip de geçmeyin..

Okumaya devam et