Yabancı 2 – Agape

Sevmesini bilirsek, başkalarına acı vermeyi unuturuz”.” Friedrich Nietzche (1844 – 1900) / Alman filozof, filolog, şair ve besteci.

İnsanlardan öğrenemediklerimi, bir kediden öğrendim!” deyince.  “Sen insanları sevmiyor musun?” diye sorgulayanlar olabilir… Tabii ki. Benim demek istediğim şey bu değildi!.. Benim söylemek istediğim. Bir şeyleri sevmek ya da sevmemekle ilgili değil! Benim söylediğim. Kendimdeki bir şeyi farketmiş olmakla ilgili. Sevmenin ne anlama geldiğini. Ve kendi sevme anlayışımın ne olduğunu farketmekle ilgili.  Hepsi bu! Bunu, bana farkettiren de. İnsanlar değil, o oldu.. Bu nasıl oldu? Şimdi bunu kısaca anlatayım…,

Okumaya devam et

Yabancı 1 – Platonik

Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin tek şey kendi karanlığındır”  René Descartes (1596 – 1650 / Fransız filozof, matematikçi ve bilim insanı. Modern felsefenin kurucusu)

Sabah. Mutfak kepengini açtığımda. Sesi duyar duymaz. Bir yerlerden fırlayıp. Mutfak camının o daracık kenarına yerleşip. Tatlı tatlı yüzüme bakar. Anlarım ki. “benim karnım aç!” der..

Eve döndüğümde. Hangi saat olursa olsun. Beni o karşılar. Arabanın yanına yanaşır. Bahçedeki ortancanın yapraklarına sürtünür. Okşarmış gibi. Anlarım ki. “Ben oynamak istiyorum” der.

Okumaya devam et

Dümen

 “Anacım hep derdi ki oğlum seni bir bahar günü doğurdum”….. Bu bir 19 Mayıs günü niçin olmasın?” / Mustafa Kemal Atatürk

Aynı gemide miyiz?

İki gemi var. İstanbuldan yola çıkan.

Birisi Bandırma vapuru. 19 mayıs 1919 … Samsuna giden. Karadenizde.

Diğeri ingilizlerin Malaya zırhlısı. 21 kasım 1922… Malta ya giden. Akdenizde.

İkisinde birden olabilir miyiz?

Okumaya devam et

Seçim Sonrası 2 : Toprak ağaca küser mi?

Eğer kirli bir ırmağı içine alıyorsan, bozulmadan kalabilmen için bir okyanus  olmalısın”       Dostoyevski (1821 – 1881 . Rus roman yazarı)

Biraz da şaşırmıştık! Allah Allah deyip. “Bu seçimde neler oldu?” diye sormuş. Düşünmüştük…. Sonrasında. Konunun, sadece “boş tencere” olmadığını, sadece “terli hayvan” olamayacağını düşünüp!.. Esas konunun. “ Biz olmaktan uzaklaşmayıp. Yabani otlara özenmeyip”.  “Biz olmaya yaklaşmak” olduğu sonucuna varmıştık!”  Öyleydi değil mi?

Okumaya devam et

Seçim sonrası  1 – Kırık Bardak

İhmal edilen Toprak yabani ot üretir / Latin atasözü.

Allah! Allah! Bu seçimde ne oldu?

Kimileri, siyasi bir deyimle, “ Boş tencere kazandı “ diyor! Yani açlık. Yani yoksulluk, birilerini götürdü anlamında.  Sanki, dibi kararmış tencere yıllardır boş boş durmuyormuş gibi. Bazıları da, Anadolu deyimiyle, “ hayvan terli! ” diyor. Yani, “..artık beni kandıramazsın; ben seni daha önceden tecrübe ettim..” anlamında. Sanki, yıllardır tecrübe üstüne tecrübe yapıp da kandırılmamış gibi.. Durum bu idiyse. O zaman. Bu seçimde farklı bir şey mi  oldu?

Okumaya devam et

Gemide Panayır!

Gülmeyi çocuklar icat etti, bizler tüketiyoruz.  / Bir şair

Gemideyiz.

Herkes gülüyor. Hepsi, gürül gürül gülüyor. “Bizimyer”de gülmeyen yok! Hepsi aynıymış gibi gözükse de. Türlü türlü gülüyor her biri. Gözlerinden anlıyorum. Bazılarında gözler fırıl fırıl. Bir av peşinde. Pusuya yatmış gibi. Bazılarında gözler dangul dungul. Bir oraya bir buraya. Koşup durur. Saldırır gibi. Kimilerinde gözler mangır mangır.  Köşeyi dönmeye hazırlanıyor gibi. Bazılarında da melul melul. Sanki Bizimyere aşk ilanı yapar gibi… Kimileri de mırıl mırıl. Ayağınıza, aklınıza dolanıp. Bir şeyler kapmanın peşinde… Bir de tırıl tırıl gözler var. Tırtıklamanın eşiğinde! Ama hepsi gülüyor! Evet! İnsanlar sızlanırken. Tüm afişler gülüyor!…

Okumaya devam et

Normal 1 – Zamanın Kokusu

İnsanlar babalarından çok, zamanlarının çocuklarıdırMarc Bloch (1886 – 1944 / Fransız tarihçi)

Daha dört beş yaşlarımdaydım. Annem beni. Evin karşısındaki bostana gönderirdi. “Hadi git, Mustafa amcadan ayva al” derdi. Giderdim. Alırdım. Dönerdim… Annem, gazete kağıtlarına sarılmış ayvaları alır. Yanlış duymadınız. Evet gazete kağıdı. O zamanlar, daha her yerde kese kağıdı bile yoktu….  Annem, ayvalardan birini alır, mutfaktaki masanın üzerine koyar. Diğerlerini de. Tel dolaba yerleştirirdi. Teldolap mı? Evet öyle! Daha henüz buzdolabı da yoktu çünkü…Teldolabı. Gazete kağıdı paketi. Bostan ayvası… İşte  o günlerin normali buydu!… Bir de “mutluluk” vardı!

Okumaya devam et

İTÜ 7 – Laboratuvar

“Artık iyi olanların değil, iyi oynayanların dünyası burası” W. Shakespeare (1564 – 1616 / İngiliz şair ve oyun yazarı)

“… İTÜ Hayatımda olmasaydı? “ diye bir soruyla başlamıştım düşünmeye. İTÜ, tabii ki örneklerden sadece biri. Her insanın, hayatını etkileyen, böyle kurumlar vardır!  İTÜ de bulunmuş herkesin de. Hiç şüphesiz, farklı bir hikayesi vardır. Benim anlattığım da. Sadece benim hikayem. Bir anlamda. Ben kendimi anlatıyorum. İTÜ nün öğretisi ile. Benim özelliklerim bir araya geldiğinde. Şekillenen bir ilişkiden  söz ediyorum. Ve bu ilişki, her şeye açıktı…..  Her şey olabilirdi…

Okumaya devam et

İTÜ 6 – Gri Hücreler

“ Bilge adamlar gibi düşün, sıradan insanlar gibi konuş,; Böylelikle herkes seni anlasın.” Aristoteles (MÖ.384 – M.Ö.322) Antik Yunan filozofu.

Süslü Hoca, en mücadeleci olan bir TV kanalında. En mücadeleci bir kişinin yanında. En çok izlenen bir zamanda. Sahne alıyor. Sanki bir şeylerin mücadelesini veriyormuş gibi yapıp. Ama hiç bir şeyin mücadelesini yapmıyor…” Demiş miydim?.. Hayır ben değil! Arkadaşım böyle söylemişti… Bu sohbetin ardından düşündüm. Merakımdan hocayı izleyip. Arkadaşımın düşüncelerini anlamaya çalıştım. Ve hangi hitabet ortamında olursam olayım. Öncelikle aklıma gelen bir soruyu. Hoca için: “ Bu hoca, kimlere konuşuyor acaba?” diye kendi kendime sordum…

Okumaya devam et

İTÜ 5 – Süslü Hoca

Herkes zayıflığıyla gösteriş yapar.” Dostoyevski (1821 – 1881 / Rus roman yazarı)

Süslü!… Bu lakabı ben takmadım. Bir akşam arkadaşımla oturmuş. Televizyonda haber programlarını dolaşıyorduk. “Dur dur!” dedi arkadaşım. “Bir önceki kanala geç!”. Hah tamam, bak şimdi. Konuşanı tanıyor musun?” diye sordu. Tabii ki tanıyordum. “Biliyor musun, bizim çocuk ona, süslü hoca diyor!” Önce tam anlamadım. “Yani?” deyip açıklama bekledim…”Hiç izlemiyor musun! Her akşam ekrana başka bir kıyafetle çıkıyor” “Yaa!” deyip,… “..nereden biliyorsun bunu!” diye sordum…

Okumaya devam et