Abede 7 – VOA

“Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar, özünü görmek isteyen cana bakar.”

Mevlana (1207 – 1273)

Abede beni ıskaladı dedim ama…. Abede ıskalamış olsa da. Önünde sonunda. Değişik yollarla. Bir şekilde. Düşer avının peşine. Abede asla vazgeçmez. Abede kararlıdır. Abede işini yarım bırakır mı hiç? O. Yani abede. Kimsenin. Ve hiç bir işin. Peşini bırakmaz. Nitekim….

Okumaya devam et

Abede 6 – Kabuk

Sen eşsiz biri olarak doğdun. Bir kopya olarak ölme.

John Mason (1600-1672)

Çölü sevdim! Ama aslında…

Ben bir sahil çocuğuyum. Kıyıda olmam gerekir. Benim. Suyu görmem gerekir. Ben kendimi. Kumsallarda sahillerde  iyi hissederim.. Ve ayrıca. O su akıyorsa. Rüzgar dalgaları köpürtüyorsa. Ağaçları sarsıyorsa. Martılar. Güvercinler. Ve her tür kuş. Rüzgarla oynaşıyorsa… Yani tabiat. Kendini gösteriyorsa. Çok daha mutlu olurum…. Bunların hiçbiri. Çölde yok! Ama yine de. Çölü sevdim!

Okumaya devam et

Abede 5 – Aparatlar

İnsanı savunuyorum, çünkü düştüğünü gördüm” Albert Camus (1913-1960)

Çöl beni düşündürdü!….

Sonraları. Düşündüklerimi sorguladım. Sorduklarımı da araştırdım. Ve mesela karşıma “O” çıktı! O kim?.. O. 1990 lı yıllarda. NewYork da. Rockfeller vakfındaki bir toplantı için. Konuşmacı olarak çağırılır. Almanyada doğan. Okumaya merakı olan. Aşırı zeki biridir o… Gittiği her okulu birincilikle bitirmiş. Şimdilerde. 100 yaşına merdiven dayamış. Abedeli bir  diplomattır o. Ayrıca o. Her dönemde. Olağanüstü bir danışman olarak ülkesine hizmet eden. Ülkesine vatanına. Belkide birçok başkandan çok daha fazla yararlı olan. Bir politik bilimci ve politikacıdır. Kimdir bu abedeli derseniz……

Okumaya devam et

Abede 4 – Piyongiller

Bir suda iki balık kavga ediyorsa, oradan, beş dakika önce, uzun bacaklı bir ingiliz geçmiştir

/ Kızılderili atasözü

Sonsuz bir karanlığın içinde. Bir kum taneciğinin üzerine düşüvermiş. Ve bir hayata rastlayıvermişiz… Kıymetini bilsene insan kardeşim! Ne gezeer!.. André Gide’ in deyişi ile: “ Kendi kendinin mutluluğuna engel olma yolunda, insan fevkalade beceriklidir.” Gerçekten de. Olup bitenlere bakınca. Bazılarının işi sanki bu. Huzuru bozmak. Mutluluğu engellemek. Bazılarının hesabı kitabı bu. Nasıl kötülük yaparım hesabı. Nasıl karalarım planı. Gün geçmiyor ki. Yeni bir bomba patlamasın. İş bu! Mutluluğu bombalamak. Tabii ki bu konuda. Abede tek değil. Kötülük oyunları her yerde. Orada. Burada. Ve bizde de. Ama. En usta olanların başında. Hiç kuşkusuz. Abede giller geliyor!

Okumaya devam et

Abede 3 – Kuyu

“Hepimiz aynı bataklıkta yaşıyoruz; ama bazılarımız yıldızlara bakıyor” / Oscar Wilde

O sığınaktan çıkarken. Aklımda. Bir soru dolanıp duruyordu. “Bu bombalar kime atılıyor? Bu bombalar neden atılıyor?” O gün için. Bu soruları cevaplayacak. Bilince sahip değildim. Hem bilgisiz. Hem de ilgisizdim. Ama şu abede yok mu! Şu abede! Önce ilgimi çekti. Araştırmaya başladım onu. Sonra da. Adım adım. Beni bilinçlendirdi. Yaptıklarıyla. Ve yapmadıklarıyla… Sağolasın abede!….

Okumaya devam et

Abede 2 – Bombalar! Bombalar!

Afganistan’da çocuk çok ama çocukluk yok. Dünya da öyle değil mi, insan çok ama ‘insanlık’ yok.” / Khaled Hosseini (1965 – … )

O gün. Sabaha karşı. Gürültüyle uyandım. Gök gürültüsü gibi bir ses ile. Arka arkaya. Düzenli patlamalar. Parıltılar.. Önce. Fırtına ve yağmur diye düşündüm. Ama. Libyada. Yağmur ne gezer! Ara ki bulasın! Libyada gök gürültüsünü de özlersin. Şimşek parıltılarını da!.. Kara bulutları bile ararsın… Eee o zaman!?

Okumaya devam et

Abede 1 – Amerika! Amerika!

Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruzF.Nietzsche(1844-1900)

Tutucuyum! Ama tabii ki. “Gericiyim” anlamında değil!.. Tutucuyum derken. Bu. Belirli konularda . Elimdekilerden. Eğer ki keyif alırsam. Etrafımdakilerle. Kendimi iyi hissedersem. Yenisini aramam. Anlamına gelir. Belki de. “Maymun iştahlı değilim” demeliyim… Mesela. Yurt dışına gitmeye hiç özenmedim. Ülkemde. Kendimi iyi hisseder(d)im. Topraklarıma. Hatta mahalleme fazlasıyla bağlıy(d)ım. Aslında. Bir şeye. Aniden. Ve kolay kolay bağlanamam. Ama bir kez. Bağlanırsam da. Kolay kolay bırakmam… Terketmem!

Okumaya devam et

Sergiler 1 – Kuyruk

Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk” / Victor Hugo (1802 – 1885)

O gün. Şaşırıp kaldım. Birisi. Bir heykelin. Yani bir eserin. Karşısına geçmiş. Düşünüp duruyor. Bir iki dakika değil. Uzun süre. Heykele bakıp duruyor. Düşünüyor mu düşünmüyor mu anlayamıyorum. Önceleri hareketsiz. Sonra hareketlenip. Sağdan bakıyor. Ardından soldan. Sonra etrafında bir dolanıp. Tekrardan.  Heykelin tam  karşısına geçip. Duruyor. Hareketsizleşiyor. Düşünüyor… Herhalde eseri anlamaya çalışıyor! Diye düsünürdüm. Başka ne olabilirdi ki! Ama aynı anda da. “Bir eseri anlamak bu kadar zor mu?” diye düşündüm. Zor mu?

Okumaya devam et

Seçmek 9 – Kış Uykusu

Yanlış zamanda doğru olan bir şey, yanlış bir şeydir / Joshua Harris (1974 – .. )

Trapez zamanlamadır. Zamanlamayı kaçırmak. Boşluğa düşmektir. Peki hayatta. Zamanlamayı kaçırmak nasıl olur? Neden olur? Şöyle olur.  Seçmek için. Karar veremezsek. Verdiğimiz kararı harekete dönüştüremez isek. Biz kararsız iken. Olaylar akar geçer. Şartlar da değişir. Yapılan seçim. Tercih olmaktan çıkar. Uzaklaşıp kaybolur. Bize de. Harekete geçmemiş isek. Ardından bakmak kalır! Yani “zamanlama” kaçırılır. Ne derler: “Demir tavında dövülür

Okumaya devam et

Soruyorum 2 – Terleyen Yıldız Gemisi

Bir çiftçi, bir ev aldığında daha zengin değil, daha fakir olur. Çünkü aslında, ev onu almıştır..

/ Henry David Thoreau (1817 – 1862)

Dünya kötü bir yer mi?” Bu soruyu sormuştum. Hala kendi kendime. Düşünüyorum!

İlk bakışta. Hele ki bu günlerde. Bence. Pek de iyi bir yer gibi görünmüyor. Yani şunu demek istiyorum. Dünya daha iyi bir yer olabilirdi… Zaten aslında. Öyle bir yermiş. Dünya iyi bir yermiş. Çook çok eski zamanlarda tabii… Dedelerimizin dedelerinin dedelerinin bile bilemediği zamanlarda.. Peki ne oldu da bu hallere düştük? Esas soru bu!

Okumaya devam et