Seçmek 9 – Kış Uykusu

Yanlış zamanda doğru olan bir şey, yanlış bir şeydir / Joshua Harris (1974 – .. )

Trapez zamanlamadır. Zamanlamayı kaçırmak. Boşluğa düşmektir. Peki hayatta. Zamanlamayı kaçırmak nasıl olur? Neden olur? Şöyle olur.  Seçmek için. Karar veremezsek. Verdiğimiz kararı harekete dönüştüremez isek. Biz kararsız iken. Olaylar akar geçer. Şartlar da değişir. Yapılan seçim. Tercih olmaktan çıkar. Uzaklaşıp kaybolur. Bize de. Harekete geçmemiş isek. Ardından bakmak kalır! Yani “zamanlama” kaçırılır. Ne derler: “Demir tavında dövülür

Okumaya devam et

Soruyorum 2 – Terleyen Yıldız Gemisi

Bir çiftçi, bir ev aldığında daha zengin değil, daha fakir olur. Çünkü aslında, ev onu almıştır..

/ Henry David Thoreau (1817 – 1862)

Dünya kötü bir yer mi?” Bu soruyu sormuştum. Hala kendi kendime. Düşünüyorum!

İlk bakışta. Hele ki bu günlerde. Bence. Pek de iyi bir yer gibi görünmüyor. Yani şunu demek istiyorum. Dünya daha iyi bir yer olabilirdi… Zaten aslında. Öyle bir yermiş. Dünya iyi bir yermiş. Çook çok eski zamanlarda tabii… Dedelerimizin dedelerinin dedelerinin bile bilemediği zamanlarda.. Peki ne oldu da bu hallere düştük? Esas soru bu!

Okumaya devam et

Seçim 8 – Trapez

Her nasip, vaktine esirdir ”     – Mevlana (1207 – 1273)

….Kime sorarsanız sorun. İster bir aşçıya. İster bir çiftçiye. İsterse de bir siyasetçiye sorun! Aşçı diyecektir ki: “… böreği fırından tam zamanında alın… Yoksa, ya çiğ kalır ya da yanar! “ Çiftçi ise. “ … ağacı  tam zamanında budayın… Yoksa, ya donar ya da küser!” diye konuşacaktır. Hele ki siyasetçi. O. “… seçimi ne zaman yapsam?..“ diye kara kara düşünüp. Uygun zaman için. Pusuya yatacaktır!…  Bir sanatçıya. Herhangi bir komedyene. Ya da bir pilota… Kime sorarsanız sorun. Hepsi. Söz birliği etmişcesine.  Aynı şeyi söyleyecektir.  Ama derim ki.  Özellikle de bir trapezciye sorun… Evet ona sorun. En iyi o bilir!

Okumaya devam et

Seçim 7 – Buridan’ın Eşeği

Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin, ya da olanları kabullenmeyi. İyiki ‘ lerinle güçlenir, keşke ‘ lerinle tükenirsin! Karar senin.” – Charles Bukowski (1920 – 1994)

Tabii ki. Maddi ve manevi. Tüm şartlar uygun olsa bile. Seçim yapamadığımız durumlar da var. Bunun ilk sebebi. Ne istediğini bilmemek ile ilgili. Bir şeyler isteniyor da. Ama kafalar karışık ise!  Bunun sonucu. Kararsız kalmaktır. İşte bu! Yani “kararsızlık”. Sıkça tekrarlanıyorsa. Ve bir alışkanlık haline geliyorsa… Bu bir hastalık. Bu. Biraz da eşekliktir!! Kızmayın! Anlatacağım…

Okumaya devam et

Seçim 6 – Kürkçü Dükkanı

Ne kadar yükselirsen yüksel, ahlak ve faziletten yoksunsan bir hiçsin“. / Johann Herder(1744-1803)

Evet. Tam da böyle yazdım. “Maddiyata dayanan her ilişki. Bir çıkar ilişkisidir. Bu ilişkide. Belirleyici olan da. Alacak olanın değil. Satacak olanın. İradesidir! Satıcı satmak istemez ise. Alıcı alamaz!” Böyle yazdım. Ama kimi zaman. Bunun tersi olur. Bir bakarsın. Çok işe yaradığını düşündüğü bir şeyi. Satıcı satmak ister. Ama alıcı bulamaz. Olur mu olur! Ama neden olur?

Okumaya devam et

Seçim 5 – Askıda Yem

“Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir; İyilik, sebep – sonuç zincirinin dışındadır.” 

Tolstoy (1828 – 1910)

Konumuz “seçmek”. Devam ediyoruz. Özet olarak. Demek istediğim de şu. Seçmek. Sadece maddiyat ile ilgili bir konu değildir! “Ben sana kömür verdim, sen de bana oy ver! Bak ben sana yardım ettim. Sen de beni destekle!.. “Yani. “Al gülüm, ver gülüm” Konusu değildir!  Öyleymiş gibi görünebilir! Ama değildir! Çünkü öyle olsaydı. Bu dünyada. Ahlak. Evet bir damla bile olsa. Ahlak! Hiç kalır mıydı?

Okumaya devam et

Seçim 4 – Derisini Satan Adam

Yoldaşların en iyisi güzel ahlâktır, arkadaşların en iyisi akıldır, edeb ve terbiye, en iyi mirastır ve kendini beğenmekten daha büyük gerilik ve cahillik olamaz”. / Hz. Ali (r.a.) (599 – 661)

Parası olduğu için. Düdük çalanlardan değil! Parayı çalıp. Düdüğü kapanlardan söz ettik ya! Hani bir şato yapıp. İçine sığınıp. “Derebeyi” olmak isteyenlerden. Sonra da itibar kazanacağını sanıp. Kullarını titretmek isteyenlerden. Özet olarak. Para ile her şeyi yapacağını düşünenlerden. Söz ettik ya!…. Evet! Bazılarının aklı böyle çalışır. Onlar düşünürler ki. Para ile. Her sey seçilebilir. Para ile. Her şey alınabilir. Para ile her şey yapılabilir. Yani sanırlar ki. “Maddiyat özgürlüktür”! Sahiden öyle midir? Bi düşünelim!

Okumaya devam et

Seçim 3 – Paranın Foyası

Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır” – Seneca(MÖ.04 – MS.65)

Hayatın. Neredeyse her anı. Bir seçim yaparız. Her seçimin de. Sonuçları vardır. Kimileri. Sonuçları doğal akışına bırakır. Kabullenir. Kimileri ise. Farklı araçlarla. Kendi tercihlerini. Gerçekleştirmek için. Zorlama yoluna gider. Zorlama araçlarının başında ise. Para yani maddiyat gelir… Peki bu maddiyat denilen güç. Seçimlerimizi dayatmaya. Yeter mi?…

Okumaya devam et

Seçim 2 – Tutsak

Tutsak adamın bir tek efendisi vardır; Tutkulu adamın ise, çıkarlarına ulaşması için, kendisine yardım edenlerin sayısı kadar efendisi vardır.” La Bruyere (1649 – 1696)

Hayat yanından akıp geçerken. Sen durdun diye. Ve bekliyorsun diye. Başka bir hayat mı gelecek sanıyorsun! “Armut piş. Ağzıma düş!” Yok öyle bir şey! Hiç boşuna bekleme! Başka bir hayatın geleceği yok! Senin de. Başka bir hayata gideceğin yok! Hayat adına ne varsa. Hepsi burada. Hayat senin önünde. Hayat senin yanında. Sen de hayatın içindesin. Ne bekle! Ne de sürüklen! Yapacağın şu! Ya bir yol seç. Ya da bir yol aç. Ve ilerle!  

Okumaya devam et

Seçim 1 – Kapılar

“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!”

Mevlana (1207 – 1273)

Hayatı hayat yapan. Bazı temel gerçekler vardır. Hayatı yaşarken. Bizi sarıp sarmalayan bazı gerçekler. Bunlardan birisi de nedir bilir misiniz?…. Hadi şimdi. Hemen de söylemeyeyim! Daha duyduğunuz an. “Canım bunu zaten biliyoruz!” dersiniz muhtemelen.. Birisi de gelip. Bana bunu söylese. Ben de aynı tepkiyi verir… “Başka nasıl olacaktı ki!” diye düşünürdüm.  Çünkü. Hayatı öylesine karmaşıklaştırmışız. Hayatı hızlandırmayı. Öylesine marifet saymışız ki. Her gün yaşadığımız doğal ve yalın gerçekleri bile. Farketmekte zorlanıyoruz.

Okumaya devam et