Kaçamak

“Hayatın ortaya koyduğu en büyük gerçek; her canlının kendi yaptıklarını kendisinin belirlediğidir. Eğer birşey bir diğeri tarafından yönlendiriliyorsa, o ölü birşeydir

Thomas Aquinas (1225 – 1274)

Bu sözleri. Bu yorumu. Bu tepkiyi. Hiç mi hiç beklemiyordum… Yıllar önce. Bir toplantıdayız. Bir sendikacı. İşçi sendikasından. Dedi ki: “Yahu hocam! Bu da olur mu? Şimdiye kadar. El emeğimizi kullandılar! Şimdi de. Anlattıklarınıza bakınca…. Fikirlerimizi, düşüncelerimizi kullanmak istiyorlar! Elimizde zaten. Bir o kalmıştı. Onu da alıyorlar! Olur mu bu?”  Önce şaşırdım. Anlayamadım…. Hiç böyle bakmamış. Hiç böyle düşünmemiştim. O ana kadar…. İşi şakaya vurup devam ettim.. Ama sonrasında düşündüm. O sendikacı. Ne demek istiyordu acaba?

Okumaya devam et

Kutu 9 – Alcatraz

 

Paatt! Tok bir ses.

Güvenlik görevlisi dona kaldı. Tam da önüne düşmüştü. Gökten mi? Yukarılara baktı gayrı ihtiyari. Bir şey yok! Pencerelerden kafasını uzatanlar yok. Binanın her yeri camdan bir deri. Açılmıyor ya! Ses de geçirmiyor. Hiç birşey geçirmiyor. “İzole!” İnsan hayatları gibi. Burası “Alcatraz”. Bir tür esaret! İş mahkumluğu. Ee! Peki. Nereden düştü bu? Uzaydan mı?

Okumaya devam et