Matematik 4 – Çan

 

Şaşırır yabancı heyet!

Camiye girince. Bir bakarlar. Kubbenin altında bir japon. Ayaklarını kıbleye doğru uzatmış. Sırtüstü yatıyor… Heyetteki Türkler. Hemen uyarır. “Burası kutsal bir yer. Burada bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza saygısızlıktır…” Ses yok! Farkederler ki. Japon bir şey duymuyor. Japon kendinden geçmiş vaziyette. Gözlerini kubbeden ayırmadan. Sayıklıyor

Okumaya devam et

Matematik 3 – Eşekler

 

Şimdi. O Red Kit’ i bir kenara koyun. Ama atmayın. Sonra yine okursunuz. İhtiyacınız olacak. Rahatlamak için… Biz de “nokta”ya dönelim. Aslında her şey nokta ile başlar. Nokta, doğru olur. Doğru, kare olur. Kare, küb olur… Nokta, eğri olur. Eğri, daire olur. Daire, küre olur. Böyle gider. Her şey nokta ile başlar. Tek bir nokta ile… Zaten. Dünya dediğin şey de. Evrende bir noktadan başka nedir ki?

Okumaya devam et

Matematik 1 – Ye eşit üç iks

Yıllar önceydi. O günkü adıyla. “İktisat” dersindeydik. Hocamız. Bilim dünyası ve iş dünyasında. Bilinen ve değer verilen biriydi. İktisat ile ilgili. Çok şeyler öğrendik ondan. Bizler. Lisede fen bölümlerini bitirmiş. Üniversitede mühendislik eğitimi görüyorduk. Hocamız. Arz ve talep ile ilgili bir konuyu anlatırken. Ağzından “Fonksiyon” kavramı çıktı… Keşke çıkmasaydı!

Okumaya devam et