Marka’j

 

Zaten. Şu “marka” kavramı ile. Derdim vardı. Bir de. O söyleşiyi okuyunca. Aldım kalemi elime. Hırsımı kağıtlardan çıkardım… Sonra da buruşturup. Attım bir kenara… Sevimsiz duygularımın çoğunu paylaşmam. Ama hiçbirini de içime atmam. İçimde tutmam. Çoğu zaman yazarak. Kendime yazarak. Duygularımı dışa dökerim. Kurtulurum onlardan. Sonra da. Çöpe atarım… “Marka olmak” anlayışına. Marka kavramına karşı da değişik duygularım vardır. Oldum olası kızmışımdır bu sözcüğe. Bu beş harfin içinde. Gerçeklikten uzak. Bir “sahtecilik” duygusu taşıdığı. İzlenimi alırım. “Aldatma” ile doldurulmuş bir boşluk…

Okumaya devam et

Yönetiminherşeyi 6 – Yerçekimi

 

Herşey gökyüzüne doğru yükseliverdi. Böcekler, karıncalar, kediler. Elma bile yükseldi. Newton’ un elma’sı. Yere düşmesi gerekmez miydi? Havalanıverdi. Birçok şey. Hepsi yerinden oynadı. Formül dağıldı anlaşılan. F= g.(m1.m2/r2). Yani “yerçekimi” . Görmüyorduk. Ama vardı. Güçlüydü. O yokoldu. Herşey bir yana dağıldı. Yerçekimi. Bu fiziksel bir çekim. Madde ile ilgili. Ağırlıkla. Peki ya duygular. Onlar da uçtu mu boşluğa? Onlarla ilgili bir çekim var mı acaba? Organizasyonlarda mesela. İnsanları bir arada tutan bir güç. Var mı? İnsanları. Organizasyona çeken. Tutan. Ama insani. Kesintisiz. Var mı? Kurallar? Hayır! Kontrol? Hiç te değil! Otorite? Asla! Korku? Güldürmeyin! Para, ünvan? Kandırmayın. Başka? Sözü uzatmayayım! Var aslında. Ama görülmüyor. Hem de yanıbaşımızda. Kültür. O yoksa. Hiçbirşey yokBasitçe söylersekBirlik istiyorsan. İnsanlar arasında. Önce kültürü yönet. Yoksa..Saçılıverirler sağa sola. İnsanlar. Tutamazsın.