Yabancı 16 – Misafir

“Bazen akışına bırakmak gerekir; yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları, insanları; Ve bekleyip görmek gerekir sonuçları.” / Şems-I Tebrizi (1185 – 1248) / İranlı mutasavvıf. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sohbet şeyhi.

Pascal demiş ki: “İnsanları tanıdıkça, köpeğimi daha çok seviyorum”. Evet, böyle demiş! Ama tabii ki. Bunu, tüm insanlar için söylememiştir. Kendi deneyimleriyle. İnsanlık halinin yarattığı bir izlenimi yansıtmıştır sanırım. Yoksa. Dünyada, sadece kötüler olsaydı. Hiç iyiler olmasaydı. Bir tesadüfle hayata giren. Doğanın hatası sayılacak. O tek tük antik iyiler. Ne yaparlardı acaba! Ormana kaçar. Doğaya sığınırlardı herhalde. Bu durumda zaten. “Dünyada nasıl yaşanır?” diye bir soruyu da sormaya gerek kalmazdı….

Okumaya devam et

Yeni Yıl 1 – Boşluk

Saymayı uzun süre önce bıraktım. Günleri. Haftaları. Ayları. Yılları. Hiç birini saymıyorum. Aslında. Hesabı kitabı bilirim. Sayılar ise. Beni büyüler. Aritmetik. Cebir. Hele ki geometri. Çok severim. Matematik. Onsuz olmam. Tabiatın dilidir o!.. Ama. Saymayı bıraktım. Çok öncesinden. Özellikle de zamanı saymayı… Takvim dediğimiz. Bence. Hırs dolu insanın. Zamana da hükmedebilmek için yaptığı bir kurguydu. Ama. Sonrasında. İnsanı hakimiyeti altına alan bir hapishane oldu…. Düşündüm de. Neden takvimin esiri olayım ki!

Okumaya devam et