Yabancı 22 : Kedilerin zaferi

Bütün özelliklerimiz, iyilik ve kötülük konusunda kararsız ve belirsizdir. Bunların hemen hepsi, rastlantıların elinde oyuncaktır” La Rochefoucauld (1613 – 1680) Fransız klasik edebiyat yazarı.

Her sabah. Pencerenin önüne yaslanan. Bir şeyleri anlamaya çalışıyor gibi. Etrafını araştıran.  Sanki bana sorular soruyor gibi bakıp duran. Bir kedi. Beni düşündürmüştü. Kendimi o kedi ile karşılaştırıp. Onun hayatı ve kendi hayatımı sorgulayıp. Düşününce de. İç dünyamın derinliklerinde. Bir keşif yolculuğuna çıkmıştım. Bu iç yolculukta. Kendimi okuyup. Kendimle ilgili ipuçlarını izliyordum. Ama sonrasında. Adım adım. Parçası olduğum “insanlık” halleri ile ilgili. Bir okyanusun derinliklerine doğru açılıverince… Özetle diyebilirim ki. İnsanlardan öğrenemediklerimi… Ondan. Beni düşündüren. Bir kedi’ den öğrendim… Ve ilk farkettiğim şu oldu…

Okumaya devam et

Yabancı 21 – Kurtların Öyküsü

Ne tuhaf bir dünyada yaşıyoruz; Kötülük yapmak kolay, İyilik yapmak zor”  Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821 – 1881) / Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı.

Böyle mi olmalıydı?…  Yani. İnsan, insanın kurdu mu olmalıydı?

Zor bir soru!… Belki de bu soruyu. İnsanlara değil de, kurtlara sormalıyız! Onlar daha iyi bilebilir!.. Nesillerdir, Amerikan yerli halkının. Yani kızılderililerin. Geleneğinde yer alan eski bir öykü vardır. Tam kökeni bilinmemekle birlikte. Cherokee veya Lenape halkına atfedilen bu öyküde yer alan kurtlar.. Belki de bu soruya bir cevap verebilirler…. Ama bence. Bu cevabı aramadan önce. Bi düşünelim. Hem de ters yönde. İnsanın, insanın kurdu olmadığını düşünüp… Nasıl bir dünya . Nasıl bir hayat olurdu acaba?… diye soralım kendimize…

Okumaya devam et

Yabancı 20 – Mobil!

“ Hayat, ne aşk davasıdır, ne de ekmek kavgasıdır. Hayat, insan kalabilme mücadelesidir.” / Ernesto “Che” Guevara. / Arjantinli Marksist devrimci, doktor, yazar, gerilla lideri, diplomat ve askerî teorisyen.(1928 –  1967)

Özetleyelim..

Bugünün dünyasında. 2026′ ya girerken. Bugün artık. İnsan insanın kurdudur! Yani insan. Sadece rakibini, düşmanını değil! Yoluna çıkan herkesi yok eden bir insan olmuştur. Bu noktaya nasıl gelindiğini düşünürsek eğer… Bunun başlangıcı. İnsanların bir yerlere yerleşmeleri. Ve bir düzen. Ve giderek de. Bir uygarlık (!) kurma çabasıdır.. Evet tam da böyle! “Uygarlık” denilen o soylu kavram. İnsanı, insanın kurdu yapmıştır!.. Ne komik değil mi!

Sebebine gelirsek…

Okumaya devam et

Yabancı 19 – Kurt

Insanın yaratıldığı eğri odundan düzgün bir şey yapılamaz / Immanuel Kant, Prusya kökenli Alman filozof (1724 – 1804)

Şaşırıyorum!

Kediler hala böyle yaşıyor. Böcekler, kuşlar da böyle yaşıyor. Balıklar, kurtlar, timsahlar da. Böyle yaşıyorlar. Tabiattaki her canlı. Ama hepsi. Onikibin asır öncesi gibi yaşıyorlar!…. Onikibin asır! Hiç de az bir zaman değil!.. Ama bakıyorum da. Onların hayat tarzlarında. Neredeyse hiç bir şey değişmemiş. Gel de şaşırma! Tabii ki şaşırdım!…  Ama bunun ötesinde. İnsanlara. İnsanlığa da şaşırıyorum! Evet. Şaşırıyorum çünkü…

Okumaya devam et

Yabancı 18 – Kiraz Ağacı

Eğer su kaynağı, senin kendi ruhundan fışkırmazsa, susuzluğunu dindiremezsin.” / Wolfgang Van Goethe.(1749 – 1832 / Alman hezarfen, edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğa bilimci.)

Bana göre. Mutluluk, “kendini iyi hissetmektir” demiştim… Bu nedir? Bu nasıl anlaşılır? diye sormaya kalkarsanız eğer. Derim ki. Unut gitsin bu soruyu! Asla ve asla. Bunu anlamaya çalışma! Bu duyguyu sadece hisset ve yaşa. Bil ki.  Bunu anlamaya çalıştığın an. Düşünceler ortaya çıkar. Mantık çalışmaya başlar. Ve tüm duygular. Adım adım seni terkeder. Düşünmeye başlarsan eğer. Mantık ve akıl, iyi hissetme duygularının hepsini. Siler süpürür..

Okumaya devam et

Yabancı 17 – Akarsu

Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz. / Jean-Christophe Grangé ( Doğum:1961 ) / Fransız yazar, gazeteci ve senarist.

İnsan yalnızdır! Etrafında bir çok şey olsa da. İnsan sonuç olarak. Yalnız gelir. Yalnız gider. Bu kısa sürede de, yalnız yaşar. Bunu “bencillik” olarak anlamayın. Bunun anlamı. İnsanın, her durumda.  Kendisiyle yaşamasıdır… İnsan. Nerede olursa olsun. Ne yaparsa yapsın. Kimlerle olursa olsun… Her durumda. Düşünce ve duygularıyla. Kendisiyle yaşar!

Okumaya devam et

Yabancı 16 – Misafir

“Bazen akışına bırakmak gerekir; yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları, insanları; Ve bekleyip görmek gerekir sonuçları.” / Şems-I Tebrizi (1185 – 1248) / İranlı mutasavvıf. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin sohbet şeyhi.

Pascal demiş ki: “İnsanları tanıdıkça, köpeğimi daha çok seviyorum”. Evet, böyle demiş! Ama tabii ki. Bunu, tüm insanlar için söylememiştir. Kendi deneyimleriyle. İnsanlık halinin yarattığı bir izlenimi yansıtmıştır sanırım. Yoksa. Dünyada, sadece kötüler olsaydı. Hiç iyiler olmasaydı. Bir tesadüfle hayata giren. Doğanın hatası sayılacak. O tek tük antik iyiler. Ne yaparlardı acaba! Ormana kaçar. Doğaya sığınırlardı herhalde. Bu durumda zaten. “Dünyada nasıl yaşanır?” diye bir soruyu da sormaya gerek kalmazdı….

Okumaya devam et

Yabancı 15 – Askıda soru

“Gerçek soru ölümden sonra yaşamın var olup olmadığı değil, ölümden önce senin hayatta olup olmadığındır.”  / Osho. (1931 – 1990). Hindistanlı mistik Guru.

Tam 25 asır önce. Bi düşünsenize. 25 yıl değil! İkibin beşyüz yıl önce Dünyanın iki farklı ucundan. Birbirinden habersiz. İki büyük filozof. Hem de birkaç sözcükle. Hayatı sürdürmenin ipuçlarını vermişler. Ama bugünleri yaşayınca. Anlıyoruz ki. Onları duymamışız. Onlara kulak vermemişiz! Ve o soru. Yüzlerce yıldır. Hep askıda kalmış: Bu dünyada nasıl yaşamalı?

Okumaya devam et

Yabancı 14 –  Antika bir Tahta

İnsan olmak ve hayatı hayvanlardan daha az anlamak, ne hazin şey… Tanrı insanı, sırf hayvanların ne kadar dürüst  olduklarını ispat etmek için yeryüzüne getirmiş olmalı./ Panait Istrati (Romen yazar. 1884 – 1935 )

….. Kendimden uzaklaşmıştım. Kendime yabancılaşmıştım. İçimdeki çocuk. Hayat yolunun ortasında. Karanlık bir ormanda. Yolunu kaybetmiş. Bir uçurumun kenarına gelmişti. Uçuruma yuvarlanırsa eğer! Ben de. İş dünyasındaki hayatın seline kapılıp sürüklenecektim… Ama bir umut! Belki de. O içimdeki çocuk. Son bir cüret! Yeni bir yol açıp. Geçmişimin labirentlerine sızabilir miydi?…

Okumaya devam et

Yabancı 13 – İtiraflar

Bazı gerçeklerle yüzleşmek, can acıtsa da, hayatınızı ipten alır…. Üzülme evlat, kaybettiğini sandıkların, kurtulduklarındır belki.Charles Bukowski (1920 – 1994) /  Amerikalı yazar ve şair

İnsanların sahiplenme hırsından bahsederken. İnsanların aptallığından söz ettim! Sahip olma hırsının peşinden koşan insanların gülünç olduklarını söyledim. Ve sonunda da bu hırs. İnsanları zalimleştirdi dedim. Evet, böyle dedim! Buna inanıyorum! Ama, madem ki böyle söyledim. Bu insanlar aleminin bir parçası olarak. O zaman tabii ki. Kendimi de sorgulamalıyım! “Ben de böyle miyim?”… diye sorup. Kendimle yüzleşmeliyim…

Okumaya devam et